İngiltere Gündemi
İşçi Partisi'nin yeni lideri Jeremy Corbyn, İngiltere'de gündemi işgal etmeye devam ediyor. Medyanın sağcısı da solcusu da yeni radikal İşçi Parti liderine dair haber yapmadan günü tamamlayamıyorlar. Avrupa’nın merkez sağa çekildiği günümüzde aşırı solcu bir lider kimini şaşırtıyor, kimini ise korkutuyor. Sermaye sahipleri, muhafazakar kesim, varlıklı orta sınıf, ırkçı işçi sınıfı ve kendi partisinden kendine muhalifler (partinin hemen hemen büyük bir çoğunluğu) Jeremy’e rahat vermiyorlar. Alışık değiller elbette. Katıldığı televizyon programında kamerana çay yapan, çocuğunu özel okula değil de devlet okuluna göndermek istediği için eşinden ayrılan bir siyasetçi alışageldik değil elbette.
İngiliz Parlamentosu'nun ritüellerinden olan muhalif vekillerin başbakana soru yönelttiği ilk 'Question Time’ (Soru Zaman) deneyiminde de Jeremy Corbyn yine yaptı yapacağını ve "sıradan halkın temsilcisiyim o yüzden halkın sorularını yöneltirim" deyip Başbakan Cameron'a 40 bin soru sordu.
Jeremy’i öcüleştirici politikalar ise tüm hızıyla devam ediyor. Solcu liderin, IRA’yı (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) 'terörist örgüt' olarak görmeyişi sık sık gündeme getiriliyor. Bu hafta da Başbakan Cameron, 'Corbyn, ulusal güvenlik için tehdittir’ dedi ve tüm güruhu da onu takip etti.
"Neden mi tehdit" olarak görülüyor? NATO’ya ve nükleer silaha karşı çıktığı için. Ortadoğu’ya olası bir hava saldırısı ya da askeri müdahaleye de karşı olduğu için. Medyanın karalama politikaları ya da eleştirenlerin sık sık medyada yer almasından dolayı Independent gazetesinin yaptığı ankette İşçi Partisi yüzde 37 oranında oy kaybetti.
Düşmanları, önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak belediye seçimlerinde İşçi Partisi'nin oy kaybetmesi durumunda Corbyn’i indirmeyi planlıyor.
İşçi Partisi'nin kaybedeceği oyların kendilerine geleceği düşüncesiyle Liberal Demokratlar ise atağa geçti ve Corbyn’e şüpheyle bakanları kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlar. Zira 2010 seçimlerinde İşçi Partisi'nden ayrılanların oylarıyla Liberal Demokratlar oylarını artırmış ve hükümetin ortağı olmuştu.
Ancak Corbyn’e devam eden olası desteği de görmek gerekiyor. İskoçya, Kuzeydoğu İngiltere, Galler bölgesinde ve Londra’da İşçi Partisi'nin oylarını arttıracağı tahmin ediliyor.
Bir önceki genel seçimlerde İşçi Partisi'nin kaybetmesine sebebiyet veren İskoçya Ulusal Partisi'nin bu kez Corbyn’in arkasında durması da partinin oylarını yükseltecek unsurlardan.
Yeni lider, İşçi Partisi'nin bütün aykırı seslerini kabinesinde toplamaya başladı. Sesi duyulmayanın sesi, kulağı olma iddiasından vazgeçecek gibi değil.
Bir siyasetçinin -olumlu ya da olumsuz- bu denli gündemi işgal etmesi ise onun gerçekten de etkili bir siyasi figür olmasından kaynaklanıyor.
Corbyn tıpkı "fareli köyün kavalcısı" gibi. Hikaye bilindik bir hikaye. Kavalcı, kavalından çıkan güzel melodiyle fareleri peşinden sürükler ve köylüleri farelerden kurtarır. Köyü farelerden kurtarması karşılığında söz verilen altınlar verilmeyince de bu kez güzel melodisiyle köyün çocuklarını peşinden sürükler. Corbyn’in kavalı yok ama etkili sözleri var. Bu sözleriyle hem İngiltere’yi sürülerden kurtarabilir hem de milyonlarca genci peşinden sürükleyebilir.
İşte bu yüzden Corbyn çok göz korkutuyor!