Meclis'teki muhalefet ve alanlarda yükselen tepkiye karşı üç maymunları oynayan hükümet paketini istediği biçimde geçirdi. DİHA'ya konuşan farklı çevrelerden isimler, paketin yasalaşmasından duydukları kaygıyı dile getirdi. 


İlan edilmemiş sıkıyönetim

HDP Hukuk Komisyonu üyesi Meral Danış Beştaş: HDP olarak pakete karşı 39 gün boyunca Meclis’te direndik. Paket ilan edilmemiş bir sıkıyönetim ve darbe getirecektir. Bu bir faşizm yasasıdır. Paketin Meclis’ten geçmiş olması meşru olduğu anlamına gelmez. AKP, Meclis’teki çoğunluğuna dayanarak paketi gece yarısı alelacele çıkardı. Paket, evrensel hukuki değerleri, hak ve özgürlükleri, toplantı-gösteri haklarını tümüyle ortadan kaldırıyor. Valilere OHAL valilerine tanınan yetkiler veriyor. Bunun sonucunda ise vali ve hükümet yargı yetkisini de eline alıyor. Bu paket başka bir anlamda da kuvvetler ayrılığı, denge denetleme sistemi dediğimiz mekanizmaları da ortadan kaldırıyor. Paketi ilk günden itibaren kabul etmedik ve buna karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. AKP, paket ile seçim öncesi halkın kendi muhalefetini gösterme olanaklarını ortadan kaldırmak istiyor. Hükümet paketle kendi halkına savaş ilan etmiştir. Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekiyor ancak bu yasa tam aksi bir istikamette… Uygulama alanlarını bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi görev olarak biliyoruz. Yurttaşların da paketten kaynaklı kendilerine dönük ihlalleri mahkemeye taşıması için öncülük yapacağız. Cumhurbaşkanı'na 'onaylama' diyemiyoruz. Çünkü cumhurbaşkanı ile hükümet arasında bir ayrım yok. Bu isteğimiz karşılık bulmayacaktır. Ancak Erdoğan’ın halen bir şansı var Türkiye’yi daha fazla karanlığa sürmemek için. Tarih sıkı yönetimler, OHAL’ler, darbelerle başarılı olunmayacağını göstermiştir. Kazananlar demokrasi, hak ve özgülüklerden yana olanlar olmuştur. Dolayısıyla AKP bu şekilde kendi sonunu da hazırlıyor. 


OHAL yasalaşıyor

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi: Bu yasal düzenleme ile demokratik toplumun, ifade ve yürüyüş özgürlüğü gibi değerlerine öldürücü bir darbe vuruluyor. Kitlesel gözaltlıların ve tutuklanmaların yaşanabileceği tehlikesi oluşuyor. Özgürlüklerin sonunu getiren bir düzenleme. Bir savcıya bile haber verilmeden bir kişinin gözaltına alınmasının yasallaştırılması kayıp gözaltlıların da önünü açan bir durum. Yasal düzenleme yoluyla olağanüstü hal uygulamasına geçilmiş oluyor. Türkiye'deki bütün insanların özgürlüğüne tehdit oluşturan bir düzenlemedir. 


Polis infazları artar

Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi: Paketin tartışmaya açıldığı gündem itibaren tüm toplumda demokratikleşmenin askıya alınacağı kaygısı yaşandı, yasanın Meclis'ten geçmesiyle birlikte bu kaygı somutluk kazandı. Polislere geniş yetkiler içeren paketle birlikte, Cizre ve benzeri yerlerdeki polis infazları ve hak ihlalleri artacak. Polise böyle keyfi uygulama yetkisi verilmemelidir. Yasanın yürürlüğe girmemesi için ciddi bir tepkinin oluşması gerekiyor, aksi takdirde büyük felaketlere zemin hazırlayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayına sunulan paketin veto edilmesi, Erdoğan onaylansa dahi Anayasa Mahkemesi'ne götürülerek iptal edilmesi gerekiyor. 


Sürecin ruhuna aykırı

Bingöl Baro Başkanı Abdullah Alakuş: Polis devletine gidiştir. OHAL'i hatırlattığı gibi o dönemki uygulamaları aratmayan yasalardır. Paket, çözüm sürecinin ruhuna da aykırıdır.  Hükümetin çözüm masasındayken çıkardığı bu yasayı Kürtlere karşı koz olarak kullanmak istiyor. Çözüm derken 'İç Güvenlik Paketi'ni çıkartmak başlı başına bir çelişkidir. Yasayla hükümet çözüm sürecini sekteye uğratmak istiyor. Paketin onaylanmasıyla birlikte tüm halkların hak ve özgürlükleri gasp edilecektir. 


Polise suç işleme özgürlüğü

Batman Baro Başkanı Ahmet Sevim: Paketin onaylanmasıyla polislere suç işleme özgürlüğü getirilecek. Denetim tamamıyla idari mercilere verilecek, hukuk tamamen idarenin asayişçi mantığına terk ediliyor. Yıllardır birçok olayda failler cezasızlık zırhının arkasına gizleniyor. Her ne kadar kimi soruşturmalar yapılsa da esaslı bir mücadele yoktu. Tamda o noktada yıllardır cezasızlıkla mücadele kanunu beklerken tam tersi bir uygulama ile kolluğun elini rahatlatan yetkilerini aşmasına imkan tanıyan 'suç işleme özgürlüğü' tanınacaktır. 


