QSD hamleyi durdurdu, KCDK- acil eyleme çağırdı
- Türk devletinin Kobanê ve Girê Spî merkezli geliştirdiği saldırılara ve uluslararası sessizliğe tepki gösteren QSD, dün akşama doğru bir açıklama yaparak, Dêrazor'da DAİŞ'e karşı yürüttüğü operasyonu durdurduğunu duyurdu. QSD Uluslararası Koalisyonu'nun tutumunu netleştirmesini istedi.
- KCDK-E: Kobanê için acil eylem çağrısı: Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E), Türk devletinin Kobanê'ye dönük saldırılarının ardından Avrupa'daki Kürtler ve dostlarını acil eyleme çağırdı. KCDK-E, "Avrupa'da yaşayan yurtsever halkımız ve dostlarımız özgürlük sembolü Kobanê için ayağa kalkmalıdır"dedi.
QSD savaşçılarının DAİŞ’e karşı amansız bir savaş yürüttüğü bir dönemde işgalci Türk ordusu, tüm askeri angajman kurallarını ihlal ederek, son iki gündür Kobanê ve Girê Spî’ye yönelik tank ve toplarla saldırıyor. Saldırılarda sınır savunmasında bulunan 2 Özsavunma Güçleri savaşçısı şehit oldu, 2 sivil de yaralandı. Saldırılar, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü öncesine denk getirildi.
İstanbul’da yapılan Rusya, Almanya ve Fransa’nın katıldığı Suriye toplantısının ardından tehditler savurmaya başlayan Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, ABD ve Suudi Arabistan ile başlayan yeni görüşmelerinden de cesaret alarak, Fırat’ın doğusuna “kapsamlı ve etkili” işgal saldırısı sinyali vermişti. Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasını da çökerteceğiz. Bu konuyla ilgili hazırlıklarımızı, planlarımızı, programlarımızı tamamladık. Yakında daha kapsamlı ve etkili operasyonlarla terör örgütünün tepesine bineceğiz” diye konuşmuştu.
Türk Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Kırıkkale’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin hedefini “PYD-YPG’nin sınır bölgesinden temizlenmesi olarak koruduğuna” işaret ederek, Minbic’in doğusu için de harekete geçmeye hazır olduklarını söylemişti. Akar, ABD ile Türkiye’nin eğitim çalışmalarını tamamladığını, Minbic’te “bugün-yarın” artık ortak devriye yapılmaya başlanacağını açıklayarak, “Fırat’ın doğusu Minbic’ten sonraki çalışma noktamız olacak” demişti.
Türkiye ve ABD’nin Suriye ile arasındaki sınır bölgesinde Fırat Nehri’nin batısındaki Minbic yerleşim noktasından YPG’nin çekilmesi ve iki devletin önce koordineli ancak ayrı, daha sonra da ortak devriye misyonları yürütmesi konusunda bir yol haritası üzerinde anlaştığı kamuoyuna yansımıştı. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun görüşmelerinde kararlaştırıldığı belirtilen yol haritası çerçevesinde, önceki gün ABD ve Türk askerleri tarafından Minbic’te 68’nci kez koordineli devriye çalışması yapıldı. İki devlet ortak devriyelere hazırlık amacıyla Türkiye’de eğitim faaliyeti yürütüyordu.
Kuzey ve Doğu Suriye tepkili
Türk devletinin ekonomik kriz ortamında yerel seçimler öncesi yeniden bir saldırı dalgasının startını vermesi Kuzey ve Doğu Suriye’de tepkide karşılanıyor. Qamişlo, Girkê Legê, Dêrîk, Tirbesipiyê, Hesekê, Dirbesiyê, Amûdê, Til Temir, Serêkaniyê ve Çilaxa’da dün binler işgale karşı yürüdü.
TEV-DEM tavır bekliyor
TEV-DEM Diplomatik İlişkiler Sorumlusu Aldar Xelîl, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye dönük saldırılarıyla DAİŞ’in tasfiyeden kurtarmaya çalıştığını söyledi ve uluslararası toplumun saldırılara karşı tavır göstermesi gerektiğini vurguladı. ANHA’nın sorularını yanıtlayan Xelîl, şunları söyledi: “ Türkiye İdlib bölgesindeki teröristlerini Şehba, Efrîn, Ezaz ve çevresine nakletmeye çalışıyor. Bu şekilde İdlib’deki ateş topunu Suriye’nin diğer bölgelerine taşıyor ve bu, Suriye’nin ve çözümün geleceğini tehlikeye sokuyor. Bununla birlikte büyük karışıklıkları ortaya çıkarabilir ve terör çeşitli boyutlarda, isimlerde hortlayabilir. Özellikle DAİŞ’in Dêrazor’da bitirilmeye çalışıldığı bir dönemde.
