Her devrimcinin düşüdür dünyanın neresinde olursa olsun zulme, baskıya ve haksızlığa karşı mücadele içinde olmak. Hiçbir ayrım yapmadan tüm ezilenlerin özgürlük arayışçısıdır devrimci olmak. Dünyanın tüm işçilerinin, emekçilerinin, ezilen ve sömürülen halklarının yükselen ortak sesi, kenetlenen yumruğudur, devrimcilik. Bu yüzden de enternasyonalizm onun karakteridir. Sosyalizmin en temel ilkelerinden biridir enternasyonalizm. Halkların mücadele tarihlerinin en parlak sayfaları enternasyonalizmin seçkin örnekleri ile donanmıştır. Ernesto Che Guavera enternasyonalizmin bayraktarı olarak tüm dünyanın ortak kahramanı, dilden dile taşınan efsanesidir. Madrid kapılarını faşist falanjistler için “geçilmez” kılan “Enternasyonal Tugaylar” hala esin kaynağıdır, zulme karşı direnenler için. Dünya devrimler tarihinin en seçkin simaları en çok da kendi yurtlarından uzak topraklarda insanlığın ortak özlemlerinin arayışçıları olarak canlarını verme büyüklüğünü gösteren enternasyonalist direnişçiler olmuşlardır. Ve bugün Kobanê enternasyonalist dayanışmanın merkezi olarak, dünyanın dört bir yanından direnişçileri kendine çekmekte; alternatif bir yaşam odağına dönüşmektedir. Elbetteki bu enternasyonalist ruhu ateşleyen gücün kendisi de enternasyonalist ruhla şekillenmiş ve bu ruhun seçkin bir temsilcisi olmuştur.
Değişik coğrafyalarla güçlü bağlar
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Kürdistan halkının bağımsızlık ve özgürlüğünü kazanma idealiyle Ankara'da yola ilk çıktığında, yanındaki sayılı gençten ikisi Türk'tü. “Beni en iyi anlayan arkadaşlarım” dediği bu iki devrimci genç; Haki Karer ve Kemal Pir'di. Türk kökenli bu iki devrimci Kürdistan'ın kurtuluşu için yola çıkarken kuruluşuna katıldıkları hareketin enternasyonalist özünün de mayası oluyorlardı. Kürdistan Devrimcileri'nin sosyalizmi rehber edinen ideolojileri daha ilk adımda enternasyonalizmi bir slogan olmaktan çıkararak ete kemiğe büründürüyor ve daha sonraki karakterinin ipuçlarını veriyordu. Nitekim PKK Hareketi daha sonraki tarihinde de çok çeşitli halklardan ve değişik inançlardan insanların saflarında yer aldığı ve dünyanın değişik coğrafyalarındaki mücadelelerle güçlü bağlar geliştiren bir harekete dönüştü.
Kürdistanlılar ile Filistinlilerin ilk buluşması
PKK'deki enternasyonalist ruhun en görkemli ifadeleri 12 Eylül 1980 faşist darbesi ardından geri çekildiği Lübnan sahasında, Filistin halkının direniş güçleri ile geliştirdiği ilişkiler içinde ortaya çıktı. Naif Havatme liderliğindeki Filistin'in Kurtuluşu İçin Demokratik Cephe ile George Habbaş liderliğindeki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi başta olmak üzere Filistin Kurtuluş Örgütü içinde yer alan bazı hareketlerle ilişki geliştiren PKK, güçlerini Lübnan'a çekerek, Filistinlilerin denetimindeki kamplarda eğitmeye başladı. Filistin örgütlerine ait değişik kamplara yerleşerek onlardan askeri eğitim almaya başlayan PKK kadro ve savaşçıları aynı zamanda da İsrail'in saldırılarına karşı, bu mevzilerin korunması mücadelesinde yer alıyorlardı. Kürdistanlılar ile Filistinlilerin bu ilk buluşmaları aynı zamanda birbirlerini yakından tanımalarına da vesile oluyordu. Kamplardaki Kürdistanlı gerillaların siyasi eğitimlerine gösterdikleri özen ve disiplinleri ile cesaretleri Filistinli eğitmenlerinin dikkatini çekiyor, onları takdir ediyorlardı. İsrail saldırılarının yoğun olduğu Güney Lübnan'daki değişik kamplara PKK gerillaları gruplar halinde serpiştirilerek hem savaş tecrübesi edinmeleri ve hem de Filistinli savaşçılarla birlikte İsrail saldırılarını durdurmaları amaçlanıyordu.
