
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’deki ekonomik performansın ve bankaların varlık kalitesinin, siyasi risk tehdidi altında olduğunu söyledi.
Frankfurt’ta düzenlenen toplantıda gelişmekte olan ekonomiler için değerlendirmelerde bulunan Fitch, gelişmekte olan banka negatif görünümlerinin finansal krizin tepe yaptığı dönem ile neredeyse aynı olduğunu belirtti. Fitch, Türkiye, Güney Afrika, Brezilya, Suudi Arabistan ve Kolombiya’nın negatif görünümlerinin bankalar için risk oluşturduğunu vurguladı. Toplantıda Türkiye’ye ilişkin değerlendirmede de bulunan Fitch yetkilileri, “Siyasi riskler ekonomik performansı ve bankaların varlık kalitelerini baltalayabilir. Türk bankaları dış fonlamaya oldukça fazla bağımlılar” dedi.
Fitch Ratings yetkilisi James McCormack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kredi notunun ay sonunda düşürülme riskinin olduğunu söylemişti.
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Bülent Gedikli ise Fitch’den gelen ‘Türkiye’nin yatırım yapılabilir notunun tehlikede olduğu’ açıklamasının önemli olduğunu ancak Türkiye ekonomisinin haftalık ve aylık veriler üzerinden değerlendirilmesinin sağlıklı olmayacağını söylemişti.
Fitch’in Türkiye’ye yönelik kredi değerlendirmesinin bu yıl 27 Ocak ve 21 Temmuz’da açıklanması planlanırken, S&P’nin ise 5 Mayıs ve 3 Kasım tarihlerinde kredi değerlendirmesini açıklaması bekleniyor. Moody’s henüz Türkiye için 2017 değerlendirme takvimini açıklamadı.
Merkez’in beklenti yalanı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) finansal ve reel sektörde karar alıcı, uzman kişiler, profesyoneller ile yabancı finans kuruluşlarının uzmanları arasından seçilen 73 katılımcıyla gerçekleştirdiği “2017 yılı Ocak ayı Beklenti Anketi” sonuçlarını yayınladı. Merkez Bankası Beklenti Anketine göre, cari yıl sonu TÜFE beklentisi bu anket döneminde yüzde 8,48 oldu. 12 ay ve 24 ay sonrası TÜFE beklentileri ise sırasıyla yüzde 8,19 ve yüzde 7,59 olarak gerçekleşti.
2017 yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bu anket döneminde 3,86 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 3,63 TL iken bu anket döneminde 3,96 TL’ye yükseldi.
Trump, Türkiye’yi zora sokabilir
Kredi notuna dönük risklerin konuşulduğu bir ortamda 2016’dan kalan siyasi ve ekonomik risklere yeni yılda bir de ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın eklenmesiyle Türkiye piyasalarında zorlu bir yıl olabilir.
Analistler, piyasaların son dönemlerde özellikle darbe girişimi sonrası siyasi risklere karşı hassas hale geldiklerini belirtirken, ABD’de başkanlık görevine başlayacak olan Trump’ın ekonomi politikaları sonucu Türk Lirası’ndaki olası bir değer kaybının bankacılık sektörünü zor durumda bırakabileceği belirtiliyor.
Reuters’in haberine göre; TD Securities Gelişen Piyasalar Stratejisti Cristian Maggio, “2016 yılı zaten çok kötü bir yıl oldu, o yüzden 2017 ne kadar daha çok kötü geçebilir emin değilim” diyerek, Türkiye’de özellikle son 1.5 yıldır bazı risklerin “ciddi şekilde yükseldiğinin” görüldüğünü söyledi.
Maggio, Türkiye’deki riskleri ise şu şekilde sıraladı: “Darbe girişimi sonrası başlayan ve ekonomik etkileri de olan geniş kapsamlı operasyonlar; üç ay daha uzatılan OHAL; şirketlere ve milyarlarca dolar değerindeki varlıklara hükümetin gözetiminde el konulması; İslam Devleti, PKK ve diğer yerel tehditler ve bunun sonucu olarak düşen turizmin 20 milyar doların üzerinde bir geliri risk altına sokması; Trump’ın ABD’de seçilmesi ve bunun Fed tarafından daha agresif faiz artışı ihtimalini güçlendirmesi. Son olarak da yabancıların aklını en çok kafasını karıştıran konulardan birisi olan Merkez Bankası’nın gittikçe bağımsızlığını kaybetmesi.”
