Komplo teorilerine gerek yok!

Erdoğan sisteminin sonuna geldik. Bertaraf edilmesiyle ilgili öneri Fransa’dan geldi.

Nasıl noktalanacak?

Mutlu sonun olacağını iddia eden mantık dibe vurdu.

ABD ve AB’nin Erdoğan’a hala şans tanıyacağını iddia edenler, pek iddialı değil.

Avrupa, ülkelerinde yaşayanların sandıklara gitmesini yasaklamayarak, ciddi bir hata yapmış oldu.

Böylece Türkiye ve Kürdistan’da tehdit edilen seçmene, Avrupa ülkelerindekiler de dahil edildiler.

Şimdi ortaya çıkan tablo şu:

Artık bu çok çiğnenmiş lokma, tad vermemeye başladı.

Hayali kurulan imparatorluğun çöküşünün emareleri,  Erdoğan’ın fiziği ve ruh halindeki çöküşte saklı.

Olanları, üç felsefik opsiyonla açıklamak istiyorum:

Birincisi, Sosyolog Herbert Marcuse’nin parlamenter sistemlerle ilgili değerlendirmesi:

Marcuse’ye göre, seçmenler her dört yılda bir verdikleri oylarla, polis’e eline dört yıl daha dövülmeleri için bir cop vermiş olurlar.

Erdoğan sistemi, Marcuse’nin öngörüsünü aşmış oluyor.

Sistem buyuruyor: seçmenler oy verdiklerinde, kendilerini gönüllü olarak(!), ömür boyu boyun eğmeye mahkum ediyorlar.

İkincisi; Fransız Hukukçu Étienne de La Boétie, yakinen 500 yıl önce "Gönüllü kölelik“ üzerine ele aldığı eserde, öküzlerin bile boyunduruk altında olmayı kabul etmediklerine vurgu yapmış.

Son referandumda, Türk halkının Erdoğan sistemine teslim olmamasının temelinde aynı zamanda, insanı insan yapan,  gurur ve vicdanı içinde barındıran, dokunulmaz bir çekirdeğin de olduğu bir kez daha hafızaya kaydedildi.

Üçüncü opsiyon, Türkiye’de revaçta olan Erdoğan sisteminin yüklü olduğu "felsefe“:

Kürdistan’ı yerle bir etmemize müsade etmiyorlar.

Rojava, Şengal ve Suriyeyi işgal etmemize göz yummuyorlar.

Diyarbekir bize biat etmedi.

Cizre’deki halk ekmek ve barınak için dilenmedi.

Hırsızlık yapmamıza göz yummuyorlar.

Yalan söylememizi yasaklamak istiyorlar.

Kadınları, köhnemiş eski çağ erkeklerine pazarlamamız engelleniyor.

İdam sehpaları kurmamızın önüne geçiliyor vs. vs.

Ve gelişmeler Erdoğan’ı, sitemini o kadar tehlikeli bir dönemece soktu ki!

Bu adamı barındıracak toprak, insan kalmadı. Geriye kalan:

Sistem, talana, hırsızlığa devam edecek; edemeyeceği tehlikesi daha da öncelikli!

Erdoğan’ın kurtuluşunun Türkiye’de olmadığını biliniyor; cürüm devasa.

Ancak, iyi niyete başvurarak bir "kurtuluş yolu“ önerilebilir(?):

Son sahnenin Türkiye’de oynanması istemiyorsa eğer. Garantili bir opsiyon da şu:

Eğer adına yaşam denecekse; kaçsın Katar’a. Kesinlikle yardım ve yataklık edeceklerdir!

Yaşasın, yaşayacaksa; orada yaşasın!