
Başta Kürt sorunu olmak üzere demokratikleşme ve şeffaflaşma yönünde pek çok adım atması beklenen AKP, 17 Aralık rüşvet ve yolsuz operasyonu sonrası otoriterleşme eğilimine daha sıkı bir şekilde yöneldi. Meclis'ten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de onayından geçen "İnternet düzenlemesi" ile muhalif sesleri kısan AKP Hükümeti, başvurulan son "MİT Yasası" ile otoriterleşmesi sürecinde kritik bir adım daha attı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi olan Gazeteci-Yazar Prof. Dr. Mehmet Altan, "devlet içinde devlet" olarak yorumlanan MİT yasasından, hükümetin adım atmayarak zora soktuğu "demokratik çözüm" sürecine kadar birçok başlığı DİHA'ya değerlendirdi.
El Muhaberatlaşıyor
Meclis İçişleri Komisyonu'nda kabul edilen "MİT Yasası"nın Anayasa aykırı olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Altan, AKP'nin Türkiye'yi karanlığa götürdüğünün altını çizdi. Altan'a göre, MİT yasasının kendi içerisinde barındırdığı gizlilik kararı, hukukun üstünlüğü olan hiçbir ülkede kabul edilemez. MİT'le ilgili zaten mevcut durumda sıkıntılar olduğuna işaret eden Altan, "Mevcut hali ile zaten denetlenemiyordu. Şimdi iyice denetimsiz hale geldi. Türkiye, şimdiye kadar görülmedik başka bir noktaya taşınıyor. İnternet yasası, HSYK ve MİT'le korkunç bir El Muhaberat türü bir sisteme dönüşüyor" uyarısında bulundu.
'Başbakan’ın tetikçisi olacak!'
Altan, MİT ve iktidar arasındaki ilişkiye de değindi. Altan'a göre MİT, yeni kanunun ardından, tamamen Başbakan'ın tetikçisi haline gelecek. Hukuk devletlerinin en önemli vasfının denetlenebilir olması olduğunu hatırlatan Altan, şu an ülkede yaşanan durumun, Ortadoğu'daki faşist yönetim anlayış içinde yönetildiğini söyledi. Yargının denetim altına alındığına da dikkat çeken Altan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) standartlarından iyice uzaklaştığına işaret etti. "MİT Yasası" ile Anayasa'nın tamamen ortadan kalktığını da ifade eden Altan, Kopenhag Kriterleri'ne uymayan bir ülke olarak Türkiye için "AB neden faşist bir ülkeyi kendi içine alsın?" diye sordu.
'Latin Amerika tipi faşizm'
Türkiye'nin şu anki mevcut halinin demokratikleşme açısından özellikle 12 Eylül dönemini bile aratır durumda olduğunu söyleyen Altan, Türkiye'de Latin Amerika tipi bir faşizm yaşandığı değerlendirmesinde bulundu. "Hele kitlesel bir destek bulursa, durum çok daha vahim olur" diyen Altan, Türkiye'nin demokratikleşme açısından daha iyi bir noktaya gitmesi gerekirken gerilerde kaldığına dikkat çekti. Özellikle 17 Aralık operasyonu sonrası faşizmin ayak seslerinin daha çok çıktığını dile getiren Altan, "Faşizmin hukuksal bir çerçeveye oturtulması 17 Aralık sonrası oldu. Çok ciddi bir yolsuzluk operasyonu ve bunların ortaya çıkmasından itibaren siyasal iktidarın tavrı bunların nedeni. 25 Aralık'ta mahkeme kararını dinlememesi tam bir yargı darbesi. Yargı darbesinin derinleşip genişlemesi de Latin Amerika'daki gibi bir faşizme taşınma süreci" dedi.
'Askeri vesayet ürkütücü'
Bu değerlendirmelerinin ardından AKP'nin Türkiye'yi korkunç bir yere götürdüğünü söyleyen Altan, bu konudaki sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Kaotik, karanlık, ürkütücü, öngörüsüz bir dönemdeyiz. Açık bir yara var ortada. Sahiden ürkütücü bir dönem. Ben hep askeri vesayetle mücadele ettim. Ama hiçbirinde bu kadar denetimsizlik, hukuksuzluk görmedim. Anayasal düzenden vazgeçen bir zihniyet var. Türkiye'yi karanlığa doğru götürüyor. Türkiye çok korkunç bir döneme doğru gidiyor. Karanlık, belirsiz günler Türkiye'yi bekliyor. AKP Türkiye'yi karanlığa götürüyor, faturası ağır olacak."
'Çözüm için yasal zemin şart'
Altan, içerisinde bulunulan dönemle kesişen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan ve AKP Hükümeti'ne çözüm konusunda fırsat sunulan "demokratik çözüm" sürecine de değindi. Altan, bu noktada çözüm sürecinin yürümesi için Öcalan'ın da üzerinde önemli durduğu ve sürecin selameti için hayati bir noktaya oturttuğu "yasal zeminin" kalıcı barış için mutlaka hazırlanması gerektiğini söyledi.
'Yapısal değişiklik olmalı'
Kürt Halk Önderi Öcalan'ın Newroz çağrısını hatırlatan Altan, sözlerine şöyle devam etti: "PKK paradigmasal değişiklik yaptı. Çekilmeler başladı, ateşkes başladı. Peki, Türkiye üzerine düşen paradigmasal değişikliğini yaptı mı? Bir demokratik cumhuriyete dönüştü mü? İmralı'ya kim gidecek? Bunu bile belirleyen adamın anlayışı ile ne kadar demokratik bir cumhuriyet olabilir? Bu MİT ile Abdullah Öcalan arasındaki ya da Erdoğan arasındaki ilişkiden, diyalogdan ibaret değil. Türkiye'nin, Kürtlerin devleti olmasını sağlayacak yapısal değişikler lazım. Bu olmazsa bunun faturası çok ağır olur. Şimdiye kadar biz müzakere süreçlerini yaşadık. Ama sonrasında içimizi karartan olaylar yaşadık her defasında ve şiddetin dozu arttı. Kalıcı barış ancak, Türkiye'nin demokratikleşmesi ile olur."
'Korkuyorum'
Türkiye'de yaşayan bir halkın temel ve hak ve özgürlüklerinin demokratik olarak güvence altına alınmasını sağlayacak adımların atılması gerektiğini ifade eden Altan, Kürt sorunun çözümünün demokrasiden geçtiğine bir kez daha vurgu yaptı. Bu vurguyu yapmasına rağmen Altan, "Şu anki mevcut durumda, Kürt sorunun çözüleceğini düşünmüyorum. Hatta daha da korkunç bir fatura ile karşılaşmaktan korkuyorum" dedi.
EVRİM KEPENEK/DİHA/İSTANBUL