
Belçika ve Avrupa’nın başkenti Brüksel, turizm, siyaset ve kültürel çeşitliliği ile dünya kentleri arasında önemli bir yer ediniyor.
Uluslararası Göç Örgütü’nün 2015 yılı raporunda dünyanın en kozmopolit ikinci kenti olarak tanımlanıyor. Bu kent Avrupa Komisyonu’na ev sahipliği yapıyor. Kentin dünya ve Avrupa siyasetindeki yeri bir yana, olağanüstü bir kültürel yapıya sahip. 19 komünü olan Brüksel, sokaktan sokağa atmosferin tamamen değişebileceği kentler arasında yer alıyor.
Burada tüm bir kenti anlatmak yerine, sadece merkezinde bir Pazar günü ortaya çıkan görüntülerle sınırlı kalacağız. Sadece bir kaç saat içerisinde tanık olduğumuz kültürel, sanatsal ve sportif aktiviteler ile yoğun kalabalıklar, kanlı saldırılara rağmen kentte yaşamın tüm canlılığı ile sürdüğünü gösteriyor.
Brüksel denildiğinde ilk akla gelenler arasında ünlü Grand-Place, Borsa Meydanı ve Marché aux Herbes sokağı yer alıyor. Borsa Meydanı, son birkaç ay özellikle anma etkinliklerine tanıklık etti. Mart ayında havaalanı ve metroya yönelik canlı bomba saldırılarında onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Kurbanlar haftalarca, Borsa Meydanı’nda çiçekler bırakılarak, mumlar yakılarak, yerlere ve duvarlara barış mesajları yazılarak anıldı.
Borsay Meydanı’nda TAI-CHI
Bu meydan aynı zamanda neredeyse tüm büyük protesto gösterilerinin yapıldığı adres olarak önem kazanıyor. Şu sıralar her Pazar sabahı, meydanda içsel bir Çin savaş sanatı olan Tai-Chi kursları ücretsiz olarak veriliyor. Bu savaş sanatı günümüzde çoğu kez bir sağlık jimnastiği olarak kullanılıyor.
Meydanda gönüllü kurs veren Valerie Gay, mevcut durumda Brüksel Belediyesinin ortaklığı ile bu kursları verdiklerini söylüyor. 10 kadar kent sakinini etrafında toplayan ve yavaş hareketler yaptıran Valerie, “Bir amaç da Çin kültürünü yaymak ama aynı zamanda, mümkün olan en fazla sayıda insanın kendi sağlığına sahip çıkmasını sağlamaktır” diyor.
26 ülkede bu sporu gönüllü olarak yaptıklarını ifade eden Valerie, bu sporun her yaştan insana uygun olduğunu sözlerine ekliyor. Borsa Meydanı’ndaki kurslar 30 Eylül’e kadar ücretsiz olarak verilmeye devam edecek. Paralel olarak kentin başka yerlerinde de kurslar veriliyor.
Gitar, mızıka, şarkı...
Tai-Chi’nin yapıldığı meydanın diğer bir köşesinde, genç bir Brükselli elinde gitarı, dudakları arasında mızıkası ayağına bağladığı başka bir enstrüman ile dikkatleri üzerine çekiyor.
Bertrand Werbrouck, “Şimdilik Brüksel sokaklarında çalıyorum” diyor. “İyi vakit geçiriyorum, çok paylaşım oluyor” diyerek sözlerini sürdüren Bertrand, neden sokaklarda müzik icra ettiğini ise şöyle ifade ediyor: “Çok sayıda grubumuz var. Bu yaz çok festival de gerçekleşmedi. Ben de aktivitelerimi çeşitlendirmek istedik. Zaten epeydir, tek başıma çalmak da istiyordum.”
