İnsan hakları aktivisti ve fotoğrafçı İhsan Kaçar, Van depreminin ardından kente giderek, enkaz kurtarma çalışmaları ve yardım faaliyetlerine gönüllü olarak katıldı. Bu süre boyunca, depremin vurduğu Van’dan fotoğraflar çekerek bir albüm de oluşturdu. Kaçar, bu çalışmasıha ‘Depremin Günlüğü’ adını verdi.
„O geceye dair ne varsa iliklerime kadar hissetmeye çalıştım“ diyen Kaçar, ilk anda sosyal medya üzerinden ‘Van’a yardım götürüyoruz’ adı altında bir kampanya başlattıklarını söylüyor. Kaçar, devamla o süreci şu ifadelerle anlatıyor: „Kampanya bir anda yayıldı. Ondan sonra 10 gün boyunca telefonlarımız susmadı. Kampanya boyunca bir şeye ihtiyacımız olduğunda, Twitter üzerinde yazmamızla istediğimiz şeyin gelmesi bir oluyordu. Telefonlarımız TV kanallarında dönmeye başladığı andan itibaren, Van’da bulunan depremzedeler de aramaya başladılar;  ‘evsiziz, dışarıdayız, çocuklar hasta, yaşlılar var, soğuk’ diye talepler karşısında, psikolojik olarak ciddi sorumluluk hissetmeye başladık. O anın ağırlığını anlatamam...Telefonda kurmuş olduğumuz duygu karşısında büyük bir hayıflama geçirmek zorunda kalıyorduk. Hangi depremzedeye nasıl yetişeceğiz diye… Kendimize, devlete, organizasyonu yapan herkese sinir oluyorduk. Çünkü herkes mağdur ve birşeyler istiyordu. İhtiyaçları karşısında bazen ağlıyordum. Bir de enkaz altında olanların yakınları bizi aramaya başladı. Deprem saatinde kızı, oğlu, torunu nerede, hangi binada, hangi işyerinde oldukları‘ gibi bilgileri bize aktardılar.“

‘Sadece fotoğraf çekmek popülist bir yaklaşım’
Van’a yardım için mi? fotoğraf çekmek ya da haber yapmak için mi gitmek? şeklinde bir ikilem ile karşı karşıya bulunduğunu ifade eden İhsan Kaçar, „Orada fotoğraf çekmek ya da haber yapmak bana oldukça popülist geldi. Depremin ikinci gününde iki TIR’ı gönderdik ve biz uçakla Van’a ulaştık.  Deprem günlüğünü o andan itibaren tutmaya başladım. Hem fotoğrafla hem yazı ile hem de yardımda bulunduk“ diyor.
Afetle gelen yıkıma dair ne varsa çektiğini belirten Kaçar, çok sayıda evin yıkıldığı, çok sayıda köyün adeta hayalet yerleşim birimleri haline geldiğini, bayat bir ekmek almak için kadın ve çocukların sıraya girdiğini söylüyor. Kaçar izlenimlerini devamla şu ifadelerle aktarıyor: „Bu görüntüler bana bir savaşın enkazını hatırlatıyordu. Çünkü köylülerin bakışı o kadar derindi ki, onların bakışları izlemiş olduğum savaş filmlerinde gördüğümle aynısıydı. Sevgi, sıcak bir iletişim… Buna çok ihtiyaçları vardı. Düşünebiliyor musunuz kadınlar seni hiç tanımadıkları halde gelip sarılarak ağlıyorlar. O kadar çaresizlik vardı. Bunları da çektim.“
Depremin ilk gününden itibaren Türk televizyon kanallarında farklı bir hava yansıtıldı. Depremzedelerin gelen yardım TIR’larını talan ediyorlarmış gibi bir hava yaratıldı. Kaçar, böylesi olaylara karışanların bir kaç kişi olmasına rağmen, Van halkına mal edildiğini belirtti. Yardımların düzensiz dağıtıldığına, TIR şoförlerinin yardım malzemelerini getirip, çamur ve göletlerin içine attıklarına şahit olduğunu söyleyen Kaçar,
„Doğal olarak çocuklar paydan ediliyor. Organizasyon merkezlerinin bulunduğu yerlerde ise, yardım almaya gelen insanların sivil ve askeri hizaya geçmeleri istenmesi, oldukça inciticiydi“ diyor.

