Isabel Allende...Günümüzün edebiyat dünyasında seçkin bir yere sahip olan kadın yazarlardan biri. 'Sihirli gerçekçilik' olarak tanımlanan tarzda yazdığı eserleriyle 20. yüzyılın son çeyreğinde girdiği edebiyat dünyasında hala etkili bir yazar olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
“Dünyada İspanyolca en çok okunan yazar” olarak nitelendirilen Isabel Allende'nin kitapları bugüne kadar 30'u aşkın dile çevrilmiş ve 56 milyonun üzerinde bir okur sayısına ulaşmış...1982 yılında yayınlanan ilk romanı “The House of the Spirits” (Ruhlar Evi) ve 2002'de çıkan “City of the Beasts” (Canavarlar Şehri) en çok okunan kitaplarından. Isabel Allende Llona, 2 Ağustos 1942'de Peru'nun başkenti Lima'da, Francisca Llona Barros ile o tarihte Şili Elçiliği'nin ikinci sekreteri olarak görev yapmakta olan Tomas Allende'nin kızı olarak dünyaya geldi. Babası, 1970-1973 yılları arasında Şili Devlet Başkanı olan ve Augusto Pinochet'in CIA destekli 1973 askeri darbesiyle iktidardan düşürülüp katledilen sosyalist Salvador Allende'nin kuzeniydi. 1945 yılında eşini kaybeden İsabel'in annesi üç çocuğunu alarak Şili'nin Santiago şehrine döndü ve 1953 yılına dek orada yaşadılar. Bir diplomat olan Ramon Huidobro ile evlenen Francisca 1953-58 yılları arasında Bolivya ve Beyrut'da görev yapan eşiyle birlikte sık sık yolculuk yapmak durumunda kaldı. Isabel Allende Bolivya'dayken özel bir Amerikan okulunda, Beyrut'da ise yine özel bir İngiliz okulunda okudu. Aile 1958'de Şili'ye dönünce İsabel bir süre evde eğitim gördü. Gençliğinde bolca okudu; özellikle de William Shakespeare'in eserlerini. Salvador Allende 1970 yılında Huidobro'yu Arjantin Büyükelçisi olarak görevlendirdi. Isabel Allende 1962 yılında yirmi yaşındayken mühendislik öğrencisi olan Miguel Frias ile evlendi. 1963'de kızları Paula, 1966'da da oğulları Nicolas doğdu.
Feminist gazetecilik
Allende ikili bir yaşamın içindeydi artık: Bir yandan iki çocuklu itaatkar bir eş, diğer yandan iyi tanınan bir televizyon programcısı, oyun yazarı ve feminist dergi gazetecisiydi. 1959'dan 1965 yılına kadar Allende; Santiago, Brüksel ve Avrupa'nın çeşitli yerlerinde Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile birlikte çalıştı. Şili'deyken kısa bir süre de aşk romanlarını İngilizce'den İspanyolca'ya çevirme işini yaptı. Ancak, diyaloglarda ya da kitap sonlarında kadın kahramanları daha zeki ya da özgür gösterecek değişiklikleri kendi başına, izinsiz yapınca bu işten kovuldu! 11 Eylül 1973'de Şili'de gerçekleştirilen askeri darbe Isabel Allende'nin yaşamında da büyük alt üst oluşlara yol açtı. Arananlar listesindeki kişilerin güvenli bir kaçış yolu bulmak için başvurduğu isimlerden biriydi. Annesi ve Arjantin'de diplomat olan üvey babasının suikaste uğramaktan kurtulmalarına yardımcı olmuştu. Kendisi de arananlar listesine eklenip ölüm tehditleri almaya başlayınca Venezuela'ya gitti ve orada onüç yıl kaldı. Venezuela'dayken önemli gazetelerden biri olan “El Nacional”de köşe yazarlığı yaptı.
