Guernica, Faşist general Franco'nun yok edici savaşına katılan Nazi uçaklarınca 26 Nisan 1937'de yerlebir edilince, Picasso duygularıyla hünerini birleştirerek hemen o sırada Guernica tablosunu yarattı. Naziler Paris'i işgal ettiklerinde Picasso'nun evini de bastılar. Silahla hakim olduğunu gösteren küstahlıkla Nazi subayının "Bunu sen mi yaptın?" sorusuna Picasso "Hayır siz yaptınız" cevabını vererek, suçlarını faşist katillerin yüzüne çarpmıştı. 

Franco'nun Guernica'da yaptığını Faşist diktatör Erdoğan, Gever'de, Cizre'de, Şemdinli'de yapıyor. Kürt kardeşlerimizi yakıyor. ABD'den aldığı ordunun toplarıyla Kürt köy ve kentlerini yakıyor, yıkıyor. Polis ordusunun seçkin özel harekat taburlarıyla, zırhlı araçlarla ölüm kusuyor. Savaş kurallarını bir kenara atıyor, çocuk ve sivil öldürüyor. 

Yalnızca 27 Ağustos günü Erdoğan'ın kirli savaşıyla katlettiği Kürt canı 13. Katlettikleri arasındaki çocuklardan Baran ve Emin 7 ve 10 yaşındaydılar. 

Erdoğan-AKP-generaller-MHP kirli savaş çetesi, çocukları bilinçlice katlediyor. Tıpkı siyonist devletin Filistinli çocukları katlederken taşıdığı amaç gibi Erdoğan da bu yolla Kürt halkımızı dehşet saçarak yıldırmak istiyor. 

Diyalog masasını devirerek savaşı başlatan Erdoğan oldu. 7 Haziran seçim yenilgisinin öcünü alma kindarlığının da savaşı başlatmasında rolü var. Ama zaten seçimi önceleyen süreçte masayı devirmiş, öldürmeleri başlatmıştı. Seçim sonrası 20 Temmuz Suruç Katliamı'yla yeni savaş dönemini resmen de başlattı. 24 Temmuz gecesi yoğun savaş bombardımanıyla Srilankavari savaşı yoğunlaştırdı. 

Bu nedenle Zergelê'de köylüleri hava bombardımanıyla katletti. Gever'de, Cizre'de, Şemdinli'de toplar ve zırhlılarla çocuk ve sivilleri katlediyor. 

Ey Türk halkı, 

demokratik bütün güçler;

Kürt'ü yakan seni de, bütün demokratik güçleri de yakar. Yakıyor da. 

Erdoğan, düşük Davutoğlu hükümeti, generaller ve MHP çetesi gerçekte güçlü değil. Eğer Kürdistan kasaba ve kentlerini yakıp yıkıyorsa, bizler bu kirli savaşa karşı eylemimizi az yükselttiğimiz içindir. 

Erdoğan cuntasının estirdiği polis terörüne rağmen kirli savaşı durdurmak için alanlara çıkabiliriz. 

Gösteriler, mitingler yapabiliriz. Semtlerde ve bütün kentlerde her akşam yarım saat ışık yakma-söndürme, ses yükseltme kitlesel tavrını kirli savaş protestosu olarak yaygınlaştırabiliriz. 

İşyerleri önünde kirli savaş açıklamalarıyla protestomuzu yayabiliriz.. 

Çocuk katili Erdoğan'dan mı korkuyoruz? Karadenizli Havva annenin asker ve polise direnirken haykırdığı gibi, "Halk biziz, biz olmazsak devlet ne ki!" 

Biz olmazsak Erdoğan ne ki?

Kürt halkımızın öz yönetim ilanından mı korkuyoruz? Neden halk kendi kendini yönetmesin? Hopa'da doğa felaketini yaşatan Erdoğan'ın talancı kapitalist zihniyeti, sel felaketini yaşayan halka yardım etmiyor. Devasa bütçe ve ekonomik imkanları kirli savaşa ve kasalarını doldurmaya harcayan Erdoğan yönetimi, Hopa halkına yardım etmeyip cezalandırınca, Hopa halkı kendi kendini örgütleyerek yaralarını sarmaya, öz yönetim yoluyla felaketin sonuçlarını aşmaya çalışıyor. 

Kürt halkımız da, Erdoğan'ın sömürgeci faşist atanmış yöneticilerinin zulmüne karşı öz örgütleri olan halk meclisleriyle yönetilmek istiyor. Bu doğal demokratik hakkıdır. 

Anadilinde eğitim görmek istiyor. Bu doğal demokratik hakkıdır.

Ayrıca Kürt halkımız, Erdoğan ve çetesinin başlattığı kirli savaşa öz yönetim ilan ederek cevap veriyor. Demokratik cesaret ve inisiyatifi gösteriyor. 

Kürt Özgürlük Hareketi'nin direnme hakkından mı ürküyoruz? Erdoğan'ın acımasız, kuralsız savaşına, çocuk-sivil öldüren kirli savaşına karşı, sivillere dokunmayan kurallı direnişi bizi neden rahatsız etsin ki? Tam tersine ancak bu direniş gözü dönük eli kanlı kirli savaşçı Erdoğan ve cuntasını vazgeçirebilir. 

Kurallı ve meşru savunma çizgisinde direnen Kürt Özgürlük Hareketi, kendisine saldırmayan askeri güce karşı eylem yapmamak talimatı verdi, tahkim edilmiş ateşkese ve demokratik barış programı üzerine müzakereye hazır olduğunu ilan etti. 

Kirli, acımasız ve sömürgeci savaşta ısrar eden Erdoğan ve cuntasıdır. IŞİD'i Kürt halkımıza Kobanê ve Rojava'da saldırtarak kitlesel katliama başvuran Erdoğan ve cuntasıydı. Bugün de Nusra, Ahrar-u Şam ve diğerlerini Efrîn'de saldırıya geçiren Erdoğan ve cuntasıdır. Eğer Kürt Özgürlük Hareketi Erdoğan'ın kirli savaşına başarıyla direnmese, Erdoğan ve cuntası, yarın Kürdistan'ın ve Türkiye'nin her tarafında devrimci demokratik güçlere karşı bu katiller sürüsünü saldırıya geçirecektir. 1 Kasım seçimini silahların gölgesindeki oyuna çevirecektir. 

Kürt halkımız direnirken, Türk halkımız demokratik güçlerin öncülüğünde harekete geçerse Erdoğan'ın saray ve saltanatı, kirli savaşı daha erken ve daha az acı çekilerek çökecektir.

Kürt halkına demokratik kardeşlik elini uzat, alanlara çık, Gever'in, Cizre'nin top ateşleriyle yıkılmasını, çocuk Baran'ların, Emin'lerin, Ceylan'ların zırhlılarla katledilmesini protesto et!

Yeni Gezi/Taksim direnişleri yaratarak Erdoğan'ın saltanatını ve diktatörlüğünü sona erdir!