Günümüzde dünya genelinde iktidar ve devlet sorununun ağırlaşmasıyla bağlantılı yaşanan ve can alıcı olan "Ya demokratik devrim ya faşizm’’ ikilemidir. Şu anda bu ikilemin en fazla keskinleştiği ülkelerden biri olan Türkiye tüm dünya tarafından kaygıyla izleniyor. En çok da dünya ve bölge kadınları tarafından!
AKP iktidarı Türkiye’yi kadın katliamlarının yüzlerce kat arttığı bir ülkeye dönüştürdü. Bu katliamlar karşısındaki reflekslerin donuklaştığı, neredeyse yok olduğu bir garip memleket artık Türkiye. HDP meclise seçtiği kadın milletvekili sayısı ile TBMM’nin tarihinde bir ilki başardı. Aynı HDP’nin aynı kadın milletvekillerinin sürüklenerek, tartaklanarak polis arabasına zorla konulup mahkemeye götürüldüğü ülke oldu Türkiye. Ama ne öldürülen kadınlar karşısında kullanılan bıçak, tabanca, tokat, yumruk, tekme ne de polislerin kadın milletvekillerini tartaklarken kullandıkları elleri "silah’’ olarak tanımlandı. Türkiye adaleti ve hukuk sistemi, Denizlili 62 yaşındaki Şenay Güzel annenin 38 yaşındaki oğluna bir kavga anında fırlattığı naylon mavi terliği silah olarak tanımladı! 62 yaşındaki anneye oğlunun şikayeti üzerine "silah kullanarak yaralamaya teşebbüs’’ten 5 yıla kadar hapis istemi ile dava açıldı.
Gimgim’ı, Farqîn’i, Cizîr’i, Sûr’u, Nisêbîn’i, Silopî’yi, Hezex’i, Gever’i, Şirnex’i yakıp yıkan toplar-tanklar silah değil a bacılar, analar! Biz, siz hepimiz hayal görmüşüz! Cizre bodrumlarında gencecik üniversite öğrencilerinin üzerine dökülen benzin silah değil, sakın yanlışlık yapmayın. Hala sokaklarda çocuklarımızın hayatlarını söndüren mayınlar silah değil, sakın yanlış telaffuz etmeyesiniz. Eski kocalarımızın, eski nişanlılarımızın, eşlerimizin, sevgililerimizin bizi delik deşik edip sokak ortasında kanlar içinde bıraktıkları bıçaklara, tabancalara, pompalı tüfeklere sakın silah deme cehaletinde bulunmayın ey kadınlar. Onların bize savurdukları tekmeler, attıkları tokatlar ve yumruklar da değildir silah. "Milliyetçilik, dincilik, cinsiyetçilik, bilimcilik ve sanatçılık (spor, dizi vb.) toplarını yirmi dört saat boyunca topluma kustururcasına vuran medya silahı’’ (Rêber Apo) da silah değildir.
Silah, bir annenin altında cenneti taşıdığı rivayet edilen ayağına giydiği mavi naylon terliktir! Hele bir de 38 yaşında bir oğula fırlatılmaya görsün, dünyada bundan daha etkili, öldürücü ve yok edici bir silah icat edilmemiştir. Ne Rusya’nın ne ABD’nin son teknoloji ürünü uçaklarından fırlattıkları füzeler, bombalar ne de Türkiye’nin her tarafını savaş meydanına çeviren Türk savaş uçaklarının attığı bombalar. İlle de anne elinden fırlatılan mavi naylon bir terlik! Yok, başka tehlikeli, öldürücü bir silah bu koca yeryüzünde.
AKP faşizmi toplumsal dinamikler içinde en fazla kadından korktu, korkuyor. Bugüne kadar hukuk alanında ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında getirdiği düzenlemelerle bu dinamiği etkisiz kılmaya çalıştı. Denizlili annemiz şahsında kadınlara verdiği mesaj, "Dokuz ay on gün karnınızda taşıdığınız oğlunuz da olsa erkeğe el kaldıran kadını cezalandırırız. ‘Cennet anaların ayaklarının altındadır’ dediysek devletimize en az 3 çocuk doğurup anne olasınız diyeydi, yoksa ayağınızı koyduğunuz terliği bir erkeğe fırlatacaksanız biz cehennemi sizin ayaklarınızın önüne getiririz.’’
Faşizm tüm dünyada geçmişte de bugün de hep korku ile beslendi. En başta kadınlar bu farkındalıkla yaşamak zorunda ve bilinçlerini hep uyanık tutmalılar. Bilincimizi, ruhumuzu ayaklandırma zamanı! Sistemin bizi köle kıldığı alışkanlıklarımızdan kurtulma zamanı! Tüm korkularımızı yenersek, faşizm bize yenilir. Aksi takdirde hayatlarımızı bir mavi naylon terlik gibi çıkarıp ölümün hanesine fırlatacaklar. Bizi de bir oğula fırlattığımız bir naylon terlikten ötürü bugün beş yıla mahkum edecekler, yarın bir kıyafetimizi, bir kahkahamızı, bir bakışımızı silah sayıp adam öldürmekten idam edecekler. Tüm insani değerleri çiğneye çiğneye yükselen faşizmi, kadınların barış, özgürlük ve demokrasi cephesini büyütecek sinerjileri durduracak!