1978 yılında eşi Miguel Frias ile kısa süreli bir ayrılık yaşayan Allende daha sonra eşine tekrar dönmüş olsa da evlilikleri sürekli olmadı. 1988 yılında California'ya yaptığı bir ziyaret sırasında ikinci eşi avukat ve romancı Willie Gordon'la karşılaşır ve 1989'dan bu yana San Rafael, California'da eşi Willie, oğlu Nicolas ile onun eşi ve torunlarıyla birlikte yaşar. Kızı Paula Frias Allende, nadiren öldürücü olan bir metabolizma bozukluğuna (porfiria) yakalanır; 1991 yılında yapılan bir tedavi hatası sonucu ağır beyin hasarı yaşayarak bitkisel hayata girer. Kızının yatağı başında aylarca bekledikten sonra ancak onun tedavi hatası sonucu geri döndürülemez bir beyin hasarı yaşadığını öğrenen Allende kızını California'daki bir hastahaneye kaldırır, fakat 6 Aralık 1992 tarihinde tüm çabalara rağmen kızını kaybeder. Paula yaşamını yitirdiğinde 28 yaşındadır. Allende kızının anısına 9 Aralık 1996'da “Isabel Allende Vakfı”nı kurarak, vakfın çalışmalarının korunmaya ve güçlendirilmeye muhtaç kadın ve çocukların temel haklarını savunan, ilerleten destek programlarına adanmasını sağlar.
Yazarlık yılları
Yazarlığa başlamadan önce gazetecilik yapan Isabel Allende, 1967 yılından başlayarak “Paula” dergisinin yazı işleri ekibi içinde yer alır. 1969-74 yılları arasındaysa yine yazı kurulunda yer aldığı çocuk dergisi “Mampato”nun daha sonra yazı işleri müdürü olur. “La Abuela Panchita” (Büyükanne Panchita) ve “Lauchas y Lauchones” adlarında iki çocuk öykü kitabı ile “Civilice a Su Troglodita” adlı, makalelerinden derlediği bir kitabı yayınlanan Allende, 1970-74 yılları arasında Şili'nin iki televizyon kanalında aralarında komedi programlarının da olduğu çeşitli programlar yaptı. Bir gazeteci olarak tanınmış Şilili şair Pablo Neruda ile yaptığı bir söyleşide Neruda ona, bir gazeteci için fazla hayal gücüne sahip olduğunu, roman yazmasının daha iyi olacağını söylemiş ve gazetedeki köşesinde yazdığı mizah yazılarını bir kitapta toplamasını tavsiye etmişti. Bu tavsiyeye uyarak bastığı kitabı onun ilk kitabıydı. 1973 yılında, darbeden dolayı ülkesini terk etmeden birkaç ay önce, “El Embajador” adlı oyunu Santiago'da sahnelenir.
Darbeden sonra gittiği Venezuela-Caracas'da 1976-83 yılları arasında “El Nacional” gazetesinde serbest gazeteci olarak çalıştı. Aynı zamanda, 1979-83 yılları arasında Marrocco Okulu'nun müdürlüğünü yaptı. 1981 yılında Caracas'tayken aldığı bir telefon onun sonraki yaşamına damgasını vurdu! Gelen telefon 99 yaşındaki büyükbabasının ölümün eşiğinde olduğunu bildiriyordu. Oturup büyükbabasına bir mektup yazmaya başlar; böylece “onu yaşatacaktır, hiç değilse ruhta!” Yazmaya başladığı mektup 1982'de bir kitaba dönüşür: “The House of the Spirits” (Ruhlar Evi). Bu çalışmanın amacı, Pinochet diktatörlüğünün hayaletlerini kovmaktır! Birçok Latin Amerika Yayınevi kitabı basmayı reddeder, ama sonra İspanya'da yayınlanma şansı bulur. Kitap İspanyolca'da kısa sürede on iki baskıya ulaşır ve başka birçok dile çevrilir. Kitap büyük bir başarı kazanır ve Allende “sihirli gerçekçiliğin” usta kalemi, dünya çapında tanınan Gabriel Garcia Marquez ile kıyaslanmaya başlanır. Isabel Allende'nin kitapları o zamandan bugüne canlı anlatımları ile tanınmaktadır. Tarzı her ne kadar sık sık “sihirli gerçekçilik” kapsamında değerlendirilse de farklı özellikler de içermektedir. Yine çok sistemli bir edebi yol tutturmaktadır. Yazılarını kompütürde yazmakta; pazar günü dışında hergün sabah 9'dan akşam 7'ye kadar çalışmaktadır. Her yeni kitabına, büyükbabasına mektup yazmaya başladığı 8 Ocak tarihinde başlamayı gelenek haline getirmiştir.
