Kadın katılımının güçlü olması Latin Amerika devrimci mücadelelerinin dikkat çekici yanlarındandır. Küba Devrimi'nde yer alan çok sayıda kadından biri gerek devrim sürecinde ve gerekse devrimden sonra önemli roller üstlenen Vilma Lucila Espin Guillois'dir.
Diktatörlük karşıtlığından gerillacılığa
Kısa adıyla Vilma Espin; aristokrat, eğitimli ve varlıklı bir ailenin kızı olarak 7 Nisan 1930'da Santiago de Cuba'da doğdu. Çocukken sporu severdi. Balerin olmayı hayal ediyordu. Ayrıca okul korosunda eğitilmiş bir sopranoydu. Ancak büyüyünce ilgi alanları değişti. Üniversitede kimya okumayı tercih etti. Küba'da üniversite okuyup kimya mühendisi olan ilk kadınlardan biriydi. Üniversiteden mezun olunca lisans üstü eğitim için 1955 yılında Amerika'ya giden ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde bir yıl okuyan Vilma Espin, 1952'de Küba'da bir darbeyle iktidara gelen Batista diktatörlüğüne karşı gerçekleştirilen öğrenci eylemlerinde yer almaktan kaçınmamıştı. Amerika'dan döndükten sonra muhalefetle ilişkilenir. Yerel bir politik lider olan Frank Pais'in yürüttüğü silahlı mücadeleye aktif katılarak Doğu eyaletlerindeki yeraltı örgütlenmesine öncülük eder. Ülke içinde Batista diktatörlüğüne karşı silahlı bir mücadele hazırlığı yürütmekte olan Frank Pais gibi Fidel Castro ve arkadaşları da, sürgünde bulundukları Meksika'da aynı amaç için güçlerini örgütlemekteydiler. Vilma Espin, Pais'in örgütü ile Castro liderliğindeki '26 Temmuz Hareketi' arasında iletişim kurma görevini üstlenmişti. Bu hazırlıkların ardından 1956 yılında 'Granma' adlı yatla Küba'ya çıkarma yapan Castro ve arkadaşları fırtınadan dolayı kendilerini bekleyen grupla buluşamadılar. Daha sonra Batista askerlerinin saldırısında ağır kayıplar vererek sağ kalan 20 kadar kişiyle birlikte Sierra Maestra dağlarına sığındılar. Aralarında Che Guevara, Fidel ve Raul Castro'nun da bulunduğu dağdaki bu gerillalara Vilma Espin de katılarak 'Deborah' adını aldı.
Sierra Cristal'de açılan ikinci bir cephede Fidel Castro'nun kardeşi Raul Castro'la birlikte savaşan Vilma Espin, 1 Ocak 1959'da devrimin zafere ulaşmasından birkaç ay sonra Raul Castro ile evlendi.
Devrimin korunması ve inşası
Vilma Espin diktatörlüğün devrilmesinden sonra devrimin ortaya çıkardığı yeni görev ve sorumluluklara dört elle sarıldı. Çabası bu kez sosyalist bir ülkenin kurulması, toplumun bu amaçla yeniden şekillendirilmesi ve emperyalist saldırılara karşı ülkesinin ve devrimin korunmasına dönüktü. Devrimi Savunma Komiteleri'nin örgütlendirilmesinde yer aldı. 23 Ağustos 1960'da ülkedeki farklı kadın örgütlenmelerini tek çatıda toplayarak 'Kübalı Kadınlar Federasyonu'nu kurarak, 2007'de ölünceye kadar 47 yıl başkanlığını yaptı. Devrimin öncü kadroları, kadınların aktif katılımı olmadan yeni bir toplum inşa edilemeyeceğinin bilincindeydiler. 'Kübalı Kadınlar Federasyonu' (FMC) bu ihtiyacın ürünü olarak, Fidel Castro'nun aktif desteğiyle kurulmuş; süreç içerisinde üye sayısını dört milyona ulaştırarak etkili bir sivil toplum örgütüne dönüşmüştü.
