
24 Temmuz’da startını verdiği savaş konseptini askeri ve siyasi operasyonlar, işkenceler, darbe dönemlerini aratmayan baskınlar ve sokak infazlarıyla hayata geçiren AKP hükümeti Ağrı’nın Diyadin ilçesinde katliam yaptı. İlçe Jandarma Komutanlığı’na önceki gece yapılan gerilla eylemi ardından sokaklara çıkan özel harekatçılar önüne geleni taradı. Atatürk mahallesindeki fırında çalışan 15 yaşındaki Emrah Aydemir ve 16 yaşındaki Orhan Aslan isimli çocuklar özel harekat timlerinin kurşunlarına hedef oldu.
Başka bir mahallede
Murat Mahallesi’nde ise dün sabah saatlerinde harabe halindeki evlerin arasında bir erkeğe ait cenaze bulundu. Görgü tanıkları, bu kişinin infaz edildikten sonra panzerle sürüklenip buraya getirildiğini dile getirdi. Yaşamını yitiren kişinin HPG gerillası olabileceği söylense de bu bilgi doğrulanmadı.
İnfaz yetmedi baskın
Çocukların infaz edildiği işyerinin üst katında yaşayan ailelerin evlerine baskın düzenleyen özel harekat timleri evdeki herkesi işkenceden geçirerek, darp etti.
Çocukları “terörist” yaptılar!
Ağrı Valiliği, devlet güçlerince işlenen birçok cinayette olduğu gibi katledilenlerden 2’sinin çocuk olmasına rağmen “3 terörist ölü ele geçirildi” açıklamasında bulundu. Ağrı Valiliği tarafından yapılan açıklama şöyle: “12 Ağustos 2015 günü saat 21.00 sıralarında bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından Diyadin İlçe Jandarma Komutanlığı’na roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlenmiştir. Güvenlik güçlerimizin karşılık vermesi ile kaçan teröristlerin yakalanması için yapılan operasyonda 3 terörist silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir.”
Gerilla kıyafeti giydirdiler
Katledilen Orhan Aslan (16) ve Emrah Aydemir (15) isimli çocukların, infaz edildikten sonra üzerlerine gerilla kıyafetleri giydirilerek fotoğraflarının çekildiği de öğrenildi.
Olayın görgü tanığı olan, odun deposunun üstündeki dairede yaşayan Fevzi Kahraman, infazı yapan polislerin çocuklara gerilla kıyafeti giydirdiklerini belirterek, “Bunlar çocuk. Fırında çalışıyorlardı“ diyerek tepki gösterdi. Bunun üzerine polisler Fevzi Kahraman’ı gözaltına almaya çalıştı. Kahraman’ın gözaltına alınmasına engel olmaya çalışan aynı aileden Aytekin Kahraman, Mehmet Kahraman ve Harun Kahraman da polislerce darp edilerek gözaltına alındı.
Gözaltındakilere de giydirmek istediler
Feyzi Kahraman’ın eşi ve görgü tanıklarından Nihal Kahraman da, olay esnasında iki çocuğun infaz edildiği odunluk olarak kullanılan dükkanın üzerindeki dairede olduklarını söyledi. Eşi Feyzi Kahraman’ın yayladan gelen hayvanlarını bağlamak için dışarı çıktığı sırada silah seslerinin yükseldiğini ve eşinin özel harekat timleri tarafından dövülerek, gözaltına aldığını anlattı. İki çocuğun odun almak için fırın deposuna gittiklerini belirten Kahraman, “İkisini de öldürdüler. Ondan sonra eve baskın yaptılar. Silahı benim kafama dayadılar. ‘Durmazsan seni de vururuz’ dediler. Evde olan tüm erkekleri yaka paça gözaltına aldılar. O çocuklar sürekli fırında çalışıyordu. Her ekmek aldığımda sohbet ediyorduk. Hatta dün akşam Orhan ile konuştum. İkisi de ekmek parası için çalışıyorlardı” şeklinde tepki gösterdi. Tanıklardan Filiz Kahraman da çocukların öldürüldükten sonra gerilla kıyafeti giydirildiğini doğruladı. Kahraman, “Akşam gözaltına alınan akrabalarımıza da gerilla kıyafetleri giydirmeye çalıştılar. Kayınım Feyzi elbiseleri giymemek için çok direndi. Onlar da kaynımı çok dövdüler. O iki gence de aynısını yaptılar. Önce öldürdüler sonra gerilla kıyafeti giydirdiler” diye konuştu.
Odun almaya gitmişlerdi
BBC Türkçe’ye konuşan Muhammed Aydemir’in annesi Sevgül Aydemir, oğlunun İmam Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisi olduğunu, bir yandan eğitim görürken bir fırında çalıştığını söyledi. Sevgül Aydemir olay gecesi oğluyla birçok kez telefonda görüştüğünü belirtti: “Oğlum fırında çalışıyor. Akşam fırına gitti. Saat dokuz gibi çatışma çıkmış. Aradım, ‘oğlum neredesin’ dedim. ‘Odunluğa girdik, burası güvenlidir’ dedi.