Eserleri ve ödüller
Allende'nin 1995 tarihli kitabı “Paula” Santiago'da geçen çocukluğunun ve sonraki sürgün yıllarının anılarından oluşmaktadır. Hastalıktan kaybettiği kızı Paula'ya kederli bir mektup tarzında yazılmıştır. Allende'nin çalkantılı yaşamının bir anması olduğu kadar Paula'nın ölümünü de adım adım ortaya koyan kitap ABD, Latin Amerika ve Avrupa'da çok okunan kitaplar listelerine girer. Isabel Allende'nin “Aphrodite”(Afrodit), “Eva Luna” ve “Gift for a Sweetheart” (Sevgiliye Armağan) isimli kitapları beyaz perdeye aktarılır. 2008 yılında çıkan kitabı “The Sum of Our Days” (Günlerin Getirdiği) ise, bugünkü ailesiyle ilgili anılarına dayanmaktadır. 2010'da “Island Beneath the Sea” (Deniz Altındaki Ada) romanı; 2011'de ise, “El cuaderno de Maya” (Maya'nın Defteri) romanı okuyucularıyla buluştu.
Isabel Allende Şili'de ve dünyanın değişik bölgelerinde çok sayıda ödül aldı. Bunlar arasında, “dünyanın güzelliğine katkıda bulunan” yazarlara verilen saygın “Dorothy ve Lillian Gish Ödülü” de bulunuyor. Allende Amerika'nın birçok kolejinde edebiyat dersleri ve seminerleri verdi. 2004'de Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi'nde resmi olarak görevlendirildi. 2010'da Şili'nin Ulusal Edebiyat Ödülü'nü aldı. 2007'de Allende'yi dünyadaki üçüncü en etkili Latin Amerikalı lider olarak tanımlayan “Latino Leaders Magazine” (Latin Liderler Dergisi) yakın zamanda da onu bir “edebiyat efsanesi” olarak nitelendirdi. 2006'da Turin-İtalya'daki Kış Olimpiyatları'nın açılış töreninde sekiz bayrak taşıyıcıdan biri Allende'ydi. 2008'de San Francisco Devlet Üniversitesi tarafından 'İnsani Edebiyat Doktoru' nişanı ile ödüllendirildi. 2014'de ise, edebiyata katkılarından dolayı Harward Üniversitesi tarafından 'Edebiyat Doktoru' ünvanı verildi.
Eleştiriler
Bütün bu başarı ve onurlandırmaların yanısıra Isabel Allende'nin edebiyatına dönük olumsuz değerlendirmeler de dile gelmektedir. Giannina Braschi, “Yo-Yo Boing” romanında, “Isabel Allende Garcia Marquez'i her gün biraz daha öldürüyor, tıpkı Michael Jackson'ın kızkardeşinin Michael Jackson'u öldürdüğü gibi” diye yazdı. “Entre paréntesis(Parantez İçi)'nde yayınlanan bir makalede Roberto Bolano, Allende'nin edebiyatını “ölüm döşeğindeki bir insan” ile kıyaslayarak “kansız” olarak tanımladı ve sonra da onu “bir yazar değil, bir yazı makinesi” diye isimlendirdi. Edebiyat eleştirmeni Harold Bloom, “Allende'nin yalnızca belli bir zaman diliminde yansımasını bulacağı sonrasında ise unutulacağı” şeklinde fikrini ifade etti. Romancı Gonzalo Contreras ise, “o, ticari başarı ile edebi kaliteyi karıştırmakla büyük bir hata yapıyor” diye belirtir. Isabel Allende ise, kitabı çok okunuyor diye birini ciddi yazar olarak değerlendirmemeyi okurlara saygısızlık olarak değerlendiriyor ve bu tür değerlendirmelerin onu öfkelendirdiğini dile getiriyor.
Olumlu ya da olumsuz değerlendirmeler ne olursa olsun, bir gerçek var; o da Isabel Allende diye bir fenomenin edebiyat dünyasında ses getirdiği ve dünya edebiyatında gözardı edilemeyecek bir yer edindiği gerçeği...