Forum süresince 5 ayrı salonda paneller, buluşmalar, atölyeler ve mini forumlar düzenlendi. Tiyatrolar, belgesel gösterimleri, resim sergileri ve açık alan etkinliklerinin de yapıldığı forumda, „Ekoloji“, „Dil“, „Gençlik“ ve „Kolektif Halklar Grubu“ adı altında tematik çadırlar, açık tutuldu. Sümerpark Kampüsü’nde kurulan yaklaşık 200 kişilik kapasiteli çadırlar, bazı konu başlıkları için ise yetersiz kaldı.
Foruma Arjantin, Ekvador, Brezilya, İtalya, Almanya, Rusya, Mısır, Tunus, Lübnan, Filistin, Yemen, Irak, Federal Kürdistan Bölgesi, İran, Suriye, Türkiye, Ermenistan, Fransa, Kamerun ve Nijer gibi ülkelerden çok sayıda aktivist katıldı.
Forumda, „Ortadoğu, isyanlar ve gelecek“, „Uygarlık krizi ve alternatifler“, „İktidara karşı adalet ve barışı kurmak“, „Sınırsız sürgün: mültecilik ve göç“, „Hak mücadeleleri“, „Çocuk hakları, su hakkı, iletişim hakkı, sağlık hakkı, anadil hakkı, yaşlı hakkı…“, „Geçmişle yüzleşme ve hakikatleri araştırma süreçleri“, „Ekolojik soykırım“, „Kültür-kültür yaratıcıları-kültürel soykırım“, „Emek sömürüsü ve arayışlar“, „Ortadoğu’da kadın kırımı ve kadın özgürlük mücadeleleri“ ve „Değişim ve dönüşüm dinamiği: Gençlik“ başlıkları altında tartışmalar yürütüldü ve Pazar gününe kadar da yürütülecek.

Panellerde buluşma

MSF’nin önceki akşamki panellerinden biri Sümerpark Ararat Salonu’ndaki „Resmi kültürel kimliğin inşaası ve çözülüşü sürecinde yurttaş“ konulu paneldi. Moderatörlüğünü Dicle Üniversitesi’nden Mahmut Toğrul’un yaptığı panele, Yazar Şeyhmus Diken, Gazeteci-Yazar Nuray Sancar, Azad Zal konuşmacı olarak katıldı. Birçok ulusun bir arada olduğu Anadolu coğrafyasında ilk önce devlet kurularak ardından ulus oluşturulduğunu dile getiren Mahmut Toğrul, Lozan Antlaşması‘ndan sonra da gayri Müslimlerin bir potada eritilerek Türk kimliğinin oluşturulduğunu kaydetti. Türkiye’nin „Kültürel bir mezarlık“ olduğuna vurgu yapan Toğrul, „Kürtleri dışında tutarsak ulus kalmadı“ şeklinde konuştu.
Gazeteci-Yazar Nuray Sancar da, „Yurttaş kimliğinin oluşum süreci“ üzerinde durdu. „Yurttaş, kendi kaderi ile ilgili söz hakkı olandır“ diyen Sancar, Türk devlet karekteri, Meclis yapısı ve TDK gibi kurumlaşmaları anlatan Sancar, resmi ideolojiye karşı yürütülen mücadeleye dikkat çekti. Sancar, „Ok yaydan çıktı. 25 yıldır sürdürülen Kürt ulusal mücadelesinin Türkiye’ye geri dönülmez kazanımlar sağladığını görüyoruz“ diye kaydetti.
Yazar Şeyhmus Diken de, „Asli kimliğimizle yüzleşme 70’li yıllarda ve Kürt özgürlük mücadelesiyle birlikte gelişti. Devletin 90 yıldır oluşturduğu kimlik intiharı yurttaşların mücadelesi ile sürüyor“ dedi.
Türk solunun kimliklere bakışını eleştiren Azad Zal, „Karşılıklı kimlikler, diller kabul edilmeli, sahip çıkılmalı“ şeklinde konuştu.

