Kentin parkları, demokrasi görmeye başladı. Egemenlerin karikatür demokrasileri, 4-5 yılda oy atılan sandıklardan, oy sayım görevlilerinden ve tabii ki sandıktan çıkan ceketli kravatlı, usturuplu giyimli kadınların bizi temsil ettiği, sadece televizyon seyretmekten ibaret olan bir demokrasi yerine, herkesin sözünü söyleyebildiği ve karara katılabildiği, gerçek bir demokrasi; Forumlar demokrasisi boy veriyor isyandan çıkan. Ne olacağı tam bilinmeyen ve zaten bilinmesi de gerekmeyen bir gidiş bu. Nasıl henüz bilinebilir ki sadece binlerin katıldığı bir şey henüz ama bu durumda bile 500 küsür ceketli kravatlı ve usturuplu giyimli kadın vekilden daha temsil düzeyi yüksek olan, ha pardon temsili olmayan ve bu yüzden doğrudan ve gerçek olan bir demokrasi bu.

1 Eylül Dünya Barış Günü, Taksim meydanında neden dünyanın en büyük forumunu düzenlemiyoruz o zaman? Bütün her yer forumları, bugün olanlar Abbasağa, Yoğurtçu, Doğancılar, Maltepe, Ankara Güven Park, Dikmen, İzmir, Adana, Samsun bildiklerim ve bilmediklerim ve bundan sonra kurulacak olanlar, parklarda, mahalle bakkalının önünde, okul bahçelerinde ya da apartman boşluklarında yani bu alçak neoliberal kent inşasının bize henüz bıraktığı her yerde doğrudan katıldığımız bir başka demokrasinin kurucu unsurlarının aldığı doğrudan aldığı kararların, doğrudan tartışıldığı bir forum. En az 1 milyon kişinin katıldığı, Roma’dan beri, eski Yunan’dan beri en büyük forumu neden düzenlemiyoruz?
Sadece var olanlar değil, bu büyük foruma, ‘Forumlar demokrasi’sine dahil olacak ve mutlaka ki Diyarbakır, Van, Hakkari, Mardin ve diğerleri ve Maxmur’un yani Demokratik Özerkliği, özgür komünleri yani radikal katılımcı bir demokrasiyi önerenler olmadan olabilir mi? Buradan çıkmayacaksa bir barış nereden çıkabilir ki? Bu isyan sadece belki üstünde biraz daha ortaklaşabilecek bir belediye başkanı adayı çıkartmakla mı kalacak yoksa onların karikatür demokrasilerini çöpe mi atacak?
1 Eylül Taksim-Gezi forumu, bütün forumların belirlediği temel konularda aynı çemberler içinde konuşulduğu, binlerce çemberin yan yana tartıştığı, mesela ‘Hangi talepler?’ üzerine 11.00’den 13.00’e kadar söz alan herkesin konuştuğu, hiçbir konuşmanın ceketli-kravaltı vekillere havale edilmediği, herkesin oy kullandığı, her şey için doğrudan oy kullandığı bir forum. Ah hemen bu kadar kişi nasıl konuşacak ki demeyin?  Neden çok övülen teknoloji burada devreye girmesin. Her çemberin konuşmalarının kaydedildiği ve o çemberin o anda ya da istenildiği zaman dinlenebildiği, yazılı yani hiyerarşik, bölücü devlet kültürü yerine sözlü halk kültürünün yeniden yaşama geçirildiği, dünyanın en büyük demokrasinin bir provası neden olmasın?
Sadece Türkiye’dekilerin değil, burada olmayanların da katılabildikleri mesela Lacandon ormanlarından Sub Kumandan Marcos’un katıldığı bir forumlar demokrasisi olamaz mı?
Hangi vekil beni temsil edecekmiş şaşarım.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Taksim meydanında dünyanın en büyük forumunu örgütlemeye ne dersiniz? Egemenlerin karikatür demokrasisi, 4-5 yılda bir oy günü
İsyan ne yapıp ne edip, kendi yolunu bulacak. Tatile filan aldırmadan, biraz ivmesi düşse de forumlar her yerde devam ediyor.