HDP Ağrı milletvekili Dirayet Taşdemir de, iki çocuğun fırına odun taşımak için odun deposuna gittiklerini belirterek, “Fırına odun taşırken iki zırhlı aracın geçtiğini görünce saklanıyorlar. Saklandıkları yer de, camekanlı küçük bir yer. Olay yerindeyim, etrafta hiçbir çatışma izi yok, kurşun izi yok. Çatışma olduğuna dair hiç bir delil yok. “İki çocuk çok açık ki infaz edilmişler” dedi.
İşyeri sahibi de konuştu
İnfaz edilen Orhan ve Muhammet’in çalıştığı fırının sahibi Recep Birgül de, olayın katliam olduğunu vurguladı. Birgül, Orhan Aslan ve Muhammet Aydemir’in kendisinin yanında çalıştığını ve kesinlikle polisin bilerek kendilerini katlettiğini söyledi. Birgül, “Benim yanımda 7 kişi çalışıyor. Bu öldürülen iki kişi de benim elemanımdı. İkisi de gariban insanlardı. Onların önündeki ekmeği alsan bile ses çıkartmayan kişilerdi. Orhan 7 aydır yanımda çalışıyor. Muhammet ise öğrencidir. Yaz aylarında benim yanımda çalışmaya başladı” dedi.
Çok iyi biliyorlardı
Diyadin Belediyesi Eşbaşkanı Hazal Aras da, çocukların akşam vardiyası için fırına gittiklerini, o sırada panzerlerin geçtiğini görüp fırının odunluğunda saklandığını anlattı. Aras, “Orhan, İmam Hatip’te okumuştu. İkisi de yoksuldu. Ben bunu emniyet amirine de söyledim. ‘Sizin istihbarat birimleriniz çok iyi bilirler ki, bunlar sivil vatandaştır’ dedim. Bunun tespitini yapmak zor değildir. Fırın sahibi de fırında çalıştıklarını doğruluyor.”
Görüntüler de ortaya çıktı
Bu arada 2 çocuğun vurulmadan önceki görüntüleri de basına yansıdı. Görüntülerde arkadaşlarıyla şakalaşırken zırhlı araçlların geldiğini gören 2 çocuk, koşmaya başlayarak odun deposuna sığınıyor.
Karartma peşindeler
Valiliğin örtbas etmek istediği katliamla ilgili devlet yetkilileri de delilleri karartma girişiminde. Savcılık ‘güvenlik’ gerekçesiyle olaydan saatler sonra olay yerine gelerek inceleme başlattı.
Savcı ve kaymakamla görüşmeler yapan HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, polislerin savcının haberi olmadan katledilenlerin cenazesini alıp Erzurum’a otopsiye gönderdiğini belirtti. Taşdemir, “Bu infazın da daha önceki infazlar gibi üstü kapatılmak isteniliyor. Zaten aile ile yaptığımız görüşmede çatışma çıktığı saat çocuklarını aradıklarını ve durumlarının iyi olduğunu öğrenmişler” diye konuştu. Savcı gözaltıları bilmiyormuş! Savcıya tanıkların neden gözaltına alındığını da sorduklarını belirten Taşdemir, “Polis savcılık kararı olduğu ve Kahraman ailesinin arandığını söylemiş. Ve aile de buna direndiği için darp edildiği söyleniyor. Oysa savcıya sorduğumuz da gözaltına alınanların kim olduğunu bilmiyor. Yani savcılık kararı var ama savcı bu kararda kimlerin alındığını bilmiyor. Olay başka mahallede oluyor. İki çocuğun katledildiği mahalle başka bir yerde. Bu olayda çok fazla çelişki var” diye belirtti. Üstünü örtme telaşı Ağrı Valiliği’nin infaza ilişkin yaptığı açıklamaya da değinen Taşdemir, “Biz savcılıktayız, savcı olayın daha ne olduğunu ve kimlerin öldüğünü bilmiyor ama Ağrı Valiliği açıklama yapıyor ‘Üç PKK’li öldürdük’ diyor. Bizim izlenimimiz çok telaşlı bir şekilde olayın kapatılmaya çalışıldığıdır” dedi.
Birbirleriyle çeliştiler
Kaymakam ve savcı ile görüştüklerini kaydeden Ağrı Belediyesi Eşbaşkanı Mukaddes Kubilay da savcı, kaymakam ve ilçe emniyet müdürünün verdiği bilgilerin çeliştiğini söyledi. İHD Ağrı Temsilciliği’nin yaptığı ilk incelemelere göre, olayın “sivil katliam” olduğu ve özel harekat polisleri tarafından savcı ve adli makamlara haber verilmeden cenazelerin alınıp Erzurum’a gönderildiğini açıkladı.