TCMB endişeleri duruyor
TL’nin son dönemde dolar karşısında rekor değer kayıpları yaşamasında bu kayıpları durdurmak adına TCMB’nin gerekli faiz adımlarını atamayabileceği endişeleri etkili oldu. Erdoğan TCMB’nin kurdaki oynaklığı önlemek için elindeki enstrümanları kullanacağını ancak prensip olarak faiz oranlarını aşağı çekmek gerektiğini belirterek, baskısını sürdürüyor. Hükümet kanadından da son dönemde piyasanın TCMB’yi faiz artırımı için baskıladığı yönünde açıklamalar gelmiş ve TCMB’nin faiz dışında kullanabileceği enstrümanlar olduğuna dikkat çekilmişti.
TCMB ise geçen hafta Perşembe gününden beri “örtülü faiz” artışları olarak da adlandırılan likidite adımları uyguluyor. Yüzde 8 seviyesinden fonlamasını önceki gün itibariyle sıfıra indiren TCMB, yüzde 8.5 faizle BIST repo pazarından fonlamasını da kısarken, bankaları yüzde 10 faiz ile fonlama yaptığı geç likidite penceresine yönlendiriyor. TCMB böylece ortalama fonlama faizini yükseltmeyi amaçlarken, 11 Ocak’ta yüzde 8.31 olan ortalama fonlama maliyeti önceki gan yüzde 9.06’ya yükseldi.
Agresif not indirimi fiyatlanıyor
Ayrıca Fitch tarafından da Türkiye’nin kredi notunun indirileceğini tahmin ettiğini ancak CDS kontratlarına bakıldığında piyasaların bu not indirimini şu an fiyatlamış olduğunu belirten Maggio, “Eminim piyasa Fitch’in kredi notu konusuna tek bir nedenden dolayı bakıyor; o da Fitch’in yatırım yapılabilir notunu şu an vermiş olan tek kurum olması” dedi.
Piyasaların mevcut durumda daha agresif not indirimleri beklediğini söyleyen Maggio, “Piyasa Fitch, Moody’s ve S&P’den birer not indirimini daha fiyatlıyor” dedi.
Ekonomik zayıflığın boyutu şaşırtıcı
Capital Economics Kıdemli Gelişen Piyasalar Ekonomisti William Jackson da 2016 yılının Türkiye için kötü geçtiğini belirterek, “Bizi asıl şaşırtan şey ise liradaki düşüşün keskinliği ve ekonomik zayıflığın boyutu oldu” dedi.
Jackson, düşük büyüme ve siyasi belirsizliğin olduğu ortama işaret ederek, kredi değerlendirmenin etkisi konusunda ise, “Benim gördüğüm piyasaların Türkiye’nin kredi notunun daha çok düşürüleceğini fiyatlandırıyorlar” diye konuştu.
Trump’ın yarattığı 3 risk
Maggio, Trump’tan ötürü Türkiye’nin maruz kalabileceği üç risk olduğunu belirtiyor:
*Risk iştahındaki azalmadan dolayı Türk varlıklarına da olan talebin azalma ihtimali.
* Diğeri ise biraz daha yapısal. Eğer Fed faizleri artırırsa bu da küresel faiz göstergelerini yukarı çekecektir ve Türkiye de buna uyum sağlamak zorunda kalacaktır
* Üçüncüsü ise ABD’de faizlerin artması durumunda dolar üzerinden yapılan borçlanmanın da artacağı. Türkiye’nin fazla kamu borcu yok fakat özel sektör borcuna baktığınızda bu sektör özellikle dolar üzerinden bir hayli borçlanmış durumda ki Türkiye, gelişen piyasalar arasında en çok dolar borcuna sahip olan ülkelerden bir tanesi. Dolayısıyla bu durum ekonomik büyümede negatif etki yaratacaktır.
2017’de bankacılık sektörü izlenecek
Her iki analist de bankacılık sektörünün şu an için tehlike sinyali vermediğini fakat 2017’de liranın daha fazla değer kaybetmesi durumunda daha yakından takip edileceğini söylediler.
HABER MERKEZİ