Ancak her şey Ankara’da olanlar üzerinden tartışılıyor. Olan şey “fillerin kavgası”.
Türkiye’de hukuksuzluğun, paralel devletin varlığı sanki yeni bir şeymiş gibi tartışıla dursun arada giden, götürülen şeyler var.
Kaçakçılıkla uğraşanların bir taktiğinden bahsedilir. Küçük bir parti malı kendisi ihbar eder, ayrı yoldan dev bir parti mal kaçırılır. Şimdi olanlara da bu gözle baksak iyi olur.
Gerçekten hukuk, adalet denildiği bir ortamda gelişen arayışlara baktığımızda şunu çok net görüyoruz ki Ergenekon ile bir uzlaşma ufukta var.
KCK davaları bir kısmı ertelenirken bir diğer kısmı ağır cezalara mahkum ediliyor. Roboskî davasına takipsizlik veriliyor.
Türkiye’de arayışı adalet, hukuk olan herkesin yapması gereken şey unutuluyor. Çünkü TC’nin hukuksuzluğunun temel taşları Kürt sorununa yaklaşımla örülmüştür. Tüm bu paralel devletler, farklı güçler, hukuksuzluklar Kürt halkını inkar-imhayı amaçlayan savaş içerisinde gelişmiştir.
İşte bu gerçek gün gibi ortadayken hukuk adalet arayışlarını başka yerlerde yapıp, başka konular üzerinden tartışmak art niyetlidir.
İşte tam bu tartışmaların ortasında Tansu Çiller’in iktidarı sürecinde yaşanan faili meçhullere ilişkin Tansu Çiller hakkında açılan dava bitirildi. Varılan sonuç: “Tansu Çiller suçsuz.”
Sözde adalet arayışında olan iktidar ve farklı kesimler bu davaya ilişkin hiçbir söz bile söylemediler. Anlaşılan o ki yıllardır olan yine tekrarlanıyor:
Fırat’ın doğusu es geçiliyor, unutuluyor. Hatta bir yönüyle yapılan demokratik çözüm sürecinin baltalanmasıdır. Ergenekoncu güçlerle, AKP’nin anlaşarak yeni bir saldırı hamlesi başlatması ihtimali bile giderek yükseliyor.
Demokrasi güçlerinin daha aktif mücadele etme gerekliliği doğuyor. İçinde bulunulan durum izleme pozisyonunu aşmıyor.
Birkaç gün önce haber bültenlerinde yer bulan haber karşısında demokrasi güçleri ve Kürt siyasi hareketinin pasifliği öfke yaratıyor.
Şırnak’ta içinde askerlerin olduğu çete Kürt kızlarına zorla fuhuş yaptırıyor. Bu haber içimizi acıtıyor. Haber kadar sonrasındaki sessizlik de aynı oranda iç acıtıcı.
Bir de bu açığa çıkmış olan. Şimdi Kürdistan’ın dört bir yanında olanlarından da habersiziz. Bu olay örgütlülük düzeyimizin ne kadar yetersiz olduğunu ortaya koyuyor.
Bu olay sonrasında önümüzde duran iki görev var.
Birincisi yıllardır zayıf aksak yaptığımız, gün geçtikçe zorunluluğunu ve eksikliğini daha da hissettiren, bu olayları yapan Türk devletini Kürdistan’da sosyal, siyasal, ekonomik olarak silmek için köy-köy, sokak sokak, ev ev örgütlenmektir. Bu başarıldıkça bu tür olayların zemini olan devlet ve her türlü çete zayıflayacaktır.
İkinci boyutu ve kısa vadede hatta hemen yapılması gereken şey bu tür çeteler ve bunlara zemin sunan devlete karşı büyük serhıldanlar yapmaktır. Tutuklu vekilleri karşılamak için on binler toplanırken böyle bir olay karşısında ses çıkmaması sorgulanmaya, düşünmeye, analize değerdir.
Evet, Fırat’ın doğu yakasında da ortalık toz duman.
Durup izlemeyi bırakmak şart.
Şu çok nettir. Arafta olma durumu ancak demokrasi güçlerinin etkili mücadelesiyle aşılır.
Fillerin dövüşünde ezilmemek karıncaların örgütlü mücadelesiyle mümkündür.
Fillerin kavgasının gizledikleri...