
Tunç, şöyle konuştu:“Gördüğüm kadarıyla Wan ve Erdîş tam bir felaket kentine dönmüş durumda. Her yer enkazlarla dolu ancak bunların birçoğu henüz hiç dokunulmamış, el değmemiş enkazlar. Çadır eksikliği hat safhada. İnsanlar söylenilenin aksine çadır bulamıyor ve buraya geldiğimizde yağmur da başlamıştı. Hava da bir o kadar soğuk. Burada çalışanların daha çok bölge belediyeleri olduğuna tanık oldum. Amed, Batman, Siirt, Wan gibi BDP’li belediyeler çalışmaları üstlenmiş durumda. Amed Belediyesi 3 bin kişiye üç öğün sıcak yemek veriyor. Diğer belediyeler de kurtarma çalışmalarına, yardım ulaştırma gibi konularda çalışmaktalar.“ Wan ve Erdîş’te en önemli ihtiyacın çadır olduğunu vurgulayan Tunç, gerek Türkiye, gerekse Avrupa’daki halklardan duyarlı olmalarını, devletin yalnız bıraktığı Wan halkıyla dayanışmalarını istedi.
‘Yardımlar PKK’ye gidiyor gerekçesi’
AKP Hükümeti’nin duyarsızlığına vurgu yapan Tunç, „Çok açık söyleyebilirim ki, hükümet buraya gelip sadece şov yapıyor. Bunun dışında halk kendi kaderine bırakılmış durumda. Kaç gün oldu, hala enkaz altındaki yakınlarının kurtarılmasını bekleyenler var. Hükümet ‘yardıma ihtiyaç yok, yeterliyiz’ demişti, peki neden halen hiç el değmeyen enkazlarla karşılaşıyoruz? Hükümetin dış ülkelerdeki yardımlara ilk günden olumlu yaklaşması gerekirdi. Buradaki insanların tek beklentisi yardım görebilmek“ dedi.
‘Yemeden içmeden çalıştılar’
Hükümetin kurtarma çalışmalarının çok faal olmadığını söyleyen Tunç, 3 gün boyunca yemeden, içmeden ve uyumadan tam bir seferberlik ruhu içinde çalışma yürüten BDP’li belediye ekiplerinin varlığının bir şans olduğunu söyledi.
Birçok kentten Wan’a ulaştırılmak istenen yardımlara el konulduğuna dikkat çeken Tunç, „Adım adım yardımlara el konulmaya başlandı. Derneklerin, kurumların hedef haline getirilmesi de bununla bağlantılı. Bunlarla ilgili anti propagandaları manidar buluyoruz. Depremle birlikte Kürt düşmanlığının hangi boyutta olduğuna da ne yazık ki tanıklık ettik“ ifadelerine yer verdi.
Böylesi bir dönemde devletin operasyonlarını sürdürdüğüne ve Kürt düşmanlığını körüklediğini söyleyen Tunç, devamla şu cümlelere yer verdi: „Bu durum yardım toplayan ya da göndermek isteyen insanların çekinmesine yol açıyor. Bana birkaç Türk ilinden mesaj geldi ve ‘yardımları topladık ama göndermeye çekiniyoruz, PKK’ye gönderiyoruz diye saldırıya uğrar mıyız?’ diye soruyorlar. Hükümet bu duruma getirdi insanları. İzmir’den bir Türk arkadaşım da yardım toplarken komşuları tarafından ‘Kürtlere yardım ediyorsun, yazıklar olsun’ denilerek tehdide uğramış. Hükümet hem yardım eli uzatmıyor hem de yardım etmek isteyenlerde çekingeler yaratıyor.“
Önlem alınmamış olması cinayettir
Öte yandan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) içinde Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Mehmet Soğancı‘yla birlikte 60 kişilik bir heyet gönderdi. TMMOB’un bizimle paylaştığı gözlemleri şöyle: „Siyasal iktidarın deprem öncesinde afet riskinin azaltılması doğrultusunda gerekli adımları atmadığı tespit edilmiş, özellikle Erciş‘te afet yönetim sisteminin tümüyle iflas ettiği görülmüştür. Deprem sonrası tablo; arama kurtarma ekiplerinin ve halkın özverili çalışmasına rağmen enkaz kaldırma faaliyetleri de dahil olmak üzere tam bir kargaşa halindedir. Evlerinde kalamayanların barınma ve ısınma sorunları ortadan kaldırılmış değildir. Henüz çok az çadır dağıtılmış, bir tane bile toplu çadır alanı kurulmamıştır. Finans kurumlarının mobil şubeler aracılığıyla kesintisiz çalıştırdığı Erciş‘te enerji, kullanma suyu, kanalizasyon gibi çöken temel altyapı sistemlerinin onarılmasına dair hiçbir adım atılmamıştır.“
ALİ BARIŞ KURT/İSTANBUL