Vietnamlı Budist Rahip ve Filozof olan Thich Nhat Hanh “Özgürlük hiç kimseye kolayca verilmez, bizlerin onu işlemesi gerekir. Bu günlük bir pratiktir. Kimse sizin her attığınız adımda ya da her nefes alıp verişinizde artan farkındalığınızın önüne geçemez” der.
Özgürlük arayışçısı olanlara sesleniştir bu söz. Farkında olmak ve farkındalık yaratmak. Ne istediğini bilen ve bunu olabildiğince herkese ulaştırmak için mücadele eden yolun yolcularıdır özgürlük arayışçıları. An’da yaşamın mücadelesini verir. An ile yarış halindedir. Kaçırdığı her anın büyük bir kayıp olduğunun farkında olur. Hem kendisini yetiştirir hem de olması gereken yerlere yetişir.
Öncüler yaşananı yansıtmaz, görünür kılar. Görünür kıldıkça onu işler ve çözüm üretmek için arayışa girer. Öncülerin çözüm arayışı sadece kendileri ile sınırlı olmaz. Bir orman gibi içinde yaşadığı toplumla birlikte çözüm yollarını bulmaya çalışır. İşin başında, sonunda, ortasında, kenarında neresinde kimler varsa onlarla çözüm arayışları geliştirilmelidir. Kollektif yaşam alanlarıdır toplumsal alanlar. Kolektivizmden kopuk, tek başına çözüm geliştirip onun uygulaması için harekete geçenler, bir müddet sonra kendi geliştirdikleri çözümlerin dışına çıkarlar.
Yaşamın kendisi baştan sona yeniyi keşf etme ve onu işlemedir. Keşif demek illada bir şeyi yoktan var etmek değildir. Kişiye yabancı olan ya da kişinin bilmediği bir eylemin-olgunun farkına varmak da keşiftir. Bu durumda öncüler aynı zaman da keşifçidir. Keşf edip farkındalık yaratma öncüsüdür. Öncü dediğimiz de öyle uzaktan aranılacak bir kişi veya kişilikler değildir. Kendisinde sorumluluk hisseden her birey öncülük misyonunun sahibidir. Bunun için illa da birileri vasıtasıyla görevlendirilmek gerekmiyor. Peki bu öncüler kendilerinden beklenilen bu görev ve sorumluluğunun farkında mıdır? Etrafımızda bizi ilgilendiren onca olay ve olgular yaşanırken daha ne kadar seyirci durumunda kalacağız?
Siyasal, kültürel, ekonomik, edebi, sanatsal, eğitim, dil, bilimsel, sanal, felsefik ve psikolojik olarak büyük gelişmelerin yaşandığı bilişim çağında yaşıyoruz. Bu bilişim çağında milyonlarla ifade edilen Kürt ve Kürdistanlının yaşadığı diasporada her alanda büyük boşluklar var. Bu boşluklara yönelik bireyden başlayarak topluma yayacak ve onu kucaklayacak gelişmelere yönelmek gerekiyor. Bu çalışmaları başta ailelerde başlatarak tüm kurum ve kuruluşları birer üretim merkezi haline getirmek Kürt aydın, entelektüel, gazeteci, sinemacı, edebiyatçı, sanatçı, eğitimci, sosyolog, sağlıkçı vb tüm şahsiyetlerin sorumluluğundadır.
Eğer Kürt halkının bu öncüleri toplumdan kopuk olarak sadece kendi dünyaları içine kapanarak, yazarak, haber yaparak toplumsal bir değişimin yakalanılacağını düşünüyorsa burada bir yanılmanın olduğunu da görebilmelidir. Kürdistan halkının büyük emek, bedel ve sorumluluklarla ortaya çıkardığı onca kurum ve kuruluşlar bu gibi çalışmalar için büyük imkanlar sunuyor. Bu imkanların farkına varmak ve kurumları toplumun bilişim çağı ihtiyacına göre formatlamak, temel ihtiyaçları belirleyip ona göre geç kalmadan çalışmalara katılmak hepimizin önünde duran sorumluluklardır. Eğer bunu yapmıyorsak büyük kaybetmenin başlangıcındayız. Geçmişin gerisinde olmak kaybetmektir. Eğer geçmişe ukde ediliyorsa o zaman ciddi bir sorun vardır demektir.
Thich Nhat Hanh, “Geleceğe değer vermenin en güzel yolu şu ana değer veriyor olmaktır” diyor. Eğer geleceği özgür, demokratik, ekolojik, eşitlikçi bir yaşam ve sistemde görüyorsak bu anı iyi değerlendirmek gerekiyor. Bulunduğumuz her kurum-kuruluş-aile-iş-kültür-spor vb alanlardan başlayarak eksik ve yetmezliklere karşı farkındalık mücadelesi vermek şarttır. Bana neci anlayıştan kendimizi kurtarmak, Kürdistan halkının geliştirdiği ve büyük emeklerle ördüğü özgürlük mücadelesi taçlandırmak bizim görev ve sorumluluğumuzdadır. Özellikle Avrupa’da yaşayan her Kürdistanlı kendi toplumsal kurumlarına sahip çıkarak farkındalık mücadelesi vermelidir. Bu sorumluluk bilinciyle her yerde yaratılan değerleri halkların özgürlük ihtiyaçlarına cevap olacak duruma getirmek için şimdi değilde ne zaman kendimizin farkına varacağız?