Cuma gecesinden bu yana bir mülteci kampı ateşe verilirken, ırkçılar tarafından vurularak katledilen üç yabancı. Bu yabancılar arasında Kürtler de mevcut.
Fransa'nın Cambrai şehrinde kebapçı dükkanı bulunan bir Kürt, ırkçı saldırının hedefi oldu. Aldığı kurşun yarası nedeniyle halen Lille hastanesinde yoğun bakım ünitesinde tutuluyor. Çok sayıda işyeri tahrip edilirken, birçok işyerinin camına "ülkemizi terkedin" yazısı yazıldı.
Metrolarda yabancılar potansiyel suçlu
Yaşanan saldırılar, ırkçı ve radikal sağ tarafından gerçekleştiriliyor. Ama toplumda da yabancılara dönük potansiyel suçlu olarak görme hali derinleşiyor. Fransa toplumu yabancılara dönük en geniş hoşgörüye sahip bir toplum olarak biliniyor. Yüzyıllardır kolonileri ve aldığı göç nedeniyle milyonlar farklılıklarına rağmen bir arada yaşıyordu. Son yıllarda Avrupa'nın genelinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle özellikle, Fransa’da aşırı sağ tarafından ırkçı söylem giderek büyümüştü. Kriz, göçmenler, işsizlikle birlikte büyüyen bir yabancı düşmanlığı dalgası Cuma gecesi yaşanan katliamla birlikte daha da derinleşiyor. Metrolarda, gün içerisinde çeşitli merkezlerde yaşanan panik nedeniyle yabancılar sürekli gözlerin potansiyel hedefi haline geldi.
Bir izlenme hali nedeniyle yabancılarda psikolojik bir travma yaşanıyor. Yaşanan baskılanmanın anlaşılması açısından bir örnek vermek gerekirse, metroya binen iki Kürt kadının yaşadıkları durumu kavrama açısından açıklayıcı olacak.
Her iki Kürt kadın Fransa’da doğmuş ve büyümüş. "Metroya bindiğimizde içeride oturanların yüzde 80’i Fransızdı. Anında gözler üzerimize çevrildi. İkimiz de esmeriz. Bakışlar üzerimize çevrilince kendimizi kötü hissetmeye başladık. Aramızda sürekli Fransızca konuşarak bu katliamın kabul edilemezliğini vurgularken, inerken bizim Fransız olduğumuzu ve olaylarla ilgili olmadığımızı düşünsünler diye kız kardeşime "Claire hadi inelim" diye seslenme ihtiyacı duydum. Yaşadığımız psikoloji buydu" diyen Kürt kadınların anlatımı, saldırılar sonrası yabancılar üzerinde oluşturulan toplumsal baskının boyutunu ortaya koyuyor.
Asılsız ihbarlar…
Polis olay gecesinden itibaren ihbarları almak için bir telefon hattı ve mail adresi açtı. Her iki sisteme günlük binlerce mail ve telefon geliyor. Bunların yüzde 90'ı ise "yanlış alarm" olarak değerlendiriliyor. Görülen her sakallı fotoğraflanıp polise bildirilirken, komşusunu, yanındaki yabancıyı şikayetler hadsafhaya ulaştı.
Hatta öyle ki Cumartesi, Pazar ve ilerleyen günlerde sakallı kişilerin ve özellikle Arap olduğu düşünülen insanların geçişi sırasında panikle "bizi öldürmeye geldiler" diye bağıran bireyler nedeniyle korku dolu anlar yaşanıyor.
Bu panik ve korku hali geçtiğimiz Pazar günü Paris’in merkezinde binlerce insanın sokaklarda kendini oraya oraya atmasına ve birçok işyerinin camının da yaşanan arbede nedeniyle kırılmasına yol açtı.
Son aylarda gelen göçmenlerin bulunduğu kampların etrafında güvenlik önlemleri gelişebilecek saldırılar nedeniyle arttırılırken, göçmenler bulundukları yerlere pankart asarak Paris Katliamı'nı lanetlediler.
Yabancıların bütünüyle suçlu olalarak görülmesi, yaşanan saldırının özellikle Arap ve Afrikalı göçmenlere mal edilmesi boyutunun önümüzdeki günlerde daha da derinleşmesi bekleniyor. Özellikle sağ liderlerin öncülük ettiği ırkçı söylemde bu korku ve paranoyayı büyütüyor.