Dörtlü zirvenin hemen ardından Türk ordusu Kobanê ve Girê Spî’yi bombalandı. Burada Türkiye’nin Suriye üzerindeki amaçlarının açığa çıktığını belirtmek istiyorum. Türkiye’nin amacı; teröre destek verme, güvenliği bozma ve demokratik çözümü engellemedir. Bunları özellikle Suriye’nin yüzde 30’una hakim olan Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde gerçekleştiriyor. Türkiye’nin bu saldırıları ilk değildir. Bu yüzden Uluslararası Koalisyon’un, ilgili devletlerin, BM ve AB’nin Türk devletinin saldırılarına karşı net bir tutum sergilemesi gerekmektedir.”
Pentagon’dan benzer açıklama
Pentagon Sözcüsü Sean Robertson, Türk devletinin kuzey ve doğu Suriye’ye dönük saldırılarına ilişkin, “QSD ve Türk devleti ile temas halindeyiz. Herkes DAİŞ’in tasfiyesine odaklanmalı” açıklamasını yaptı. Efrîn’e saldırılar sırasında da benzer açıklamalar yapan Pentagon, o dönem Efrîn bölgesinde bir çalışmaları olmadığını belirterek, müdahil olmamalarını böyle savunuyordu. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Sözcü Sean Robertson, şunları ifade etti: “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik taarruz planları hakkındaki açıklamalarının farkındayız. Türkiye ve Suriye Demokratik Güçleri’yle (QSD) durumu yatıştırmak amacıyla temas halindeyiz. Türkiye bir NATO müttefiki ve IŞİD’i yenilgiye uğratmaya yönelik küresel koalisyonun kilit bir ortağı. Türkiye’nin sınır güvenliğine bağlılığımız tam. Tüm tarafları gerilimi tırmandırmadan kaçınmaya ve en önemli görev olan IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına odaklanmaya teşvik ediyoruz’’ dedi.
DAİŞ’e karşı savaşın devam ettiğini hatırlatan Robertson, bunun zor bir savaş olduğunu belirterek, “Orta Fırat Nehri Vadisi’nde IŞİD’e karşı operasyonların ortasında bulunan QSD’yle yakın biçimde çalışıyoruz. QSD, IŞİD’e karşı kendini adamış bir ortak olmaya devam ediyor’’ şeklinde konuştu.
Pentagon Sözcüsü, Türkiye ve ABD arasında anlaşmaya varılan Minbic yol haritasının uygulanmasına olan tam bağlılıklarının da devam ettiğini söyledi.
Yûsif: Koalisyon’a da karşıdır
Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yûsif ise Facebook hesabında yaptığı paylaşımda, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırılarının DAİŞ’in Suriye’deki ömrünü uzatmaya hizmet ettiğini belirtti. Türk devletinin saldırılarının, QSD’nin Fırat’ın doğusundaki son bölgede DAİŞ’i bitirme savaşından dikkatlerini dağıtma anlamı taşıdığını kaydeden Foza Yûsif, “Bu nedenle de Erdoğan, QSD karşıtlığı yaptığı kadar Uluslararası Koalisyon’a ve Pentegon’un DAİŞ’i bitirme planına da karşı” dedi. Uluslararası Koalisyon’a saldırılara karşı net tutum göstermeleri çağrısı yapan Foza Yûsif, aksi takdirde durumun zorlaşacağı ve DAİŞ’in yeniden canlanmak için fırsat yaratabileceği uyarısında bulundu.
HABER MERKEZİ
KJK: Erdoğan kaybedecek
KJK Koordinasyonu, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü dolayısıyla yayınladığı bir mesajda, Erdoğan’ın kaybedeceğini, Kobanê’deki direniş ruhunun hep yaşayacağını belirtti.
KJK Koordinasyonu tarafında yapılan yazılı açıklamada, şunları belirtildi: “Tarih, DAİŞ’in 15 Eylül 2014’te gerçekleştirdiği saldırıyı, Erdoğan yönetiminde olan Türk devletinin desteği ile gerçekleşen soykırım ve katliam saldırısı olarak kaydetti. Kobanê’ye karşı gerçekleşen bu en vahşi ve insanlık dışı soykırım ve katliamını; Kürt halkının kadın-erkek evlatlarının, enternasyonalist yoldaşlarının desteği ile direniş ve başarı çıtasını en yükseklere çıkardığı dönem olarak yazdı.
