Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki siyasi tutuklular söz konusu ihlallere ve baskılara ilişkin bir mektup yazarak duyarlılık çağrısı yaptı.

Gazeteci İdris Sayılgan, Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklara dönük baskıları ve hak ihlallerini bir mektupla kamuoyuna duyurdu. Sayılgan’ın mektubunun tam metni şöyle: 

“Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde siyasi tutsaklara yönelik baskı, şiddet, kısıtlama ve tecrit politikaları artarak devam ediyor. Genelge ve keyfi uygulamalarla sistematik bir şekilde hayata geçirilen politikalar, tutsakları zor yaşam şartlarıyla karşı karşıya bırakırken hak ihlalleri ise doğallaştı. OHAL ilanıyla artış gösteren hak ihlalleri, baskı ve tecrit politikaları tutsakları zor yaşam şartları altında iradesizleştirip teslim almayı hedefliyor.


Yaşanan hak ihlalleri

*  Cezaevine getirilen tutsaklar çıplak arama ve fiziki işkenceden geçirildikten sonra koğuşlara alınıyor. Çıplak arama ve işkence nedeni ile suç duyurusunda bulunan tutsaklar gardiyanların aramaya direnme gerekçesiyle yaptıkları karşı suç duyurusu nedeniyle disiplin cezalarına maruz kalıyor. Bu yöntemle suç duyuruları engelleniyor.

*  İki ay önce kontrol amacıyla toplatılan radyolar geri verilmiyor. Özgürlükçü Demokrasi, Evrensel gibi muhalif yayınlar keyfi olarak engelleniyor. Bu gazeteler bir yıldır verilmiyor. Gerek ziyaret gerekse de posta yoluyla dışarıdan gelen kitap dergi broşür vb. her türden yayın verilmemekte.

* Arama adı altında odalara sık sık baskın yapılıyor. Kantinden alınan kağıt kalem yanında alınan dergi defter kitap gibi temel bazı malzemelere el konulmakta.

*  Revire çıkarma ve hastane sevkleri geciktirilmekte bu durum yeni sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

*  Aylık açık görüşler 2 ayda bire çıkarılırken, görüş süresi de 1 saatten 40 dakikaya düşürülmüş durumda. Teknik arızalar veya sayı fazlalığı gerekçe gösterilerek SEGBİS sistemine dahi doğru düzgün çıkılamaması nedeniyle yargılamalar sağlıksız bir şekilde devam ediyor.

*  Mektuplar bazen verilmemekte, APS ve hızlı postaların verilmesi bile aylarca geciktirilmektedir. Koli yoluyla gelen bazı giyim malzemesi verilmiyor. Ayda bir gelmesi gereken berber iki ayda bir geliyor. Son dönemde kötü kokan yemekler getiriliyor.

*  En ilginç kısıtlamalardan biri de şu: fotoğraf çektirirken bir karede en fazla 3 kişinin bulunmasına izin veriliyor. Fotoğraf karesinde dahi tutsakların bir arada bulunmasına tahammül edilmiyor.

* Tutsakların avukatlarıyla görüşmesi, genelge ve yasalarda yeri olmasına rağmen çizelge üzeri haftada bir gün ile sınırlandırılmıştır. Tutsakların İnfaz Hakimliği’ne itiraz sonucu uygulamanın kaldırılması kararına rağmen uygulama hukuksuz bir şekilde devam ediyor.

*  Tutsaklar bazı personel ve idare görevlilerinin provokatif, tahrik edici tutumlarına maruz kalmakta, bu tutumlara karşı gösterilen demokratik refleksler hücre cezaları başta olmak üzere disiplin cezalarına tabi tutulmamaktadır.

* Tutsaklar yıllardır dar, basık, kirli müşahede odalarında tutuluyor. Yaşlı, hasta ya da 20 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan tutsaklar bu koşullarda yeni sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

* Öte yandan dar ve kuyu gibi havalandırmanın üzerinin tel örgülerle kapatılması, psikolojik baskının bir diğer boyutuna işaret ediyor.




Kürtçe konuşmaya saldırı


Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsaklarla görüşen Adana Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu Başkanı Avukat Tugay Bek, kendi aralarında Kürtçe konuşan tutsaklara müdahale edildiğini söyledi.

Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte cezaevlerinde kötü muamele ve işkencelere her gün bir yenisi eklenirken, Tarsus Kampüs Cezaevi ile Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsaklara yönelik hak ihlalleri gün geçtikçe katmerleşiyor. İşkence ve hak ihlalleri ile gündemden düşmeyen Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki 13 tutsak, yasal haklarının uygulanması talebiyle 15 Ağustos’tan bu yana süresiz dönüşümsüz açlık grevi eyleminde. Açlık grevinde olan tutsaklar ciddi hak ihlalleri ile karşı karşıya kalırken, gardiyanların saldırısına maruz kalıyor.


Süngerli oda işkencesi

Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mahsun Günsel’i ailesi, keyfi olarak her gün koğuşların köpeklerle arandığını ve bu aramalara karşı çıkan tutsakların ise süngerli odada çırılçıplak darp edildikten sonra bu şekilde koğuşa konulduğunu belirtti. 


Bir yıldır hücrede

Geçen hafta Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ne giden Adana Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu Başkanı Avukat Tugay Bek, yaşanan hak ihlallerine ilişkin tutuklularla görüştü. Bek, cezaevinde 9 Mart’tan bu yana hukuksuz bir şekilde ”tek hücrede” tutulan ve 8 Ağustos’ta ”ifaden var” denilerek, Dicle’ye götürülen Deniz Özdemir’in, 8 gün Dicle Jandarma Karakolu’nda 3 gün ise Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldıktan sonra  Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ne getirildiğini dile getirdi. Bek, ”Deniz Özdemir, 1 yıldır yasaya aykırı olarak tek kişilik hücrede tutuluyor. Şimdi ise 671 sayılı KHK ile bu durumu mümkün hale getirilerek, yasaya eklendi. KHK ile yasal hale gelen bu uygulama devam ediyor” diye konuştu.


Sistematik gerilim politikası

Cezaevinde yoğun hak ihlallerinin yaşandığını belirten Bek, cezaevinde idare tarafından sistematik bir gerilim politikasının devam ettirildiğini vurguladı. ”Mahkumlara radyo verilmiyor. Mahkumlar, ‘Selahattin Demirtaş terörist değildir’ diye cezaevine dilekçe vermek istemişler. Ancak cezaevi idaresi bunları almamış” diyen Bek, şöyle devam etti: ”Mahkumlar Amedspor forması almak istemişler. Ancak mahkumların bir aylık uğraşı ile cezaevi idaresi formaları verdi. Barış Çimen isimli mahkum revire giderken ters kelepçe takılmış. Mahkumun yakınlarına verdiği eşyalar kaybolmuştur. Mahkum hastaneye giderken duyarlı kapıda öttüğü için gardiyanlarca pantolonunun çıkarılması istenilmiş. Çıkarmayınca da gardiyanlar mahkumu hastaneye götürülmemiş. Mahkumların kendi arasında Kürtçe konuşmasına izin verilmeyerek, gardiyanlarca, ‘burada yalnız resmi dil konuşulur’ diye müdahale yapılmıştır. Bu şekilde mahkumların kendi aralarında Kürtçe konuşmaları engellenmiştir. Gardiyanlar köpeklerle odalara girip, aramalar yapıyorlar. Seccadeye dahi köpek basıyormuş. Cezaevinde sistematik gerilim politikası cezaevi idaresi tarafından yürütülüyor.”


 ADANA