Zaza Yado ya da kimilerinin deyimiyle Yadin Paşa, Yadoyê Dimilî veya halkının deyimiyle Yad Mehmud Ebas, yakın dönem Kürt tarihinde önemli bir direnişçi kişilik olmasının yanında savaşçılığı, gözüpekliği, inatçılığı ve kararlı duruşuyla efsaneleşmiş yaşamı kadar ölümü de gizemlerle yüklü ender kişiliklerden biridir. Bu gizemin oluşma sürecine ve tarihsel verilere saygı temelinde Zaza Yado’yu eldeki sözlü ve yazılı verileri gözeterek anlamak en gerçekçi olanıdır.
Öncelikle Zaza Yado’nun doğup büyüdüğü sosyal ve siyasal koşullara, kişisel gelişim sürecine, akabinde onu efsanevi bir kişilik haline getiren mücadelesine, direnişçiliğine ve günümüze etkilerini irdelemeye çalışacağız.
Zada Yado, Osmanlı devletinin son demlerinde merkezi Darahênî (Genç) vilayetinin güneyinde yer alan Ziktê aşiretindendir, Ziktê doğumludur. Doğum tarihi net olarak bilinmemektedir. Ailesi 1. Dünya Savaşı öncesinde Ziktê'den ayrılarak Çapakçur'a gelip yerleşmiştir. Dayısı Arif Faris, Çewlîk’te bilinen etkin bir şahsiyettir. (Şêx Seîd Efendi’nin Çapakçur’da Arif Faris’in köşkünde (Kueşka Belek) ayaklanma öncesinde geniş katılımlı bir toplantı yaptığı ve Arif Faris ile kişisel ilişkileri olduğu bilinmektedir.)
Ziktê aşireti, yakın dönem Kürt tarihinde önemli kişilikler yetiştirmiş güçlü bir aşirettir: Valyerli Hecî Sediq Beg, Feqî Hesen Fehmî, Vazenanlı Emer Axa (Em Heyd) gibi. 1925 direnişinde aktif roller üstlenmiş olan Ziktê aşireti, ayaklanma sonrası da büyük baskı ve katliamlarla karşı karşıya kalmıştır.
Yado geçimini Çapakçur kazasının idarecileri olan Mütelliyan ailesinin yanında ‘Qunçuldar', yani vergi tahsildarı olarak sağlamaktaydı. Hesenî Began ile birlikte bu dönemlerden başlayan ve uzun yıllara yayılacak olan yakın bir arkadaşlığı bulunuyordu.
Yado küçük yaşlarda medrese eğitimi almıştır. 1926 yılında şehit edilen dayısı Arif Faris’in himayesinde gözüpekliği ve dürüstlüğü ile nam salarak büyümüştür. Çapakçur ve Darahênî’nin asi doğal şartları ve toplumsal ortamında kişilik gelişimini tamamlar. Nispeten aşiret baskısının hafiflediği kent ortamında aile ve kabile hukukuna göre yaşamın şekillendiği bir ortamda büyür. Bir yandan Osmanlı devlet bürokrasisini temsilen yer alan kimi yöneticiler, bir yandan giderek gelişen Çapakçur mirlerinin otoritesi, diğer yandan ise şeyhlerin adalet ve hak-hukuk talep eden tarikatların etkisi içinde kendi kişilik gelişimini sağlar. Zaza Yado, aşiret ilişkilerinden kopup kent ortamında bağımlılık ilişkilerini red ederek gelişen ve bunu yaparken de dağılan Osmanlının yıkıntılarında kendi halkının özgürlük arayışını taşıyan yurtseverlik duygularını giderek geliştirir. Osmanlının son yıllarında İstanbul merkezli Kürdistan Teali Cemiyeti'nin etkileri Çapakçur’da da etkisini göstermeye başlamıştır. Bir yandan Bêdlîs'te gelişen ve Kargapazarlı Melle Selim'in yer aldığı ayaklanma, diğer yandan Tayyip Ali ve Sadiyê Talha’nın etkileri düşünsel etki alanları içindedir.
Zaza Yado yaşamında iki evlilik gerçekleştirir. İlk eşi Rabia Hanım ve ikinci Eşi Têllî Hanım'dır. Têllî Hanım ile evliliği ayaklanma sonrası gerçekleşmiştir.
1. Dünya Savaşında Rus ordusunun işgaline karşı oluşturulan Milis Alayında dayısı olan Mehemed Faris ile birlikte Kelaxsili Şêx Şerîf komutasında görev alır. Rus ordularının Arçuk-Çobantaşı hattında durdurulmasında en etkili güç olan bu milis alaylarında gözüpekliği, kahramanlıkları ve atikliği ile göz doldurur. Büyük başarıları ile nam salar. Burada Ruslara esir düşer. Ancak Rus askerlerinin dalgınlıklarından faydalanarak kaçıp Şêx Şerîf’in milis alayına tekrar katılır.
