Bu yıl farklı bir Newroz kutluyoruz. Kürdistan’da kutlanan Newrozlar her zaman kendine özgü ve biraz da olağanüstü koşullarda geçti. Kürtler için bir direniş, varolma ve irade belirtme, özgürlükte inadın duruşuydu. Devlet ise hep yasaklama, sınırlandırma ve şiddet, katliamla engelleme peşinde oldu.

Şu noktayı da öncellikle vurgulamamız gerekir. Kürt Özgürlük Hareketi saldırgan ve milliyetçi bir rotadan uzak gelişti. Özellikle Öcalan’ın önderliğinin bunda belirleyici bir payı oldu. Bu açıdan devlet güçleri saldırmadıkça hiçbir Newroz veya kitle eyleminde herhangi bir olay veya taşkınlık yaşanmadı. Yüzbinlerce, milyonlarca insan bir araya geldi, barışçıl ve olgun bir havada kutlamalarını, gösterilerini yapıp dağıldılar. Olaylı geçen bütün gösteriler ve Newrozlarda devletin yasakçı ve saldırgan politikası vardır.
Geçen yıl Newroz hükümet tarafından bilerek bir günle sınırlandırılmış, yasaklanmış ve şehirler adeta yeniden işgal edilmiş bir görüntü altındaydı. Öyle ki Diyarbakır’da bile Newroz’u yasaklamaya kalktılar. Yüzbinlerce insanın katılacağı barışçıl bir kutlamayı, bayramı yasaklamak doğal olarak çatışmalara ve provokasyonlara davetiye çıkarmaydı. Buna rağmen halk herhangi bir olaya neden olmamıştır. Polis ve devlet güçlerinin önlerini kesmelerini ve barikatlarını sel gibi akarak aşmış ve Newroz’a yaraşır bir direniş ve özgürlük anlayışıyla kutlamıştır.
Kürdistan’ın her yerinde devlet güçleri saldırmadıkça, herhangi bir olay çıkmamıştır. Hatırlanırsa geçen yıl bu zamanlar hükümet yetkilileri ve basın sürekli Newroz’un yasaklanmasını savunmuş, provokasyon olacağını propaganda etmişlerdi. Yasağa ve barikatların Diyarbakır’da aşılmasına, devlet güçlerinin provokasyona zemin hazırlamasına rağmen bir olay çıkmamıştır. Bu da bir daha gösterdi ki, Türkiye’de ve Kürdistan’da devlet güçleri içinde olmadıkça kayda değer bir olay ve provokasyon olmuyor.
Geçen yıl bir milyona yakın insanın yasağa rağmen Diyarbakır’da Newroz’da buluşması Kürt halkının ezilemeyeceğinin ve susturulamayacağının göstergesiydi. Çünkü hükümet kış boyu dağları bombalamış, bazı gerilla gruplarını imha etmişti. Kürdistan adeta yeniden işgal ediliyor görüntüleri altında sürekli evler basılıyor ve insanlar tutuklanıyordu. Hedefleri Kürt Özgürlük Hareketini hareket edemez duruma getirmek ve kitlesel direniş potansiyelini ortadan kaldırmaktı. Kürt hareketi askeri ve siyasi, adli ve hukuki komplike bir saldırı altına alınmıştı.
Kürt halkının onurlu ve kitlesel duruşu, direnişi, gerillanın güçlü çıkışları Türk hükümetini tam bir çıkmaza soktu. Sonunda önlerine koydukları stratejiyle bu hareketi yenemeyeceklerini anladılar. Ağır psikolojik saldırılara rağmen bir noktadan sonra rotayı yine diyalog ve görüşmelere doğru kırmak zorunda kaldılar. Eğer Kürt hareketini zayıflatma ve ezme şansları olsaydı bir daha İmralı’ya uğramazlardı.
Bu Newroz aynı zamanda Rojava’nın çıkış yaptığı ve tarihe kendi adına birşeyler söylediği bir Newroz’dur. Bu açıdan da biraz daha özgün ve özeldir. Kürt halkının Kürdistan’ın dört parçasında daha fazla uyandığı, örgütlendiği, mevzi kazandığı ve kendine daha fazla güven kazandığı bir ortamda 2013 Newroz’unu kutluyoruz. Bunun yanında İmralı’da Kürt halkının Önderliği ile devletin görüşmeleri başlattığı ve ateşkes ilanı dahil bir dizi gelişmenin öngörüldüğü bir kavşaktayız.
2013 Newroz’u hala binlerce Kürdistanlı politikacı, demokratik muhalefeti temsil eden insanın hapishanelerde olduğu şartlarda kutlanacak. Hükümet “silahları bıraktıracağım, çatışmalara son verdireceğim”, diyor ama silahı eline almamış ve çatışmalara katılmamış binlerce insanı hapishanelerde tutmaya devam ediyor. Ayrıca hala evler basılıp insanlar tutuklanıyor. Kısacası insan avı devam ediyor. Doğal olarak eğer bu hükümet barış istiyor ve demokratik yollari seçecekse, en azından böyle bir bayramda hapishaneleri boşaltıp güven ortamını pekiştirebilirdi.
Hükümet ve basın hala barış moduna tam girebilmiş değil. Alışageldikleri egemen ve üstten bakma hastalıkları devam ediyor. Sanki birilerine bir iyilikte bulunuyorlar. Yok öyle birşey. Ezmek ve sindirmek için herşeyi yaptınız. Yenemediniz. Bunu kabul edeceksiniz. Ayrıca barış içinde bir arada yaşamak için yenmek ve yenilmek gerekmiyor. Yüzyıla yakındır Kürtler inkar edilmiş, hakları tek yanlı gaspedilmiş. Bütün sorun bu hakların yeniden iade edilmesidir. Bu kadar kavramları kirletmenin, binbir dereden su getirmenin ne anlamı var ki?
Sanki silahı ve silahlı mücadeleyi Kürtler icat etmiş. Bilmeyen de Türk basınını ve hükümetlerini dünyanın en hümanist güçleri zannedecek. Bu hükümet ve basın değil mi Suriye’deki kanlı ve kuralsız iktidar savaşına destek veriyor. İş Kürtlere geldi mi çok akıllanıyorlar! Yüz yıldır Kürtler üzerindeki sistematik şiddeti ve tek yanlı ortadan kaldırmayı başka güçler yapmış havasındalar.
Bu tarihsel gerçekler önümüzde. Ancak sadece geçmişe takılıp kalmamak da gerekli. Bugün Kürt halkı farklı bir noktada. Artık geçmiş inkar ve asimilasyonu kabul etmiyor. Türkiye’nin yeniden yapılanmasında söz sahibi olmak istiyor. Türkiye’nin demokratikleşmesinde en temel ve öncü güç durumundadır. Örgütlüdür, bilinçlidir.
Kürt halkı örgütlü ve bilinçli mücadele yürüttüğü oranda kazanacaktır. Yeni Türkiye bu mücadelenin ürünü olacaktır. Bu açıdan bu yılki Newroz daha tarihseldir. Kürt halkı hem kendi kazanımlarını sahiplenme, demokratik, direnişci iradesini ortaya koyma hem de önderliğinin etrafında kenetlenerek yeni süreci, barışçıl ve demokratik çözümü sahiplenmelidir. Kürt halkı tüm imkanları ve örgütlü çalışmalarıyla bu yılki Newroz’u çözüm Newroz’una çevirmelidir.