Son bir haftadır tartışmalara damgasını vuran PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah ile YPJ komutanlarından Nesrin Abdullah’ın Fransa cumhurbaşkanının resmi daveti üzerine gerçekleşen görüşme oldu. Herkes bu görüşmeye ilişkin bazı görüşler ileri sürüyor. Görüşmeden sonra olası gelişmeler üzerine yorumlarda bulunuyor.
Birçok kesim aydın, yazar, çizer kendine göre bu görüşmeye okuyup değerlendiriyor. Çünkü herkes durduğu yerden bakıyor, görüşmeyi ele alıp değerlendiriyor. Bu konuda yorumlara gidiyor.
Görüşme tarihi açıdan büyük bir önem ifade ediyor. Ancak bu sadece Kürtlerin ilk defa Rojava şahsında Fransa devleti nezdinde resmi kabul edilip görüşülmesi açısından tarihi bir öneme sahip değil. Tarihi önemi Sykes-Picot Anlaşmasıyla alakalıdır. Bilindiği gibi Sykes-Picot Anlaşması Fransa ile İngiltere arasında ve Rusya’nın denetimi altında gerçekleşen bir anlaşmaydı. Kürdistan’ın sömürge statüsü ve dört parçaya bölünmesinin anlaşmasıydı bu. Bu anlaşma aynı zamanda Suriye sınırlarını belirleyen anlaşmaydı.
Dolaysıyla Rojava sınır ve statüsü de bu anlaşma ile belirlenmişti. Kürt inkarını pekiştiren Lozan Anlaşması da bu anlaşma üzerine yapılan bir anlaşmaydı. O zaman şu rahatlıkta söylenebilir; Rojava Devrimi ve ardından gelişen görkemli direnişle Lozan anlamsızlaştırıldığı gibi Lozan’a temel oluşturan Sykes-Picot anlaşmasını da anlamsızlaştırıp işlevsizleştirdi. O yüzden gerçekleşen görüşme acaba yeni bir Sykes-Picot girişimi midir diye sormak gerekir.
Bu ziyaret ve görüşme beraberinde birçok siyasal gelişme yaratacağı kesindir. Şimdiden ne tür gelişmeler yaratacağını kestirmek zor. Ancak görüşmeden birkaç gün önce ve hemen sonra ortaya çıkan bazı gelişmeler nasıl bir siyasal etki yaratacağının ip uçlarını veriyor.
Görüşmede en fazla ilgi gören Kobanê direnişi olduğu belirtildi, Asya Abdullah tarafından. Kobanê direnişi bununla aslında bir insanlık direnişi olduğu ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra Kobanê direnişinde kazanan tüm insanlık olduğu gibi özelde ise Kürt Özgürlük Hareketi oldu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çizgisi oldu. Savaş meydanında bu çizgi kazandı. Bu görüşme ile aslında yeniden masanın devreye gireceğini görmek gerekir. Zira Asya Abdullah ve Nesrin Abdullah ile görüşmeden hemen sonra Fransa Cumhurbaşkanının KDP lideri Mesud Barzani ile görüşmesi bundan başka bir anlama geliyor.
Bunun yanı sıra görüşmeden birkaç gün önce Şengal, Kerkük ve Güney hattında YPG, HPG ve YBŞ güçlerinin gösterdiği direnişin görmezden gelinmesinden dolayı KDP’nin bu güçlere çıkardığı sorunlarla başlayan bir süreç var. Ortaya çıkan bu sorunlar bu görüşmelerden bağımsız ele alınamaz. Bu da aslında uluslararası güçlerin Kürt Özgürlük Hareketine yönelik masa başı yeni bazı planlarının devrede olduğunu gösteriyor. Bu aynı zamanda Rojava Kürt Özgürlük Hareketi'nden koparıp KDP’ye bağlama amaçlı planlar olduğu ve bunun bu görüşmelerle yeniden farklı versiyonlarla devreye sokulduğunu görmek gerekir.
Ortaya çıkan veriler bu görüşmelerin bu amaçla olduğu ve görüşmenin önümüzdeki dönemde yaratacağı gelişmelerin bu yönlü olacağını gösteriyor. Resmi görüşmeler düzeyinde başlatılan ve uluslararası boyut kazandırılan bu plan tutar mı, acaba. Hiç tutmaz çünkü bedel ödeyerek direnen, direnerek kazanan bir harekete yönelik yapılan hiçbir plan şimdiye kadar başarılı olmadığı bu hareketin mücadele tarihi gösterdi.
Ancak yine de şimdiden gelişmelerin hangi düzlemde seyir edeceğini kestirmek zor. Ancak KDP merkezli yapılan plan doğrultusunda yürümesi durumunda ciddi çatışmaların olacağı bilinmesi gerekir…