Şêx Şerîf, 1925 direnişinde Elazığ cephesinde de Yadin Paşa’ya komutanlık yapacak ve Yado kendisinin en büyük yardımcılarından biri olacaktır.
1. Dünya Savaşı sonrasında tahsildar olarak Çapakçur’da çalışırken Heseni Began ile Mütelliyanlar arasındaki bir çatışmada taraf olur ve firari durumuna düşer. Bu, merkezi Osmanlı otoritesinin bölgedeki temsilcileri ile yaşadığı ilk çatışmadır.
Bu arada 1925 direnişi başlar. Zaza Yado 1925 Direnişi'nin ilk günlerinde ayaklanmaya katılım gösterir. Elezîz cephesinde yer alır. Şêx Şerîf'in komuta ettiği bu cephede ön saflarda yer alır. Elezîz cephesinin kimi yağma ve provokasyon olayları sonucu çöküntüye uğraması üzerine, geri çekilmede Şêx Şerîf ile yolları ayrılır.
Şêx Şerîf geri çekildiği Metan’da bir ihanet sonucu tutuklanıp Amed’e götürülürken, Zaza Yado çatışa çatışa dağlara çekilir. Bu çatışmaların en şiddetlilerinden birisi Gazik geçidinde, Mendo vadisinde yaşanır. Üzerlerine gelen askeri birlikleri durdurup dağıtan Zaza Yado ve arkadaşları, Palu ovasından gelen Okçuyanlı Necîb Ağa komutasındaki işbirlikçilerin saldırısına karşı tutunamaz. İşbirlikçilere yönelik öfke giderek artar ve adeta Zaza Yado’nun ilerideki yaşamında çatıştığı ana unsurlardan biri olur. Ziverli Şahîn Cindun’un deyimi adeta sloganları olur: ‘Cennêt Kirdûn Kiştişî Deştıcun o’ (Kürtlerin cenneti ovalıların ölümüyle olur).
Dağlara dağılan direnişçiler ailelerine ulaşmaya, onları gelmekte olan zulüm ve katliamlardan kurtarmaya çalışırlar. Ancak Çan şeyhleri ve Çapakçur'un ileri gelenlerinin aileleri rehin tutulup, dağlardakilerin gelip teslim olması istenir. Ferxan’da bulunan bu aileleri kurtarmak için büyük bir baskın düzenlenir. Bu baskında onlarca asker etkisizleştirilerek, bu aileler -ki çoğu kadın ve çocuktur- kurtarılır. Bu çatışmalarda Zaza Yado’nun yaralandığı da rivayet edilir.
1925-1926 kışını dağlarda geçiren Yado ve arkadaşları, Karer-Sancak bölgesinde Alevi köylerinde misafir edilir. 1926 yılı baharında dağlarda toparlanan direnişçiler Suriye’ye gitme kararı alarak, yola çıkar. Çapakçur’dan başlayacak olan ve yaklaşık olarak 600 civarında kişinin –ki çoğu silahsız kadın ve çocuktur- yer aldığı uzun bir yürüyüş gerçekleştirilir. Yado’nun eşi ve çocukları bu yürüyüşte yer almaz. Karabegan mıntıkasından Pîran, Têrkan ve Amed ovasından Qerecdax'a, Wêranşar mıntıkasından Binxet’e uzanacak olan yürüyüşçüler, yollarda asker ve işbirlikçi aşiretlerin saldırılarına uğrar. Üzerlerine hava saldırıları gerçekleştirilir. Bu saldırılarda bir savaş uçağı da düşürülür. Onlarca kayıp veren direnişçilerin ezici kısmı sınırı geçmeyi başarır.
Zaza Yado, burada Xoybun çalışmalarına dahil olur. Xoybun üyeleri ile çekilen fotoğrafları bu döneme aittir. Bunlardan Kamuran Alî Bedirxan, 1938 yılında Herbert Oertel ile birlikte Almanca yazılıp Türkçe'ye 'Yado: Kürdistan Kartalı' olarak çevirisi yapılan kitabı yazacaktır.
Zaza Yado, sürgün ve ilticacı pozisyonuna son vererek, 1927 yılında Azîzanlı Sediyê Talha ile birlikte Çewlîk'e geri gelir. (Sediyê Talha, 1929 yılında bir çatışmada tutuklanacak ve 1942 yılında Sivas'ta idam edilecektir.) Dağlarda direniş birlikleri oluşturarak kalır. Eşi ve oğlu Çerkez’i yanına alarak, dağlarda kendisine bir yaşam kurar. Tahsildar iken tanıştığı Kung köyünden Telli Xanim ile tahminen 1931 yılında evlenir.