‘Çirkin talimat tekrarlamadı’
Kaçar, Erciş’te bir olaya tanık olduğunu söylüyor. Kaymakamlığın depremzedelere çadır almaları için numara verdiğini, askerin de sıkıyönetim dönemlerindeki gibi davrandığını belirten Kaçar gözlemini şöyle aktarıyor: „O soğukta tek sıra halinde bekliyorlar bir de açlık eklenenince hiç çekilmez… Askerler adeta sıkıyönetim dönemiymiş gibi ‘çömelmeyeceksiniz, kalkın’ diye sürekli bağırıyor çağırıyor. Sinirlerim bozuldu. Kimse de ses çıkartamıyor.  Askeri çağırdım ne yapmaya çalıştığını sordum ve ikaz ettim. Basın olduğumu görünce tekrarlamadı o çirkin talimatlarını, bu durumları yaşayan depremzedeler daha da eziliyorlardı sanırım.“
Depremzedelerin günlük yaşamlarını fotoğraflarla ölümsüzleştiren İhsan Kaçar’ın fotoğrafları daha çok, çocuklar, hamile kadınlar, yaşlılar üzerine...
Hem bir haberci-fotoğrafçı, hem de felaket tanıklık eden bir insan olarak, bulunduğu ortamı şu kelimelere ifade ediyor İhsan Kaçar: „Küçücük bir nesneyi bile çekmen gerek çünkü hepsi afet mağduru o an.  Belge ve kanıt haline getirmeye çalıştım ve haberlerini yaptım.  Fotoğraf çekerken o acıyı alıyorsun. Yaşadıklarını belgeliyorsun. Bir fotoğrafçı olarak o anı karelemek elbette çok zor.“
Depremzedelerin Türk basınına olan tepkinin kendisine yansıdığını belirten Kaçar, zaman zaman ortaya çıkan karmaşada kendisini bu konuda anlatamadığını da dile getiriyor. Fotoğraf çekerken aldığı tepki nedeniyle bazı kareleri sildiğini belirtti.

‘Devlet ayrımcılık yapıyor’

Yardım konusunda devletin ayrımcılık yaptığını da vurgulayan Kaçar, yardım çalışmalarında bizzat buna tanık olmuş...  „Organizasyonda ayrımcılık vardı. Örneğin, Erciş köylerine yardım dağıtırken, yardım isteyen bir araba tarafından yolda durdurulduk.  Yardımı kamyonlarına doldururken, jandarma geldi. Önlem açısından yolda durmamamız gerektiğini falan söyledi. Biz başka köylere gitmek istiyorduk. Onlar ise o köylere yardım gittiğini söyledi. Başka bir köyün ismini verdiler. O köylere gittiğimizde hasar olmadığını gördük. Devletin yardımı ilk olarak o köylere gitmişti. O köyler Kürt köyleri değildi. Fakat yukarıda bir Kürt köyü vardı hiç kimse uğramamıştı. Gittik gördük ve bizzat yaşadık bunu… Bu da afet anında bile nasıl bir ayrımcılığın yapıldığının kanıtı oldu bizim için.“
Fotoğraflarının yanı sıra, 13 gün için günlük tuttuğunu da vurgulayan İhsan Kaçar, „Duyduklarım ve gördüklerimi yazıyordum. Öyle bir şey ki bir gün içerisinde binlerce farklı karakter ve mağduriyetle karşılaşıyorsun. Afetten dolayı bir boşluk yaşanmış ve o boşlukta niyetlere inanmak zorundasın. O niyetlerin anlattıklarını yazıyorsun ve sonra bazen de gidip bizzat yaşananlarla karşılaşıyorsun; bazen yanıldığını görüyorsun. Tekrar günlüğünü düzeltmek zorunda kalıyorsun. Realite ile anlatılanlar arasında gidip geliyordum“diyor.
İhsan Kaçar, açılacak sergide fotoğrafların altına yazılarında yazılacağını beliriyor. Serginin gelirini Van’daki depremzedelere gönderileceğini söyledi. 
Kaçar son olarak sergi ile neler amaçladığını şu ifadelerle özetliyor: „Şu anda sergi yerini belirlemedik daha. Sergi ve kısa belgesel olacak. Van depremi yavaş yavaş kamuoyunda unutuldu gibi. Çadır yangını ve çocuk ölümleri olmasa medya Van’dan söz etmeyecek artık. Bu da çok üzücü. Sergiyi açmak ve Van afetini yeniden gündeme taşımak istiyoruz.  Fotoğraflarla sınırlı kalmamaya çalışacağız sergide. Yardım dağıtılırken ‘o an’a dair çekilen bazı görüntülerle oluşturulan kısa bir belgesel ile sergiyi desteklemek istiyoruz. Evet, sergiyi birçok yerde açmayı hedefliyoruz. Sergi 32 fotoğraftan oluşuyor; çünkü bu öncelikle bir dayanışma sergisi olacak. En önemlisi de arkadaşım olan ve aynı otelde kaldığımız sevgili  ‘Cem Emir’in anısına olacak. Cemo hayatını kaybetti o otelin enkazında…“
Şu anda iki uluslararası projesi olduğunu belirten fotoğraf sanatçısı İhsan Kaçar, Newroz İnternasyonal’in 4 yıl sürecek olan bir proje olduğunu, ikinci projenin ise ‘Savaşan Kadınlar’ olduğunu söyledi. Kaçar „Bir de faili meçhul cinayetlere ilişkin bir çalışmanın projesini hazırladım. Acının fotoğrafı olacak.
16 yıldır kayıplarla ilgili fotoğraf çeken profesyonel, amatör, gazeteci, vatandaş ve herkese katılma önerisinde bulunacağım. Kitap–belgesel ve sergiler olacak. Şu anda iki tane uluslararası fotoğraf projesinde çalışmaktayım“ dedi.


SUNA KÖSE/LONDRA