
Çalışması üzerine konuştuğumuz Buket Şahin, esas amacının fotoğraflarını çektiği coğrafyalara dikkat çekmek olduğunu dile getiriyor: „Dolaştığım yerlerden getirdiğim objelere herkes dokunsun, bir Panama’daki Enbera yerlilerinin ya da Guatemalalı kadınların Ketsal nakışlı işlemelerine dokunsun istedim.“
Babaannesinden etkilendi
Kadın portreleri çekme fikrinin Şaman ve Türkmen Yörük olan babaannesinin üretkenliğinin üzerinde yarattığı etki ile başladığını belirten Şahin, „Kadınlar her zaman gördüklerini aktarıyor, nakşediyor. Babaannem de Mersin’in merkez Toroslar İlçesi’ne bağlı Aslanköy Beldesi’nde, elindeki yün eğirtmeci ile üretiyordu. Kadınlar üretiyor, kadınlar hep aynı“ dedi.
Asıl beslendiği yerin ise 12 bin kitabın bulunduğu babasının kütüphanesi olduğunu vurgulayan Şahin, gitmek istediği ülkelere yaptığı gezilerin bu ülkelerin edebiyatını okumakla başladığını ifade etti: „Nasıl ki Anadolu’yu gezerken Çukurova’ya giderken Yaşar Kemal’i, Orhan Kemal’i okumak gerekiyorsa, Brezilya’yı daha iyi anlamak için, oradaki sömürü düzenini anlayabilmek için Jorge Amado’nun kitaplarını okumak gerekir.“
Şahin, 1991 yılından beri, Asya’dan Amerika’ya kadar 50’ye yakın ülkeyi gezerek, buradaki emekçi kadınların fotoğraflarını çektiğini söyledi.
Aynı hazin ifade
And dağlarında, Maya Yaylalarında yaşayan ve babaannesine benzettiği, ellerinde yün eğirtmeci ile Maya kadınlarını, inek güden Anadolu kadınlarına benzettiği Latin Amerika’daki Lamaları, Bedevi çöllerinde ise deve güden kadınları, Panama Kanalı’ndaki „Boncuk kadınlar“ denilen balıkçı kadınları çektiğini dile getiren Şahin, kadınların ortak noktalarına odaklandığını vurguladı.
Anadolu’dan geçen onca uygarlığın kesiştiği simgelerin hep dikkatini çektiğine dikkat çeken Şahin, ayrıca Latin Amerika’daki sömürü düzeni üzerine, „İnka Ruhu Uyanıyor“ başlıklı yazı dizisi hazırlayarak, özellikle kahve plantasyonlarındaki sömürüyü anlattığını kaydetti.
Eli boş olan bir kadın görmediğini ifade eden Şahin, fotoğrafladığı kadınları, „Doğal olarak bu tanıklıklar o sömürü düzeninden arta kalan o hazin ifadeleri zaten bu kadınların yüzünde görebiliyoruz. Gelişmemiş, üzerine giydiği her şeyi kendisi üreten çantalarında bebeğini taşıyan, horoz taşıyan kadınlar“ şeklinde nitelendirdi.
Her bölgede özgün yönler
Şahin, gezdiği coğrafyalardaki kadınların ortak yanlarının yanı sıra özgün yönlerini de gördüğünü ifade ediyor. Roman, Yörük ve Kürt kadınlarının kültürleri temsil ettiğini ifade eden Şahin, şunları belirtti: „İstanbul’un kaybolan Roman mahallerindeki Çingene kadınları. Kentsel dönüşüme kurban edilen bir kültür, keşke yaşatabilseydik. Mersin’de sepet yapan kadınların yaşadıkları yerlere de siteler yapılıyor. O kültür de yok oldu. İstanbul’un hepimizin bildiği Sulukule’ye her safhada gittim. Son yıkımlardan sonra genç kızlarımızın fotoğraflarını çektim. Hıdrellez festivali öncesi bir Roman kadını da çektim. Hıdrellez şimdi popüler kültürün kullandığı bir şeye dönüştü. Yerleşik hayatı kekeleyerek yaşayan bir toplum olan Romanlar, aynen biz Yörükler gibi. Roman kadınların koca karı dedikleri felsefinden çok önemli şeyler öğrendim. 2011 Nisan ayında Güneydoğu’da çektiğim ve babaanneme çok benzeyen teyzeyle konuşamadık fazla, ama sarıldım. Gazel’di adı gidip tekrar çekmek istiyorum.“
Sömürü düzenini yazdı
16 yıl yaşadığı New York’da MBA eğitiminden sonra uzun yıllar ‘Wall Street’de çalıştı. Fotoğraf meraklısı ve araştırmacı olarak 5 kıtada 48 ülke gezdi. Sanat-kültür vakfı ‘Moon and Stars Project’in yönetim kurulunda görev aldı. Los Angeles, New York, Baltimore ve Las Vegas turizm fuarlarında görev aldı. 2006 yılında Guatemala Kültür Bakanlığı’nın davetlisi olarak ‘Dünya Maya Kongresi’ne katıldı, ‘Orta ve Güney Amerika’ ülkelerinde araştırmalarda bulundu. Cumhuriyet gazetesinde ‘Sömürü Düzeni’ üzerine yazı dizileri yayınlayan Şahin, yazar Eduardo Galeano ile Uruguay’da röportaj yaptı. Finlandiya ve Portekiz’de ‘Gypsy Lore Society’ sempozyumunda ‘Romanlar’ üzerine sunum yaptı. Amerika’daki TV kanalları için Türkiye’yi tanıtan belgesellerde çalıştı: „İpek Yolu ve Kaybolan Anadolu Sanatları’’ temalı „Relic Hunter with Ian Grant“ serisi ‘Emmy’ ödülü kazandı. Latin Amerika Edebiyatı ve gezi notlarını harmanladığı kitabı ve çeviri yazıları üzerine çalışmaktadır.
DİHA/İSTANBUL