Daha çok Çapakçur, Palu, Karakoçan, Mıstan-Botyan mıntıkası ve Siwan tarafları olmak üzere dağları, mazyer (meşe) ormanlarını kendine mesken edinir. Buralarda emrindeki savaşçılarla birlikte ajan, işbirlikçi ve askeri güçlere karşı saldırılar düzenler. Dağlarda bu şekilde direnen Şêx Fexrî Bukarkî, Şêx Abdurahîm, Emer Axayê Vazyenun (Em Heyd) gibi birçok direnişçinin öncülük ettiği gruplar gibi vatan toprağına bağlılık ve baş eğmeyen bir direnişçiliğin öncüsü olur.
Sık sık uğradığı Çapakçur’un Xarpêt’e doğru çıkışında yer alan çeşme, günümüzde Çirê Yad (Yado Çeşmesi) olarak bilinir.
Çıkan af yasalarından faydalanmayı kesin olarak reddeden Yado, tahminen 1933 affından sonra Rabia Xanim'ı Çapakçur'a gönderir. Rabia Xanim ve oğlu Çerkez, 1934 sonu ya da 35 başlarında tutuklanıp sürgüne gönderilir. Kayseri ve Dêrsim Nazmiye’de mecburi iskana tabi tutulurlar. Kayseri'de iken askerlerin ‘Yaşa yaşa Kemal Paşa’ sloganlarını duyan 9-10 yaşlarındaki oğlu Çerkez, etrafına topladığı çocuklara ‘Yaşa yaşa Yadîn Paşa’ sloganları attırır. Bunu duyan görevli subay, ‘Bu çocuk büyüyünce başımıza çok iş açacak’ diyecektir. Nitekim 3 yıl sonra Dêrsim Nazmiye’ye oradan da 3 yıl sonra Dêrsime sürgün edilirler. Burada oğlu bir asker tarafından katledilir. Toplam 10 yıl kadar buralarda kalan Rabia Xanim, daha sonra Çewlîk'e geri döner. Şargê Köyü'nde bir evlilik gerçekleştirip çoluk çocuğa karışır.
Diğer eşi Têllî Xanim'ın ise 1936 yılında vefatına kadar Zaza Yado ile birlikte dağlarda savaştığı bilinmektedir. Darahênî'ye bağlı Ulyan köyünde işbirlikçiler ile aralarında bir çatışma çıkar ve Têllî yaralanır. Özellikle iki kardeşin işbirlikçi çete olarak varlığı öne çıkar. Zaza Yado’dan esir düşmemek için kendisini öldürmesini ister ama o bunu yapamayacak kadar Têllî’yi sevmektedir. Ancak Têllî ele geçerse tecavüze uğrayacağına, büyük zulümlerle karşılaşacağına inanmaktadır. Bu yüzden Telli'nin vurulması için yanlarında olan Têllî'nin akrabası Meh Evd’e onu öldürmesi için talimat verir. Têllî vurulur. Telli orada köylüler tarafından defnedilir. Bulunduğu yer Tirbê Têllî olarak bilinmektedir.
Zaza Yado ve arkadaşları buradan ayrılsalar da düşman takibi sürer. Çatışma çıkar ve Zaza Yado her iki ayağından yaralanır. Kendisine ölmüş havası verir. Bulunduğu yere iyice yaklaşan iki işbirlikçi çete ve dört askeri öldürür. Ancak bulunduğu yer açık alandadır ve uzaktan yoğun ateş altına alınır. Yado burada yaşamını yitirir. Cenazesi orada defnedilir. Ancak yeri bilinmemektedir.
Yaygın anlatı bu şekildedir ancak Tellî Xanim ve Zaza Yado’nun akibetleri ile ilgili dilden dile dolaşan farklı rivayetler de mevcuttur. Özellikle Zaza Yado’nun mezar yerinin bilinmemesi, öldüğüne dair resmi bir kaydın bulunmaması, onun efsaneleşmesini, birçok farklı anlatının ortaya çıkmasını beraberinde getirmiştir.
Yado özellikle Çewlîk Zaza’ları içinde dilden dile anlatılan, direnişçiliği, kahramanlığı, keskin nişancılığı, ihanete karşı yılmaz savaşçılığı ve köklü yurtseverliği ile anlatılmaktadır. Günümüze gelindiğinde efsanevi kişiliği ile halkın hafızasında yerini almıştır.