1. Êzîdî Kültür Festivali’nin tüm hazırlıkları sırtlayan kadınlar festivalin süreklileştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kadınlar, ”beyaz fermanlara dur demek için kültürümüze sahip çıkmalıyız” mesajı verdiler.
MURAT MANG / BIELEFELD
Yıllardır Avrupa’da yaşayan Êzîdî toplumu tüm kurumları ile birlikte el ele vererek 1. Êzîdî Kültür Festivali’ni geçtiğimiz hafta sonu Almanya’nın Bielefeld kentinde gerçekleştirdi. Kadim kültürün bugüne taşınmasında büyük emeğe sahip olan Êzîdî toplumunun en dinamik kesimi olan kadınlar festivale de öncülük etti. Festival alanında kurulan, birbirinden güzel otantik, kültürel sembollerin sergilendiği çadırların aktif çalışanları Êzîdî kadınlarıydı. Festivalin tüm hazırlıkları sırtlayan kadınlara festivale ilişkin görüşlerini sorduk. Hem memnuniyetlerini hem de eleştirilerini dile getirerek, festivalin süreklileştirilmesinin önemine vurgu yapan kadınlar, ”beyaz fermanlara dur demek için kültürümüze sahip çıkmalıyız” mesajı verdiler.
Alkış: Çok mutluyum
Almanya’nın Celle kentinden gelen ve geleneksel kıyafetleriyle festivalde yerini alan Tebiya Alkış’ın memnuniyeti yüzüne yansıyordu. Geçmişe duyduğu özlem konuşmasına yansıyan Alkış ”Böyle bir festivalin düzenlenmesinden dolayı çok mutluyum. Êzîdîler ve dostları buradalar. Örf ve adetlerimiz, tanıtılıyor, giysilerimiz burada sergileniyor. Bayramlarımızda ne yaptığımız anlatılıyor. Evimizde, köyümüzde eskiden nasıl yaşadığımız gösteriliyor. Bu dünyada hangi renkte yaşadığımızı herkes görsün” diyor. Avrupa’nın ortasında tarihe not düşer gibi ”Herkes gelip kültürümüzü görsün” diye ekliyor.
Kızılyel: Onur duydum
Başına bağladığı sarı, kırmızı, yeşil renkleri ile sahnenin karşısında oturmuş etrafı izlerken buluyoruz Xatun anayı. Yanında oturan Êzîdî enneler konuşmaktan çekinince cesareti ile onlara sitem edercesine ”ben konuşacağım” diyerek başlıyor konuşmaya. Soyadım Kızılyel diyor Xatun ana ve ”Çok güzel bir ortam. Çok renkli bir festival. Çok iyi oldu, çok güzel oldu” diyerek, festivalin yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Kızılyel ”Biz Êzîdîlerin onur duyacağı bir festivaldir. Keşke tüm Êzîdîler burada olup bu güzellikleri görseydi. Umarım bir sonrakine gelirler. Bu festivalin her yıl yapılmasını istiyorum. Halkımız için çok iyi olur” diyerek, bu sene katılmayanları bir dahaki festivale davet ediyor.
Kespir: Kültürümüzü yaşatalım
Festival hazırlıkları için emek veren Êzîdî kadın kurumlarından biri olan Êzîdî Kadın Meclisi’nin üyelerinden Besê Kespir ve Cihan Hewran’ı aynı çadırda çalışırken buluyoruz. Besê Kespir festival hazırlıklarını uzun süredir yürüttüklerini belirterek devam ediyor anlatmaya: ”Yaklaşık bir aydır bu festivalın hazırlıklarını yürütüyorduk. Doğrusu bin yıllık geçmişe sahip olan bu kültürü Êzîdîler koruyarak bugüne getirdi.
Avrupa’da da korumaya devam ediyorlar. Bugün festivale katılımın istediğimiz düzeyde olmaması bu kültürün korunmadığı anlamına gelmemeli. Halkımızdan beklentimiz bu festivalden dersler çıkarak bir sonraki yıllarda yapacağımız festivallere katılım sağlamalarıdır.”
İlki düzenlenen festivalin önemine vurgu yapan Besê Kepir de katılımın isteten düzeyde olmamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, başta Êzîdî toplumu olmak üzere tüm Kürt halkına şu çağrıda bulunuyor: ”İkinci festivalin katılımın daha yüksek olması icin çalışma yürüteceğiz. Bu festivali her yıl bir yerde düzenleyeceğiz. Bizleri karanlıktan aydınlığa taşıyan Önder Apo’ya, gerillaya, Şengal güçlerine binlerce selam olsun.”
Hewran: Beyaz fermanlara karşı
Cihan Hewran ise Rojavalı Êzîdî bir kadın. Konuşmasına ”Êzîdxan’ın kültürü için bugün buradayız” diye başlıyor. Êzîdîlere yönelik soykırımlara dikkat çekerek, Avrupa’da da ”beyaz fermanlarla karşı karşıya olduklarına” vurgu yapan Hewran şunları belirtiyor: ”Halkımız kültürüne sahip çıkmalı. Çünkü eriyoruz, asimile oluyoruz. 2015’de Şengal’de dünyanın gözleri önünde yaşadığımız bir ferman vardı. Çocuklarımız da bunu gözleri ile gördü. Ama öte yandan Avrupa’da da beyaz ferman ile karşı karşıyayız. Fermanların önünü almak istiyoruz. Sadece Êzîdîler değil tüm Kürt halkı bu kültüre sahip çıkmalıdır.”