Hükümet 24 cana, 35 can alarak öç aldı! Bu yetmiyormuş gibi demokratik ve sivil alanı da boğma çabası içinde… İstanbul’da yapılan son KCK operasyonunda aralarında akademisyen Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun da içinde bulunduğu 46 kişi tutuklandı. Profesör, BDP PM üyesi, Anayasa Komisyonu üyesi ve sosyal bilimci Büşra Ersanlı ile yazar, İnsan Hakları Savunucusu ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun tutuklanmış olması, AKP’nin katiyen müzakere ve çözüme yanaşmayacağını kanıtlıyor. Bunu da artık açıktan dillendiriyorlar…
Dahası, BDP’yi ve onun siyaset akademisini kriminalize etmek için söylemedikleri yalan yok, iftira yok! Bir parti bütün yetkili organlarıyla dinleniyor, izleniyor… Neredeyse Kürt kurumlarının tümü KCK kapsamında değerlendiriliyor ve yasa dışı ilan ediyorlar. Siyaset akademilerine dönük bu operasyon Kürtlere açıkça “siyaset öğrenmeyin” mesajıdır… Hükümet demek istiyor ki; “Tek güç benim! Bana biat edeceksiniz, etmeyenleri tutuklarım! Tutuklamadıklarımı da karalarım…”
Gülen cemaati ve AKP, artık ordu ve polis demektir. Bu açıktır ve kanıtlanmıştır… Bunlar el ele vererek muhalif sözü kökünden kazımak istiyorlar… Gülen, yenilerde yaptığı açıklamalarda şöyle diyor: “Hakkı kötek olanlar istisna edilirse, o toplumun yüzde 95’i şefkatle ve re’fetle kucaklanmalı.” Gülen’in ‘o toplum’ dediği Kürtler… Yine Gülen’in “hakkı kötek olanlar” dediği yüzde 5’lik kesim ise Kürt siyasi muhalefeti… Hoca efendi bakın o Kürtlere neyi reva görüyor: “Şayet düşmanlık yapanlar arasında ıslahını murat buyurmadığın ve kendileri hesabına ıslah istemeyen kimseler varsa, onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir.”
Gülen ve AKP hükümetinin taktiği, muhalif olan silahlı Kürtleri öldürmek, silahsız Kürtleri ise sindirmek ve susturmak… Bunun için sayısı zaten çok az olan Kürt dostlarını da hapse atıyorlar. Basına ya sansür uygulanıyor veya yandaş basın vasıtasıyla her şey manipüle ediliyor. Hükümetlerinin gazete ve köşe yazarları, yaşanan tutuklamalar ve operasyonlar için “Kürtleri Özgürleştirme Harekâtı” olarak isimlendiriyorlar. Bazı gazetelerin polis yazarları, her türlü küfrü, yalanı söylemekten geri durmuyorlar.
Sabah gazetesi, akademisyen Ersanlı hakkında “KCK için terörist yetiştiren eğitmen” manşetini attı. Efendisinin gazetesi Zaman ise, BDP’nin Siyaset Akademisi’nde “bir iç savaş çıkarılmasının tartışıldığını, Türk-Kürt çatışmasının çıkarılmasının amaçlandığını ve Başbakan Erdoğan’a yönelik bir suikastten söz edildiğinin tespit edildiğini” iddia etti. Bu iftiralar, basında ifade özgürlüğü adı altında yayınlanırken, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde bir araya gelen yedi gencin çıkardığı iki aylık kültür sanat dergisi “Hawar Botan” isimli tamamı Kürtçe olan bir dergi ise mahkeme kararı ile toplatıldı.
Yaşananlar, bir kırılmadır. Hükümet bir yandan bir yıl içinde demokratik bir anayasa oluşturulacağını, yeni anayasa ile Türkiye’nin özgürleşeceğini, demokratikleşeceğini ve kalıcı barışın sağlanacağını söylüyor. Bir yandan da ifade hürriyetini yok ederken, özgürlük, demokrasi ve barışı getirecek bir anayasa yapma sürecine de peşinen sekte vuruyor. İfade hürriyeti yok edilirken, insanlar kazan bombalarıyla parçalanırken, siyaset daraltılırken, anayasa yapsanız ne olur, yapmasanız ne olur!
Zaman gazetesinin manşetine taşıdığı Gülen’in açıklaması bildik “imha ve inkar politikasının” devamıdır. Onun Kürt sorunundaki ufku bir askerin ki kadardır!