Fransa Parlamentosu’nda Kürdistan’ın dört parçasındaki durum ve Kürtlerin verdiği mücadele; “Ortadoğu’da Kürtlerin geleceği: Fransa’nın rolü ne olacak?” ismiyle düzenlenen konferansta ele alındı. Konferansta Kürtlerin mücadelesiyle dayanışma mesajları verildi.
SELMA AKKAYA / PARİS
Fransa Parlamentosu’nda önceki gün “Ortadoğu’da Kürtlerin geleceği: Fransa’nın rolü ne olacak?” konulu konferans düzenlendi. Konferansta, Kürtlerin Ortadoğu’da demokrasi için öncü rolü oynadığı belirtilerek desteklenmesi istendi.
Parlamento’da Victor Hugo konferans salonunda düzenlenen konferansa, TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, Fransız Milletvekili Jean Christophe Lagarde, HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, gazeteci Jeremy Andre, Komünist Parti Sözcüsü Pascal Torre, MRAP Başkanı Renee le Mignot, Milletvekili Eric Coquerel ve Sos Racisme Derneği Başkanı Dominique Sopo ve çok sayıda isim katıldı. Ortadoğu’daki son gelişmeler, Türkiye’de 24 Haziran seçimleri ve sonraki süreç, Kürtlerin durumu ve Fransa’nın Kürtlerin geleceği konusunda alacağı pozisyon konferansta ele alınan konu başlıklarıydı.
Paris Katliamı da gündeme geldi
Konferansın açılış konuşması Milletvekili Sophie Auconie tarafından yapıldı. Böylesi bir konferansa ev sahipliği yapmanın onurunu yaşadığını belirten Auconie, Ortadoğu’nun karmaşık ilişkiler ve sorunlar ağı içerisinde Kürtlerle bir dostluk ve arkadaşlık bağı oluştuğunu ifade etti.
Auconie’nin ardından Brotanya Kürt Dostluk Derneği Başkanı Andre Metayer, üç Kürt kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i anmak için divana çıktı.
Britanya Kürt Dostluk Derneği Başkanı Andre Metayer katılımcılara şöyle seslendi: “Bu konferans aracılığıyla bir kez daha Sakine, Leyla ve Fidan’ı anıyoruz. “Rojbinimiz” kitabını hazırladım. Bu kitapta aynı zamanda 5 yıldır adalet ve hakikat arayışının öfkesini de yansıtmaya çalıştım. Onu anlatan herkes güler yüzüyle kapıdan girdiğini söylüyordu. O güler yüzüyle sadece evlerin, kurumların değil kalplerimizin kapısını da açıyordu. O hem bir halkının avukatı hem de militanı olarak bütün kapıları çaldı. Bu nedenle ondan korktular. Onun yılmadan yürüttüğü mücadeleden korkanlar, onu öldürdü.
Sakine, Kürt halkının sembolüydü. Halkının özgürlüğü için yola çıkan Sakine, Diyarbakır Cezaevi’nde büyük direnişin adresi oldu. Ardından silahlı mücadele içerisinde yer aldı. Kürt halkının sembolü Sakine, Rue La Fayette’de katledildi. Aynı şekilde Leyla, halkı için mücadele ediyordu. Biz intikam değil, adalet istiyoruz.”
Adil olmayan bir seçim yapıldı
14.30’da yapılan ilk oturum girişinde Heyva-Sor çalışanı kardiyolog Alexender Koroğlu, Kürt tarihi konulu sunum yaptı. Gazeteci Guillaume Perrier moderatörlüğündeki ilk oturumda Yeşiller Sözcüsü Sandra Regol, HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, gazeteci Jeremy Andre ve Komünist Parti Sözcüsü Pascal Torre yer aldı.
Pascal Torre, 24 Haziran seçimlerinde gözlemci olarak Ağrı’da bulundukları sırada gözaltına alındıklarını belirterek seçimlerin OHAL koşullarında çok ağır şartlar altında yapıldığını söyledi. Torre “Tüm yaşananlara rağmen demokrasi ve barışta inadın adresinin HDP olduğunu bir kez daha bize gösterdi” dedi.