Bertrand, yıllardır müzikle uğraşmasına rağmen, Temmuz’dan bu yana Brüksel sokaklarında sanatını icra ediyor. Hemen her gün sokaklarda olduğunu söyleyen Bertrand, “Kesintisiz sürekli hareket halindeyim” diyor. Müzik eşliğinde meydandan geçenler de kadın, çocuk, genç ve yaşlılar alkışlarla eşlik ediyor. Bazı çocuklar ve yetişkinler müziğin ritmine kapılarak dans ediyor.
Çiçeklerden halı
Meydanın üst tarafında ünlü Grand-Place var. Oraya doğru yürürken, yoğun bir insan trafiği arasından geçmek gerekiyor. Farklı uluslardan insanlar, bu kentin sokaklarından geçiyor. Çikolata dükkanlar, hediyelik eşya satanlar, dışarıya bırakılan tüm masaları dolu kafeler, seyyar satıcılar, el işlemesi eşya satanlar, müzik yapanlar, dilenciler, evsizler ve dahası bu kentin her gün karşılaşılan manzarasını oluşturuyor.
Grand-Place’da 15 Ağustos’a kadar dört gün boyunca, kent sakinleri dev bir halıyla karşılaştılar. Çiçeklerden oluşan halı, 75 metre uzunluğunda, 24 metre genişliğinde, diğer bir ifadeyle 1800 metrekare üzerine kuruldu. Yüzlerce gönüllü taze çiçeklerden bu manzarayı oluşturmak için çalıştı.
Keman ve kuşlar
Ara bir sokaktan Marché aux Herbes sokağına girildiğinde, oradan Don Kişot ve Sanço Panza’nın heykelinin bulunduğu İspanya Meydanı’na gidiliyor. İspanya meydanının önünde, küçük kulübelerde hediyelik eşyalar satılıyor. Hemen yanında, kentte farklı bir yolculuk yapmak isteyenler için at arabası ile bekleyen kadın sürücü dikkat çekiyor. Meydanda kuş seslerinin geldiği bir stantta, kadın satıcı eşinin yaptığı seramikleri satıyor. Bu seramikler içerisine az miktarda su konularak, hem farklı tonlarda kuş cıvıltıları çıkarılıyor hem de flüt olarak kullanılabiliyor. Geleneksel oyuncakları tanıtan Tierra Viva standının sahibi, “Eşim 17 yıldır bu işi yapıyor” diyor. Bir nota defterini de gösteren kadın satıcı “Bira yetenek ve biraz sabır gösterilirse öğrenilir” diye ekliyor. Standa yoğun bir ilgi de gözleniyor. Güler yüzlü kadın, küçük bir gösteri yapma talebimizi de kibarca kabul ediyor. Bu seramiklerden çıkan seslere, kuşlar da karşılık veriyor.
Daha aşağıda, klasik, pop ve rock müzik yapan bir grubun kadın üyesi keman çalıyor. Huzur veren bir müzik, Marché aux Herbes sokağına yayılıyor. O sırada kalabalıkların arasından at arabası geçiyor. Kemanın sesi eşliğinde, meydanda oturup kitap okuyanlar, dinlenenler, kafelerde kulak kabartanlar da var.
Sonia Perez’in kolyeleri
Aynı sokakta, Grand-Place’a açılan küçük bir sokağın başında İspanya’dan gelen bir genç kadın göze çarpıyor. Yere serdiği bir bezin üzerinde el işlemesi kolyeler ve bileklikler yoldan geçenlerin dikkatini çekiyor. Sonia Perez, az da olsa bildiği Fransızca ile Madrid’den geldiğini söylüyor. Bu kentte kısa bir süre önce geldiğini söyleyen Sonia, bir kaç gün sonra geri döneceğini belirtirken, “Kışın burası soğuk oluyor” diyor. Sonia, bir yandan yaptığı işi anlatırken, diğer yandan hüneriyle yeni üretimler yapıyor.
Tüm bunlar Brüksel’i anlatmak için yeterli değil. Ancak sadece aynı bölgede kısa süreli bir ziyaret, kentin ne denli canlı ve kültür başkenti olduğunu anlamaya yetiyor.
MAXİME AZADİ / BRUKSEL