Alternatif yaşam arayışları
Tigris Salonu’nda moderatörlüğünü Araştırmacı-yazar Metin Yeğin’in yaptığı, „Deneyimler ve Alternatif Yaşam Arayışları“ konulu panele Viranşehir Ax û Av Kollektifi Üyesi Vedat Aydoğan, Sur Belediye Başkan Yardımcısı Gülbahar Örmek, KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Üyesi Celalettin Birtane, Batman’ a bağlı Şikefta Köyü’nden M. Şirin Baytar ve Brezilya’dan Topraksızlar Hareketi (MST) Üyesi Igor Fellipe Achiles Santos katıldı.
KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Üyesi Celalettin Birtane, kapitalist yaşamın yarattığı sosyal izolasyona karşı alternatif yaşam modellerinnin yaratılması gerektiğini söyledi ve KESK olarak daha yaşanılır bir kent modeli üzerinde çalışma yürüttüklerini kaydetti.
Hasankeyf’in mağaralarından 1969 yılında çıkarılıp Batman’da Dicle Nehri kenarında kurulan Şikefta Köyü’ne yerleştirilen köylülerden M. Şirin Baytar, yaşadıkları köyde oluşturdukları alternatif yaşam modelinden söz etti.
Ax û Av Kollektifi’nde çalışan Vedat Aydoğdu da Urfa’nın Viranşehir İlçesi’nde oluşturdukları bir proje ile barınacak evleri olmayan yoksul yurttaşlardan seçilen 70 aile için toprak ve sudan kerpiç ev yaptıklarını anlattı. Aydoğdu, belediye işçisi olduğunu ifade ederek, „Bu proje olmasaydı asla ev sahibi olamazdım. Yaptığımız evler ayrıca daha sağlıklı“ dedi.
Sur Belediye Başkan Yardımcısı Gülbahar Örmek, 2009 yılında hayata geçirdikleri Tandır Evi Projesi’ni anlattı.
Brezilya’dan katılan Topraksızlar Hareketi (MST) Üyesi Igor Fellipe Achiles Santos ise yaptığı sunumda MST’nin tarihçesini anlattı. Santos, „MST olarak yoksulların da yararına bir hukuk oluşturmak istiyoruz. Brezilya geniş toprakları ile biliniyor. Ancak bu toprakların sadece yüzde 10’u yoksullara ait. MST olarak bu haksızlığa son vermek için zenginlerin toprağını işgal edip yoksullara dağıtıyoruz“ dedi.

Göç ve göçmenlik
MSF etkinlikleri kapsamında düzenlenen „Göç ve göçmenlik“ konulu Munzur Salonu’nda düzenlenen panele, Akdeniz Göç-Der Başkanı Selahattin Güvenç, Göçmen Dayanışma Ağı’ndan Begüm Filiz ve Mediko International’den Martin Glasenapp konuşmacı olarak katıldı.

