Türk devleti 24 Temmuz 2015 yılından bu yana Medya Savunma Alanları’nı savaş uçaklarıyla bombalıyor. Bombardımanın aralıksız devam ettiği bu alanlar, sivil halkın da yaşadığı yerler. Bu bombardımanlardan en çok da sivil halk ve coğrafya zarar görüyor. Tonlarca ağırlıkta kazanlarla vuruluyor. Toprağın bedeninde yarıklar oluşuyor. Kürt’ün de yüreğinde ve zihninde kapanmayacak yaralar…
Kendekola, Kortek, Zergelê katliamları, Kürt halkının belleğinde izleri asla silinmeyecek insanlık dışı olaylar olarak duruyor. Solin bebek, Kortek’ten geçen her yolcuya katledilme hikayesini anlatıyor. Yolun solunda duruyor Solin (1) ve kendisiyle birlikte katledilen ailesinden kalanlar. Tam da vuruldukları yerde toplandı onları, o mahşer gününü anlatan parçalar.
Tıpkı Enfal’in kurbanları için yapılan Halepçe anıtı gibi. Ama buna da tahammülü olmayan, öldükten sonra bile Kürt halkına zulüm etmekten büyük bir zevk alan faşist Türk devleti ve ordu güçleri, geçtiğimiz ay Solin bebek ve kendisiyle birlikte katledilen ailesi için yapılan anıt yerini de bombaladı. Ve Zergelê, katliam gününden sonra bile defalarca bombalandı. Türk devleti tarafından katledildikten sonra bedenleri paramparça edilen, teşhir edilen binlerce olaya tanıklık etti Kürt halkı bugüne kadar. Analar doğurup büyüttükleri, göz bebekleri gibi baktıkları çocuklarının morglarda bekletilen cenazelerini teşhis edemedi. Adeta kömür parçasına dönüşen bedenler üzerinde tanıdık izler aramaya çalıştılar.
İnsanlar kaybettikleri sevdiklerinin, biriciklerinin anılarını toplar, onlarla yaşar ve teselli bulur. Ceylan Önkol’un annesinin yaptığı gibi… Bir anne için çok zordur çocuğunun bombalarla parçalanan bedenini eteğine toplamak ve sonra da gömmek… Ama yine de bir mezarı olsun ister. Kürt halkı yürüttüğü özgürlük mücadelesiyle birlikte bir diğer mücadelesini de bunun için verdi. Özgürlük davaları uğruna yaşamını yitiren, katledilen ve kaybedilen evlatlarının cenazelerine ulaşmak, kemiklerini bulmak ve onları özgürlük uğruna yaşamlarını bedel verdikleri topraklarına törenlerle sarmak istedi. Ancak Türk devleti vahşetini sadece yaşayan Kürt’e değil, katlettiği Kürt’ün ölüsüne karşı da sergiliyor. Kürt halkının kutsal değerlerine saldırıyor, mezarlarını tahrip ediyor, şehitliklerini bombalıyor.
Son iki yıl içerisinde en çok da Bakur ve Başur Kürdistan’da bulunan ve sivil halka açık şehitlikleri hedef aldı. 17 Şubat akşamı da Medya Savunma Alanları’na bağlı Kandil’de bulunan Şehit Mehmet Karasungur Şehitliğini bombaladı. O şehitlikte Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncü kadrolarından olan Mehmet Karasungur ve Kürdistan’ın dört parçasından özgürlük savaşçılarının mezarları bulunuyor. Kürdistan’ın dört parçasından Kürt halkı evlatlarının mezarlarını ziyaret etmek için kilometrelerce yol geliyor, sınırları aşıyor. Kürt halkının diktatörlüğe ve faşizme referandum sürecinde neden ‘Hayır’ demeyi seçtiğinin bir sebebi de işte budur.
Kürt halkı, Türk devletinin insanlık dışı zulmünü lanetliyor ve bu zulmün son bulması için birliğe yöneliyor. Dört parça Kürdistan’da ulusal birliğin sağlanması için kadınlar ve gençler, Kürt halkının ileri gelenleri birlik çağrısında bulunuyor. İşte Güney Kürdistanlı kadınlar da Şehit Mehmet Karasungur şehitliğine Türk devletinin gerçekleştirmiş olduğu bombardımandan hemen sonra giderek Türk devletinin Kürdistan üzerindeki işgalini, Kürtlere yönelik soykırımını ve kutsal mekanlarına dönük saldırılarını kınadı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaşam ve mücadele felsefesini kendilerine esas aldıklarını belirterek, özgürlüğünü talep ettiler.
Güney Kürdistanlı kadınların, Şehit Mehmet Karasugur Şehitliğinde ulusal birlik mesajı vermesi çok daha farklı bir anlam taşıyordu. PKK’nin öncü kadrolarından olan Mehmet Karasungur, Kürtler arası birliği sağlama çalışmaları yürütürken, 2 Mayıs 1983 yılında iki Kürt gücü arasında yaşanan bir çatışmada yaşamını yitirdi. Güney Kürdistanlı kadınlar yaptıkları birlik çağrısıyla, tüm Kürt halkına ve Mehmet Karasungur’a başlattığı ve tamamlayamadığı birlik çalışmasının sürdürücüleri olacaklarının sözünü de vermiş oldular. Türk devletinin işgalci ve faşist saldırılarına böyle güçlü bir mesajla karşılık verdiler.