AÐRI
20 günde 16 infaz
Diyadin’de katledilen 2’si çocuk 3 kişiyle birlikte, AKP’nin savaş ilan ettiği 24 Temmuz’dan bu yana devlet güçleri tarafından infaz edilenlerin sayısı da 16’ye yükseldi. Ağrı’da Yaşar kardeşler ve HPG gerillası Göktürk, Amed’de 11 yaşındaki Beytullah Aydın, Cizre’de 17 yaşındaki Hasan Nesre ve Abdullah Özdal, Mardin’de Seyithan Dede, Mersin’de Bülent Ecevit Güngör, İstanbul’da Günay Özarslan, Silopi’de Hamdin Ulaş, Mehmet Hıdır Tanboğa ve Kamuran Bilin, polis ve özel harekat timleri tarafından katledildi.
80’lik dedeye havan topu
Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki Durak Jandarma Karakolu’na yönelik uzun namlulu silah ve roketlerle eylem düzenlendi. Eylem ardından karakoldan yapılan havan atışları sonucu Korgan (Gulank) köyündeki evinin bahçesinde oturan Şadi Töre (79) ağır yaralandı. Yakınları tarafından Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Töre, buradaki ilk müdahalenin ardından Van’a sevk edildi. Töre’nin durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz!
Türk devletinin Kürt çocuklarını hedefleyen saldırıları ilk değil. 12 yaşında kapısının önünde ‘terörist’ denilerek 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’ın kanlı kazağı ile Ceylan Önkol’un annesinin eteğindeki parçalanmış bedeni hala hafızalarda. Uğur, 2004 yılında Mardin Kızıltepe’de babası Ahmet Kaymaz’la birlikte evinin önünde polisler tarafından öldürülmüştü. Bedeninden 13 kurşun çıkan Uğur’un yanına kalaşnikof marka silah bırakılması da büyük tepkilere neden olmuştu. Ceylan Önkol ise hayvanlarını otlatırken atılan hava mermisiyle paramparça edilmişti.
Pembe eşofmanlı ‘terörist’!
1.30 cm boylarında, 45 kilo ağırlığında, karışık renkli etekli, pembe eşofmanlı, 11-12 yaşlarındaki Fatma Erken de ‘çatışmada öldürülen PKK’li’ olarak kayıtlara geçirilmişti. Fatma Erken, 14 Ekim 1995 tarihinde Mardin’in Midyat İlçesi’ne bağlı Çalpınar (Sitê) köyünde oyun oynarken Türk askerleri tarafından öldürülmüştü. Askerler, çatışmada öldürüldü süsü vermek için Fatma’nın yanına da tıpkı yıllar sonra Uğur’a yaptıkları gibi toprağa bulanmış bir kalaşnikof silah iliştirmişlerdi. Ama katilleri Fatma’nın çıplak ayaklarını her iki yanına savrulmuş terliklerini almayı unutmuşlardı! Fatma Erken’in katledildiği yıllar sonra Dicle Haber Ajansı’da yayımlanan bir fotoğrafla belgelenmişti. Şubat 2014’te ortaya çıkan fotoğraf, Kürtlerde ve kendisine “insanım” diyen her bireyde infiale neden olmuştu.
Türk devletinin kara bilançosu
Son 20 yılda devlet 500’ü aşkın Kürt çocuğunu öldürdü. Çocuklar en çok da AKP iktidarı döneminde katledildi. Türkiye’de en fazla çocuğun öldürüldüğü yıl ise 2006 yılı oldu ve tam 23 çocuk katledildi. 2006 yılının Mart ayında Amed’de HPG gerillalarının cenazelerine polisin saldırılarından çocuklar da payına düşeni aldı ve 5 çocuk öldürüldü. Serhildana dönüşen eylemler karşısında açıklama yapan dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ‘Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun gerekeni yapacaktır’ sözü de kayıtlara geçti. 2007 yılında 9, 2008 yılında 17, 2009 yılında 21 çocuk katledilirken; 2010 yılında ise askeri kışladan atılan havan mermisi ile bedeni paramparça edilen Ceylan Önkol’un da aralarında bulunduğu 16 çocuk öldürüldü. 2011 yılının son günlerinde ise savaş uçakları Roboskî’de katliama yol açtı, ölenlerden 17’si çocuktu. Aynı yıl 16 çocuk daha mayın patlaması sonucu hayatını yitirdi ya da toplumsal gösterilerde polis tarafından öldürüldü. Devlet güçleri 2012 yılında 16, 2013 yılında 6 çocuğu öldürdü. İHD’nin verilerine göre, 2014 yılında Gezi eylemlerine yapılan saldırılarda yaşamını yitiren 15 yaşındaki Berkin Elvan’la birlikte Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da katledilen çocukların sayısı 585’e ulaştı. Ancak sorumluların çoğu yargılanmadı, ceza almadı.