Filistinli ve Kürdistanlı savaşçıların tecrübe alışverişi yaşam içinde doğal olarak gelişiyor; her iki taraf birbirlerini giderek daha iyi tanımaya başlıyordu. Aralarındaki bağları güçlendiren en önemli gelişmelerden biri, 2 Mayıs 1981 tarihinde Nebatiye'deki Sigip Kalesi'ne yönelik İsrail saldırısı sırasında Abdulkadir Çubukçu isimli PKK gerillasının şehit düşmesi oldu. Kürdistan gerillaları ilk şehitlerini veriyorlardı Filistin davasında. Bu onlar için büyük anlam taşımanın yanısıra Filistinliler için de büyük anlama sahipti. Abdulkadir Çubukçu'nun şehadetini daha sonra Mahsum Korkmaz Akademisi adını alacak olan Hılwe Kampı'na gelen Filistin'in Kurtuluşu İçin Demokratik Cephe Genel Kurmay Başkanı Memduh bizzat açıklayacaktı. Şehadetin hemen ardından Hılwe Kampı'na gelerek orada eğitim gören PKK kadro ve savaşçılarına hitaben bir konuşma yapan Filistinli komutan, Abdulkadir Çubukçu'nun kahramanca direnişi ve şahadetinin kendileri açısından değerini dile getirmiş; Filistin ve Kürdistan halklarının kanla mühürlenen dostluğuna vurgu yapmıştı. Yoldaşlarının şehadetini sloganlarla karşılayan Kürdistanlı gerillaların vakur ve soğukkanlı duruşları Filistinli komutanı etkilemiş ve bunu dile de getirmişti. Elbetteki Kürdistanlı gerillaların bu duruşunun kaynağında aldıkları siyasi eğitimin onlara kazandırdığı enternasyonalist ruh yatıyordu; tıpkı Abdulkadir Çubukçu'yu yaşamı pahasına sonuna kadar direnmeye götüren ruh gibi...
Lübnan işgaline karşı direniş
Kürdistan gerillaları sosyalist ideolojilerinden aldıkları ve Haki Karer, Kemal Pir gibi enternasyonalist öncülerinden öğrendikleri enternasyonalizm ruhuyla Filistin halkının yanında yer almaya devam ettiler. İsrail siyonizmine karşı mücadelelerinde kahramanlık destanlarının en büyüğünü 1982 yılında gerçekleşen Lübnan işgali sırasında yazdılar. İsrail, Filistin direniş güçlerinin Lübnan'daki varlığına son vermek amacıyla 6 Haziran 1982'de tüm askeri güçlerini ve olanaklarını kullanarak üç koldan Lübnan'ı işgal harekatını başlattı. Ezici bir teknik ve askeri güçle gerçekleştirilen işgal harekatı kısa sürede önemli ilerleme kaydetti. Lübnan'daki Suriye, Mısır ve Ürdün askeri birlikleri erkenden direnmeyi bırakıp bulundukları alanlardan çekilirken, aralarında Kürdistan gerillalarının da bulunduğu dünyanın değişik bölgelerinden eğitim amacıyla veya dayanışma için gelen savaşçılar ile Lübnanlı ve Filistinli güçler direnme sorumluluğu ile başbaşa kaldılar.