FMC kadınların topluma entegrasyonunu, işgücüne katılmalarını ve erkeklerle her alanda tam eşitliğe kavuşmalarının önündeki engelleri kaldırmayı amaç edindi. Devrimden hemen sonra kadınlara dönük çok yönlü eğitim kampanyaları yürüttü. Okuma-yazma kursları, dikiş-nakış kursları, ideolojik eğitimler bu çalışmalardan bazılarıydı. Bu kurslarda yetiştirilen kadınlar kendi köy ve kasabalarına kurs eğitmeni ve FMC'nin örgütçüsü olarak dönüyorlardı. Devrim öncesinde neredeyse yalnızca zenginlerin evlerinde hizmetçilik yaparak ya da bedenini satarak para kazanma olanağını bulan kadınlar muhasebe, dil, çocuk bakımı kurslarından geçerek sekreterlik, kreş öğretmenliği, muhasebecilik gibi işlerde hayatlarını kazanmaya başladılar. Bilimsel ve ideolojik eğitimlerle önleri açılan kadınlar eve hapsolmaktan kurtularak ekonomik hayata daha fazla katıldılar; aynı şekilde devlet işlerinde kendilerine daha fazla yer buldular. 1975 yılında çıkarılan Aile Yasası'yla erkeklere çocuk bakımı gibi ev içi işlerde kadınlarla eşit sorumluluk alma zorunluluğu getirilerek kadın ve aile olmaya dair yargılar köklü bir değişime tabi tutuldu. Erkeklerin çocuk bakımında kadınlarla birlikte sorumluluk alma yükümlülüğünün yanısıra kreşlerin ücretsiz olması da kadınların yaşamın her alanına çok yönlü katılımını artırdı. Vilma Espin önderliğinde kürtaj serbest bırakıldı.
Kadın hakları ve sosyalizm savunuculuğu
Kadın hakları mücadelesinde yalnızca Küba'da etkili olmakla kalmayıp uluslararası alanda da birçok toplantıda kadınları temsil eden Vilma Espin kadın hakları savunuculuğunu kapitalist-emperyalist sistem eleştirisi ve sosyalizm savunuculuğuyla birleştirdi. 1975'te Meksico City'deki 'Uluslararası Kadın Yılı Konferansı' öncesinde şöyle diyordu: “Konferansın talep ettiği şeylerin hepsini biz kadınlarımız için zaten elde etmiş bulunuyoruz. Kadınlar halkın bir parçasıdır ve politika hakkında konuşmadan hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.” İlk olarak Eylül 1959'da Şili'de yapılan '1. Latin Amerika Kadın ve Çocuk Kongresi'nde Küba Delegasyonu'na başkanlık eden Vilma Espin daha sonra Birleşmiş Milletler'in 1975'de Meksika'da, 1980'de Danimarka'da, 1985'de Kenya'da ve 1995'de Çin'de gerçekleştirdiği dünya kadın konferanslarında Küba Delegasyonu'na başkanlık etti ve anti Amerikancı bir aktivist rolü oynadı.
Vilma Espin, ülkesinde çok sayıda okul, hastahane, müze, kütüphane ve stadyumun yapılışına önayak oldu. Okullarda, enstitülerde, akademilerde ve üniversitelerde sosyalist eğitimin geliştirilmesine çalıştı. Yalnızca kadınlara yönelik değil, toplumun diğer baskı gören kesimlerine yönelik önyargılarla da savaştı. Homofobik eğilimlerle mücadele etti; 1979 yılında homoseksüellerin haklarını savunan ve koruyan bir yasanın çıkarılmasına öncülük etti.
Küba Devleti adına diplomatik görevler de ifa eden Vilma Espin; 1960-1990 yılları arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Doğu Almanya, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslovakya ve diğer demokratik cumhuriyetlere resmi ziyaretler gerçekleştirdi; üçüncü dünya ülkeleriyle sıcak ilişkiler geliştirdi. Asya, Afrika, Vietnam ve Latin Amerika'daki kadın örgütleriyle ilişkiler kurdu. Şili'deki Pinochet diktatörlüğüne karşı eleştirel açıklamalar yaparak Şili halkının diktatörlüğe karşı yürüttüğü mücadeleye ve muhalif güçlere destek oldu. Espin'in sosyalizmi ve insanlığı savunma ve geliştirme yolundaki mücadelesi ona '1977-1978 yılı Lenin Barış Ödülü'nü kazandırdı.
Vilma Espin, kuruluşundan itibaren Küba Komünist Partisi Merkez Komite üyesiydi.1980-1991 yılları arasında Parti'nin siyasi bürosunda yer aldı. Küba Devlet Başkanı Fidel Castro'nun kardeşi ve devletin ikinci etkili şahsiyeti Raul Castro'nun eşi olarak önemli bir konumda olmasının yanısıra, Fidel Castro'nun eşinden boşanmış olması nedeniyle birçok resmi platformda ona eşlik etti. Birçok çevre tarafından “Küba'nın First Lady'si” (“Küba'nın Bir Numaralı Kadını”) olarak tanımlanıyordu.
Dört çocuk annesi olan Vilma Espin uzun süren bir hastalık ardından 18 Haziran 2007'de Küba'nın başkenti Havana'da yaşamını yitirdiğinde 77 yaşındaydı. Ölümünün ardından Küba'da bir günlük resmi yas ilan edildi. Yakılan cesedinin külleri “Il Frente Frank Pais” mozolesine kondu. Doğduğu ev 2010 yılında müzeye dönüştürüldü; yaşamını ve mücadelesini ortaya koyan nesneler burada sergilenmeye başlandı.
FİDAN YILDIRIM: Vilma Espin: Gerillacılıktan sosyalizm inşasına