Fransa Gündemi
Fransa'da hem cumhurbaşkanlığı hem de devamında yapılacak parlamento seçimleri yaklaşırken, ittifaklar, milletvekilleri koltukları için pazarlıklar sürüyor. Bu yarışın önemli isimlerinden biri de Manuel Valls'ti. Fransa'da eski Başbakan Manuel Valls Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Parti içerisinde yapılan ön seçim yarışını kaybetmişti. 'Valls için büyük hezimet' olarak yorumlanan süreçten sonra Valls'in siyaset kulvarında yeni dönemde ne yapacağı merak konusuydu. Kendi partisi içerisinde sağ eğilimiyle bilinen Valls, ön seçimler için en güçlü aday olarak gösterilirken koltuğunu Benoit Hamon'a kaptırmasının seçiminde ilk turda Emmanuel Macron'u desteklediğini açıkladı. Valls açıklamasında, söz konusu kararı "Risk almayacağım, Macron için oy kullanacağım" diyerek, Marine Le Pen'in kazanmaması için bu kararı aldığını ifade etti. Valls, kararını bu şekilde dile getirmiş olsa da, siyaset uzmanları Valls'in bu kararını "kaybın intikamı" olarak yorumladı.
Macron, güçlenerek Cumhurbaşkanlığı koltuğuna doğru yol alıyor. İki turlu seçimde ikinci turu garantileyen Marine Le Pen ve Emmanuel Macron olarak gösteriliyor. Cumhuriyetçilerin adayı François Fillon için yolsuzluktan yargı yolu açılmasına karşın üçüncü sırada Macron'u takip ediyor. Sol Cephe adayı Jean Luc Melanchon yüzde 14 oyla onları takip ediyor. Son 5 yıllık iktidar deneyiminin yıpranmış yükünü taşıyan Benoit Hamon ise yüzde 13 oyla beşinci sırada gözüküyor. Melanchon ve Hamon arasında pazarlıkların sürdüğü ifade ediliyor. Tam bir uzlaşının sağlanmadığı henüz adaylardan birinin geri çekildiğini açıklamamasından anlaşılıyor. Sol seçmenin beklentisi adaylardan birinin çekilmesi ve ikinci tura geçebilecek bir sol adayın olması yönünde. Seçime kadar bu beklenti karşılanmadığı durumda, Le Pen'in kazanmaması için sol seçmende Macron'u desteklemek durumunda kalacak.
Seçim sürecinin pazarlıkları sürerken, Fransa'da polis şiddetinin sonuçları ağırlaşıyor. 19. Paris bölge karakolu önünde son birkaç gündür eylemler ve çatışmalar devam ediyor. Çatışmaların nedeni, 56 yaşında Çinli göçmen Shaoyo Liu'i evinde çocuklarının gözü önünde polis tarafından öldürülmesi. Görgü tanıklarının anlatımına göre, 'alkol aldığı için komşularıyla sorun yaşayan Shaoyo'nun komşuları duruma müdahale için polis çağırıyorlar. Olay yerine gelen polis, elinde makas bulunan Shaoyo etkisiz hale getirmek için vuruyor. Olay yerine gelen ambülans Shaoyo'yu hastaneye yetiştirmeden Shaoyo yaşamını yitiriyor."
Gözlerinin önünde öldürülen Shaoyo'nun ailesinin çağrısıyla binlerce Çinli göçmen 19. Bölge karakolu önünde olaydan bir gün sonra toplanmaya başladı. Yaşanan çatışmalar nedeniyle çok sayıda gözaltı yaşanmasına rağmen, Çinli göçmenler karakol önünden ayrılmıyor. Günlük gerçekleşen eylemler nedeniyle bölgede olağanüstü tedbirler sürerken, İçişleri Bakanlığı Çin'in "ülkenizde vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak zorundasınız" çağrısı üzerine söz konusu polisin açığa alındığını duyurmak zorunda kaldı. Çinli göçmenler söz konusu kararı protesto ediyor ve polisin tutuklanmasını talep ediyorlar.
Fransa'da göçmenlere dönük polis şiddeti özellikle OHAL kararının olduğu son iki yılda büyük artış gösterdi. Neredeyse iki ayda bir, bir göçmen polisin rutin arama ya da sıradan bir kavgada polis kurşunuyla yaşamını yitiriyor ya da tıpkı Teo adlı Afrikalı genç gibi tecavüz ya da aşırı şiddete maruz kalıyor. Yaşanan olaylardan sonra gelişen eylemler nedeniyle görevden alınan polisler bırakın yargılanıp ceza almalarını neredeyse ödüllendirilir gibi yeniden görevlerine dönüyor.
Fransa seçime giderken, göçmenler hem ırkçı söylem hem de yaşanan şiddet olayları karşısında kendini güvende hissetmiyor. Kamuoyu anketlerine yansıyan bu durumun sandığı nasıl etkileyeceği ise merak konusu. Çünkü Fransa'da 7 milyon göçmen vatandaş ve oy kullanabiliyor.