Yoksulluğa karşı mücadele
„Dünya ve Ortadoğu’da yoksulluk“ konulu panelde, egemenlerin diz çöktürmeden yoksullara yardımda bulunmadığına dikkat çekilerek, buna karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yapıldı.
Ferat Salonu’nda, Selim Ölçer’in moderatörlüğünü yaptığı panele, BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkanı Selçuk Mızraklı ve Batman Belediye Başkanvekili Serhat Temel konuşmacı olarak katıldı. Yoğun ilginin gösterildiği panelde ilk olarak konuşan Serhat Temel, ciddi siyasi gelişmelerin ve olayların yaşandığı bir ortamda yoksullukla mücadele etmenin de zor olduğunu söyledi.
Sarmaşık Derneği Başkanı Selçuk Mızraklı ise, yoksulluk konusunda dünya çapında çok fazla tartışma ve kavramın olduğunu, ancak söz konusu „Kürdistan“ olunca çok daha başka bir fotoğrafla karşılaşıldığını söyledi. Kürtlerin yoksullaştırılarak kimliksizleştirilmeye devam edildiğinin altını çizen Mızraklı, Kürtlerin kendi bellek, kimlik ve kişiliklerinden koparılmış hale getirildiğini söyledi. Bölgede 4 milyona yakın kişinin tehcire tabi tutulduğunu söyleyen Mızraklı, „Bunlar yapılırken, bazı iller, mesela Van ve Diyarbakır illeri bir ara istasyon gibi kullanıldı. Buralardan ise Türkiye’nin zengin illerine insanların akışı başlatıldı. Kürdistan şehirlerinin toplam gelire katkısının çok düşük olduğu söyleniyor. Rakamlar üzerinden adeta ‘siz sırtımızda yüksünüz’ diyorlar. ‘Eğer biz yük isek, bizi kendi başımıza bırakın’ dediğimizde ise başka şekilde üstümüze geliyorlar. Eğer bu açıdan bakarsanız toplam yüzde 5’lik ekonomik değerin buradan yaratıldığını düşünsek bile bu şehirlerde kişi başına düşen gelirin 60’lı sıralardan sonra başladığını görüyoruz. Çok açık ve net bir şekilde Kürdistan ve Türkiye, biri Afrika’da bir ülke biri de batılı bir ülke gibi görünüyor.“

‘İhmal edilen alan yoksulluktur’

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise, yoksulluğun evrensel boyutları ve dünyada yoksullukla mücadele deneyimleri konusunda bilgiler verdi. „Yoksulluk varsa, zenginlik de vardır. Çalmadan zenginleşmek mümkün değildir“ diyen Önder, „Mülkiyet hırsızlıktır. Bu ideolojik bir şey değil, matematik bir tespittir. Ortada bir şey var, sen fazla alırsan, benim hakkımdan almış olursun“ dedi. Kürt sorununda en çok ihmal edilen alanın yoksulluk olduğuna dikkat çeken Önder, „Bu da Kürt’ün izzetinden gelen bir durumdur. Kürt kadim tarihten beri ne derdini anlatmayı sever ne de yaptığını anlatmayı sever. Bu bir erdemdir. Bunu konuşmayı ayıp sayar. Yoksulluk bölgeye o kadar sirayet etmiş ki biz bunu konuşmayı saygısızlık ve ayıp sanıyoruz. Oysa bu bir insanlık meselesidir ve bunu konuşmayarak bu toprakların birçok meselesine zarar vermiş oluyoruz“ diye kaydetti.

Türkiye’de gençlik hareketleri

Gençlik Çadırı’nda yapılan panele, Öğrenci Kollektifleri Üyesi Uğur Gümüşkaya, Demokratik Gençlik Hareketi Üyesi Anıl Kaya, Yeni Demokratik Gençlik Üyesi Birkan Mengütay ve Demokratik Yurtsever Gençlik Üyesi Muhammed Kaya konuşmacı olarak katıldı. Çok sayıda kişinin izlediği panel öncesinde, Hakkari’de kurulan „Devrimci Gençlik Köprüsü“nü anlatan sinevizyon gösterildi. Panelde ilk olarak konuşan Öğrenci Kollektifleri Üyesi Uğur Gümüşkaya, Türkiye’nin batısında Kürt sorununa ilişkin yanlış algının değişmesinde Türkiye sosyalist gençliğine büyük görev düştüğünü söyledi.
Demokratik Yurtsever Gençliği Üyesi Muhammed Kaya, Türkiye’de gençlik hareketlerin çoğu zaman suni gündemler ile zaman tükettiğine dikkat çekti.