Kobanê direnişi aynı zamanda, Kürt halkının ruhsal ve direniş birliğinin topyekun olarak geliştiği zamandır. Kobanê’de gelişen direniş ve mücadele, hem Kürt halkının ulusal birliği ve hem de enternasyonalist dayanışmasının en güçlü geliştiği zemin ve zamandır. Bu anlamında 1 Kasım Dünya Kobani Günü’ne giden sürecin bütünlüklü adımlarıdır.1 Kasım Dünya Kobani Günü, kadın direnişçiliği ve fedailiğinin yol göstericiliği ve öncülüğünde örülmüş bir hakikattir. En çok da ‘Kobani düştü, düşüyor’ diyen Türk cumhurbaşkanı Erdoğan kaybetmiştir. Kaybetme şuursuzluğu ve hazımsızlığı ile Rojava Devrimi’ne karşı hasmane ve düşmanca politikasını kesintisiz sürdürmüştür. Erdoğan-Bahçeli faşizminin dört yıldır kesintisiz olarak yürüttüğü saldırı politikası, Rojava’da Efrîn’i işgal etmeye kadar vardırmıştır. Efrîn’de geliştirilen katliam, tecavüz ve gasp politikalarının başı Erdoğan’ın kendisidir. DAİŞ, El Nusra, El Kaide ve türevi tüm çete örgütlerin hamisi, destekçisi ve korucusu olarak bu günde, bu politikasını aleni olarak sürdürmekten çekinmemektedir. Hatta bu çete örgütlerin adına ilgili tüm güçlerle açık pazarlıklar yürütme cüretkârlığını göstermektedir. Erdoğan’ın Rojava’da gerçekleşen devrimin kazanımlarına saldırmasının temelinde Kürt ve kadın düşmanlığı yatmaktadır. Tüm Rojava’yı işgal etmeyi kendisine hedef edinen Erdoğan, bu günlerde bir kez daha Kobanê somutunda saldırıların yoğunlaştırmıştır. Kobanê’de DAİŞ’in kaybını kendi kaybı gören Erdoğan, bir kez daha bu emelini gerçekleştirmek için harekete geçmiş durumdadır. Bu defa da Erdoğan kaybedecektir.
Erdoğan saldırılarına karşı yeni Kobanê direnişlerine öncülük edelim. 6-8 Ekim ruhunu gençler ve kadınlar olarak yeniden canlandıralım. Her bir direniş ve mücadelenin başarıya, her bir geri adımın teslimiyete götüreceği bilinci ve sorumluluğu ile hareket edelim. Erdoğan öncülüğünde gelişen kadın ve halklar düşmanı faşizmi yenilgiye uğratmanın zamanı ve imkânı oluşmuştur. Yeter ki kendimize inanalım, güvenelim ve bu temelde örgütlenerek, eyleme geçelim. Milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi politikalardan beslenen Erdoğan kaybedecek, Kobanê direniş ruhu hep yaşayacaktır.”
Kobanê için eyleme
Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E), Türk devletinin Kobanê’ye yönelik saldırıları ardından Avrupa’daki Kürtler ve dostlarını acil eyleme çağırdı.
KCDK-E Eşbaşkanlık Divanı tarafından yapılan açıklamada, işgalci Türk ordusunun katliam ve işgal planladığı belirtilerek, şunları kaydedildi: “Bu gözü dönmüş barbarlara karşı halkımızı duyarlı olmaya çağırıyoruz. Avrupa’da yaşayan yurtsever halkımız, devrimci, demokrat, aydın ve faşizme karşı olan herkes insanlığın özgürlük sembolü haline gelmiş Rojava Devrimi ve Kobanê’yi bekleyen tehlikenin bilincinde olarak tarihi Kobanê direniş geleneği ile ayağa kalkmalıdırlar. Her yeri eylem alanı yapıp, bütün dünyaya diktatör Erdoğan ve işgalci Türk ordusunun barbar, soykırımcı yüzünü göstermelidir.
KCDK-E olarak yurtsever halkımız, devrimci, demokrat, aydın, anti-faşist, enternasyonalist herkesi Dünya Kobanê Günü vesilesiyle acilen eylemlere ve güçlü sahiplenmeye çağırıyoruz.”