Karşı duracağız

TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı: Paket, bütün Türkiye'nin tanıklığında ve toplumun rızası dışında Meclis'ten geçti. AKP hükümeti kendi güvenliğini sağlamak için toplumun güvenliğini ortadan kaldırdı. Zaten bu yasa çıkmadan önce toplumun yaşam hakkı yok salıyor, her türlü işkence ve kötü muamele siyasi iktidarın direktifleriyle uygulanıyordu. Bu yasa yerine halkın güvenliğini sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç vardı. Toplumu oluşturan bireylerin varoluşları gereği, yaşamlarını tehdit eden bu tür düzenlemelere karşı doğal olarak bir karşı çıkışları olacaktır. Yoksa, aksi ölüm demektir, insanlık değerlerinin ölümü demektir."


Yeni bir savaş hali

KESK Eşbaşkanı Şaziye Köse: Paketin kabul edilmesiyle demokratik ve sendikal özgürlüklerin yanı sıra, çözüm sürecine de ağır bir darbe vuruldu. Paketin Meclis'te kabul edilmesi yeni bir savaş hali ifadesidir. Bu iktidar kendini kandan besleyerek sürdürmek istiyor. Ancak, tarih bize gösterdi ki, kandan beslenenler, demokrasi, özgürlük ve barış talepleri karşısında duramadılar. Bu taleplerle hareket eden halkın bütün iktidarları yerle bir edeceği birçok örnekle kanıtlanmıştır. Türkiye'de de bu yasalar halkın talepleri önünde bir engel oluşturmayacak ve bu yasayı çöpe atacağız.


Süreç Erdoğan'a havale

Sosyolog Betül Yarar: Paket, çözüm sürecinin ruhuna aykırı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kaynaklı restleşmeye dönüştü. Yasanın tekrar Meclis'e gelerek, kabul edilmesi Erdoğan'ın son günlerde yaptığı açıklamalar ve attığı adımlarla uyumlu. Yasanın Meclis'te kabul edilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sürecin havale edilmesi anlamındadır. Bu bir tür restleşme olarak ifade edilebilir. Pakete karşı muhalefetin güçlendirmesi gerekiyor. Özellikle HDP ve CHP'nin alacağı tutumlar belirleyici olacaktır. 


Türkiye ayağına sıktı

Akademisyen İşaya Üşür: Yasayla birlikte iktidarın dışındaki farklı siyasi düşüncelere yaşama hakkının tanınmıyor, bu hareketlere karşı keyfi güç kullanımı yaşanacağını gösteriyor. Türkiye bir kez daha kendi ayağına sıktı. Bu yasanın yerine geçecek ceza hukukunda birçok madde varken, asıl olarak bu maddelerin temizlenmesi gerekirken, yenilerini yapmak kabul edilemez. İinfaz paketinin temel hedefi, Kürt hareketinin muhalefet gücüne yöneliktir. 


Güvenliğimiz tehdit altında

Tasarıya başından itibaren itiraz eden Kadın Koalisyonu, "güvenliğimiz tehdit altında" dedi. Yasa ile totaliter rejimin adımlarının atıldığına vurgu yapan Koalisyon, aksine özgürlükleri güçlendirecek tedbirler alınmasını istedi. "Bu tasarı,  asli işi özgürlükleri ve insan haklarını korumak ve geliştirmek olan devletin, insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa'da belirlenen temel hakları gasp etmesini meşrulaştırıyor" eleştirisinde bulunan Koalisyon, "İç güvenlik yasa tasarısı esas olarak hem Anayasa hem de uluslararası insan hakları sözleşmelerinin bütününe aykırı ve insan haklarına dayalı katılımcı bir demokrasinin gerçekleşmesine yönelik beklentileri bütünüyle ortadan kaldırıcı bir niteliktedir ve hızla geri çekilmelidir" mesajı verdi. 


Faşizme izin vermeyeceğiz

Eğitim Sen Genel Merkezi, 'İç Güvenlik Paketi'nin sorunları çözmek bir yana yeni sorunlar doğurabileceğine dikkat çekerek, düzenlemeye yönelik bütün eleştirilere kulaklarını tıkayanların, şiddet politikalarını meşrulaştırmak için hamle üstüne hamle yaptıklarını belirtti. AKP'nin iktidarını korumanın tek yolu olarak darbe dönemlerini hatırlatan bir düzenlemeye sığındığına vurgu yapan Eğitim Sen, "Türkiye'nin emek ve demokrasi güçleri bu topraklarda faşizmin adım adım kurumsallaşmasına izin vermeyecek, emek, demokrasi ve barış mücadelesini inatla ve kararlılıkla sürdürecektir" dedi. 


 HABER MERKEZİ