Özerklik vizyonu

Tigris Salonu’nda „Ortadoğu’da Halkların Başkaldırısı“ konulu panele, Küresel BAK aktivisti Kerem Kabadayı, Filistin Halk Partisi Temsilcisi Salim Rasheed, Lübnan Demokratik Gençlik Federasyonu Temsilcisi Raed Ataya ve Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan konuşmacı olarak katıldı. Kerem Kabadayı, Kürt hareketinin özerklik vizyonunun Arap halkhareketlerine katkısını vurguladı. Salim Rasheed ise Araplar ve Filistin mücadelesindeki çatışma noktalarını aktardı. Raed Ataya da özellikle Tunus deneyimini anlattı.

Anarşistler ve yeni mücadele

„Yeni Özgürlük Alanları, Yeni Mücadele Hatları„ konulu panele BDP Amed Milletvekili Emine Ayna ile birlikte Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nu destekleyen Anarşistler’den Atalay Göçer, Göksun Yazıcı ve Kürşad Kızıltuğ konuşmacı olarak katıldı. Kızıltuğ, 1970’li yıllarda PKK’nin ilk çıkış noktasının geleneksel bir çıkış olduğunu söyleyerek, bugün ise özerklik ilanı gibi bir çıkışla antikapitalist karşıtı bir evrilme yaşadığını kaydetti. Atalay Göçer ise, „Terörizm dediğimiz aslında egemenin dili fakat biraz bu kavramı sahiplenmek istiyorum. Biz teröristiz dediğimizde aslında egemenlerin tarihsel boyutuyla dışladığı boyutu ile sahipleniyoruz. Dolayısı ile şiddet kavramını biraz daha düşünmemiz lazım“ şeklinde konuştu. Göksun Yazıcı da, „Biz anarşistler olarak Kürtlerle beraber çalışarak başarabiliriz“ dedi.

AMED




Tecridin kaldırılması istendi


Mezopotamya Sosyal Forumu’na (MSF) katılmak için Amed’de bulunan bazı katılımcılar, İmralı‘daki tecrit konusundaki tepkilerini DİHA ile paylaştı.
Almanya’da insan hakları savunuculuğu yapan bir sivil toplum kurumunda çalışan Elmar Milich, Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nde tutulmasına karşı olduğunu söyledi. Türkiye’nin Kürt sorununu çözmek istiyorsa bir an önce Öcalan’ı ev hapsine alıp diyalog sürecinin başlatılmasını talep eden Milich, insan hakları savunucularının 2hükümet üzerinde askeri ve siyasi operasyonların durdurulması yönünde baskı kurması gerektiğini ifade etti.
Alman avukat ve insan hakları savunucusu Britla Eder, insan hakları ihlallerini incelemek üzere daha öncede Türkiye ve özellikle bölgeye geldiğini ifade ederek, son 2 yılda Türkiye’deki hak ihlallerin arttığını söyledi. Hükümetin Kürt sorununun çözümü için 2 yıl önce bir süreç başlattığını ve gelinen noktada sürecin savaş konseptine evrildiğine dikkat çeken Eder, Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmemesine tepki gösterdi. Tecridin hukuki bir dayanağı olmadığını vurgulayan Eder, tecridin kabul edilemez olduğunu kaydetti.
Federal Kürdistan Bölgesi’nden foruma katılan siyasetçi Hasan S. Muhammed de, Öcalan üzerindeki tecride tepki gösterenlerden. „Öcalan’ı 12 yıldır İmralı zindanında tutarak bu mücadelenin biteceğini sandılar. Abdullah Öcalan 12 yıldır orada yeni devrimler geliştiriyor“ diyen Muhammed, hükümete seslenerek, „Operasyonları durdurun“ dedi.
Halepçe’den foruma katılan Zekerîya Muhammed Saîd de, Kürtlerin dünyanın 4 parçasında olduğunu ve Öcalan’ın Kürtleri bir araya getiren lider olduğunu ifade ederek, „Öcalan’a özgürlük talep ediyorum“ diye konuştu.