Kim oldukları dahi bilinmeyen 181 “aşiretin” Van’da toplanarak yaptıkları “devlete bağlılık” ayinin Kürdistan’da çözülen devlet otoritesinin feodal kalıntılar ile canlıymış gibi gösterilme oyunundan başkaca bir anlamı yoktur.

Devlet sistematik bir biçimde kendisi ile işbirliği yapan çevrelerden “ağalar” türeterek “karşı” olduğu bu feodal düzeni ve yaşam tarzını aslında kendisi yeniden üretiyor.

Kürt sorununun “Doğu ve Güneydoğu’da çözülemeyen feodal ilişkiler ve buna bağlı ekonomik geri kalmışlıktan kaynaklandığı” tezi aslında bir devlet ideolojisidir. Bu aynı zamandan devletin Kürdistan’daki varlığını meşrulaştırmak için de kullanışlı bir araçtır. Devlet sistematik bir biçimde kendisi ile işbirliği yapan çevrelerden “ağalar” türeterek “karşı” olduğu bu feodal düzeni ve yaşam tarzını aslında kendisi yeniden üretiyor. Böylelikle resmi tezinin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Kürt uluslaşması önünde en büyük engeli oluşturan devlet destekli “ağalık” kurumu aslında devletin öz itibari ile bir aşiret yapılanmasından ileri gidemediğinin de kanıtı gibi. 
Son kırk yıldır Kürdistan’da gerçekleşen örgütlü siyasal mücadele gerici feodal kurum ve yaşam biçimini tasfiye etmede ciddi bir yol kat etti. Kürt kadınının kendi ailesi ve içinde yaşadığı toplumun feodal baskısını yenerek dağa çıkması ve mücadelenin sürükleyici gücü olması Kürdistan’da feodalizmi bitiren en güçlü devrimlerden biridir. Bu nedenle Kürt kadının ulusal kurtuluş için dağa çıkarak özgürlük savaşına katılması tarihsel bir momenti işaret ediyor.
Kürdistan’daki en büyük toprak ağası devlettir. En büyük ağaya başkaldıran kadını ağanın yancılarının korkutabileceğini beklemek ucuz bir devlet hayalidir.
Bu nedenle (kim oldukları dahi bilinmeyen) 181 “aşiretin” Van’da toplanarak yaptıkları “devlete bağlılık” ayinin Kürdistan’da çözülen devlet otoritesinin feodal kalıntılar ile canlıymış gibi gösterilme oyunundan başkaca bir anlamı yoktur. Eline tutuşturulan kağıdı okuyan İskender Ertuş’un çok değil 7 Haziran seçimleri öncesi HDP’den milletvekili adayı olmak için hangi yollara başvurduğu herkesin-Özellikle Elbaklilerin- malumudur. Kürt siyasal hareketinin aday belirlemedeki isabetli yaklaşımı da burada bir kez daha ortaya çıkıyor.
Son otuz yıldır devlete koruculuk yaparak hizmet eden bu “aşiretlerin” toplumsal bir karşılıklarının olmadığı ortada. Güçleri denetimlerindeki korucu sayısı ile mütenasip bu korucu başlarının devletin her türlü kirli işini yürüttükleri de biliniyor. Devlet korucuların maaşlarını toplu olarak bu korucu başlarının hesabına yatırıyor. Denetimindeki korucu sayısı kadar devletten pirim alan korucu başı korucu maşlarından da belli bir miktara el koyuyor. Gelirleri elbette bununla da sınırlı değil. Özellikle üst düzey bürokrat ve karakol komutanları ile ortak uyuşturucu ticareti yapan korucu başları asli gelirlerini buradan oluşturuyor. Toprakla hiç bir bağı kalmayan korucu başları için “ağa” “aşiret lideri” gibi sıfatları da sadece devlet kullanıyor.
Kürdistan’da sürmekte olan mücadele ve buna bağlı olarak yükselen toplumsal muhalefet düşünüldüğünde çok sayıda aşiretin bu mücadeleyi desteklediği anlaşılıyor. Otuz yılı aşkın bir süredir devam eden silahlı mücadelenin böylesi bir halk desteği olmadan sürdürülemeyeceği de muhakkak. Buna karşılık devletin işbirlikçi bir gücü sürekli yedeğinde tutma çabası Kürt uluslaşmasını engelleme planının bir parçasıdır. Ancak kesin olan bir şey var ki o da gelinen noktada Kürtlük salt bir kan illiyeti olmanın çok ötesinde bazı değerleri ilkeleri savunma onun için mücadele etme durumudur.
Devlete gelince. Kurtuluş savaşı ile tebadan “millet yaratan” cumhuriyetin gerici “feodal ağa kırıntıları” ile işbirliği devletin asıl kimliğini ortaya çıkmasında son derece önemli. Bu haliyle bu cumhuriyet feodal bir cumhuriyettir. Muhalif olduğu için televizyon kapatan bir iktidar demokrat olmayacağı gibi kendi vatandaşına karşı feodal kalıntıları savaşa süren güç de hukuk devleti olamaz. Olsa olsa feodal bir aşiret devleti olur. Nitekim ancak feodal bir “hukuk” kapattığı televizyonun teknik donanımını kendi resmi televizyonu-TRT-ye ganimet olarak aktarır. Zira feodal tek iktidar, tek otorite, tek hegemonik güçtür muhalefete tahammülü yoktur.