Arnon Direnişi
İşgal öncesinde de işgal sırasında da Filistinli komutanların PKK yöneticilerinden talepleri, Kürdistan gerillalarını küçük gruplar halinde ön cephelerde konumlandırmaktı; böylece onların Filistinli savaşçıları daha güçlü direnme yönünde motive edeceklerini belirtiyorlardı. Böylece, Kürdistan gerillaları küçük gruplar halinde ön cephedeki birçok kamp ve alana dağıtılmışlardı; sayıları 100'e yakındı. Kalatıl Şıkıf (Arnon Kalesi), Selahattin Kalesi, Namé, Sayda, Sur, Demorda, Beyrut gibi birçok yerde İsrail işgaline karşı destansı bir direniş sergiledi Kürdistan gerillaları. Birçok mevzide Filistinlilerin bile direnme gücü göstermeyip kendilerini yalnız bırakarak çekilmelerine karşın direnmeye devam ettiler. Bilmedikleri bir coğrafyada, bilmedikleri bir dilin konuşulduğu ortamlarda yalnızca ezilen mazlum bir halka karşı gerçekleştirilen haksız saldırıyı ve katliamları önlemek çabasıyla dillere destan olacak bir direniş sergilediler. Arnon Direnişi bu direnişlerin en kahramancasıydı. İsrail sınırındaki bu stratejik kaleyi savunmak için tank ve uçak saldırıları altında sonuna kadar direnen 9 PKK gerillası burada şehit düşmüştü. Filistin ve Lübnan halklarının savunmasında enternasyonalist bir ruhla savaşan bu kahramanlar; Mehmet Atmaca, Kemal Çelik, Veli Çakmak, İsmet Özkan, İrfan Ay, Emin Yaşar, Mustafa Marangoz, Şahabettin Kurt ve Şerif Aras'dı. Ayrıca Hesbi isimli alanda savaşan ve kuşatılan gerilla grubunda Abdullah Kumral şehit düşmüş; beraberindeki bir grup gerilla da yardıma giden yoldaşları tarafından çember dışına çıkarılarak kurtarılmışlardı. Böylece İsrail'in Lübnan işgali sırasında savaşarak şehit düşen Kürdistanlı gerillaların sayısı 10'u bulmuştu. Daha önce şehit düşen Abdülkadir Çubukçu, sonradan şehit düşen Süleyman Tuğcu ile birlikte Lübnan şehitlerinin sayısı 12'ye ulaşmıştır. Bu direnişte ön cephelerde savaşan Kürdistan gerillalarının 15'i de esir düşmüş ve İsrail'in elinde Ensar kampında iki yıl boyunca esir tutulmuşlardır. Aralarında Sabri Gözübüyük ve Seyfettin Zuğurli gibi daha sonra Kürdistan'da savaşarak şehit düşen değerli komutanların da bulunduğu bu gerillalar, tutuklulukları süresince direnişlerini ve diğer halklardan esirlerle enternasyonalist dayanışmalarını sürdürmüşlerdir.
Kürdistan gerillaları Arnon Kalesi'nde, Beyrut işgalinin önlenmesinde ve diğer cephelerdeki çatışmalarda sergiledikleri fedakar ve direnişçi ruhla Filistin ve Lübnan halkları ve devrimcilerinin sevgi ve güvenini kazanmış; “Arnon Kahramanları”,“Beyrut Aslanları” gibi tanımlamalarla dilden dile örnek gösterilerek anlatılmışlardır.
Enternasyonalist ruh
1982'lerde İsrail'e karşı savaşta sergilenen yüksek enternasyonalist ruh bugün Rojava'da, Kobanê'de halkların DAİŞ'e karşı omuz omuza direnmesi ve ortak özgür yaşamı örmesinde meyvelerini vermektedir. Kürdistan Devrimcileri'nin enternasyonalist ruhu bugün tüm insanlık değerlerinin savunulması ve korunması mücadelesinde boyutlanarak sürmektedir.