Torre devamla “Erdoğanizm 21. yüzyılda demokrasiye karşı en büyük antidemokratik ve baskıcı rejimidir. Sadece ülke içinde değil aynı şekilde ülke dışında da aynı misyonu oynamaktadır. Bütün bu baskıya karşı, ne Kürtler ne de Türkiyeli demokratlar halen son sözünü söylemedi. Bu sözü söyleyecek olan demokrasi ve özgürlük güçleriyle hep dayanışma içerisinde olmalıyız” ifadesini kullandı.
‘Yanınızda olmaya devam edeceğiz’
Yeşiller Sözcüsü Sandra Regol da şunu belirtti: “Seçim sürecinde Diyarbakır’daydım. Karşılaştıklarım, tüm bu baskılar karşısında halen umudun yitirilmediğiydi. Kadınların nasıl politikleştiğini gördüm. Toplumun her kesiminden kadınlar vardı. Bu halk örgütlenmeyi, politikleşmeyi başarmış, birçok şeyi aşmıştı. Kürtlere şunu diyebiliriz, acınızı belki hafifletemeyiz tüm yaşananlar karşısında ama bu mücadelenizde yanınızda olduğumuzu bilmenizi isteriz. Yanınızdayız, yanımızda olmaya devam edeceğiz.”
Neo-Nazi Osmanlı formatlı çeteler
Rojava’daki izlenimlerini aktaran gazeteci Jeremy Andre de “Türk devletini saldırılarının başladığı süreçte Efrîn’deydim. Bombardıman altında röportajlar yapmaya çalışıyordum. Ölümlere şahit oldum. Savaş suçu işleniyordu. Etnik bir soykırım yapılıyordu. Efrîn’li Êzîdîler, Şengal’de yaşananların tekrarlanacağına inanıyordu. Bölgede yaptığım tüm çalışmalarda, çeteler, DAİŞ, Türk devletinin yeni bir formatta buluştuklarını gördüm. Bu formatı Neo-Nazi Osmanlı olarak tanımlıyorum.”
Saldırı Kürtlerin statüsüne
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli de, “AKP özellikle son 8 yılda, iktidarın kendisini yeniden ürettiği en büyük mekanizma Kürt düşmanlığı olmuştur. Hem Suriye hem Türkiye politikası hükümetin politikası Kürt sorunun çözümsüzlüğüne dayalıdır. Suriye’de çözümsüzlük, Türkiye’de, Irak’ta çözümsüzlük bir bütünün parçasıdır. Suriye savaşına yaklaşım, İdlib ve birçok konuyu bu çerçevenin içerisine oturtabiliriz. Türkiye’de kentlerin boşaltılması, orman yangınları, Kürt medyasının susturulması, HDP’ye yönelik saldırılar ise bu çözümsüzlüğün Türkiye ayağıdır.” Temelli, Türkiye’de cezaevlerinde büyük hak ihlalleri olduğunu, İmralı‘da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde tecridin çok ağır bir şekilde uygulandığına vurgu yaptı.
Kürtlerin bombalanmasını izledik
SOS Racisme Derneği Başkanı Dominique Sopo, Türkiye’de egemen güçlerin ırkçılığı yükseltmek istediği her dönemde Kürtlere yönelik kışkırtmaların yapıldığını vurguladı. Sopo “Atatürk döneminden bugüne kadar bu, sistematik halinde devam etmiş. Bu sadece Türkiye ile sınırlı değil bunu aynı şekilde Efrîn’de gördük. Avrupa’nın gerçeği ise bu tablo içerisinde Kürtler, DAİŞ’e karşı en büyük savaşı verdi, bunu alkışladık ardından Türklerin onları bombalamasını seyrettik” dedi.
Çözümün adresi Rojava modeli!
Konferansın son bölümünde Kürt sorunun çözümünde Fransa’nın rolü ele alındı. Bu bölümün moderatörlüğünü Irkçılığa Karşı Halkların Kardeşliği Hareketi (MRAP) Başkanı Renee Le Mignot yaptı.
Kürtlerin Ortadoğu’da demokrasinin gelişimine öncülük yaptığını belirten Mignot, “Ülkemizin Ortadoğu’da bir çözüm ve barış kaygısı varsa Fransız diplomasisinin dikkate alması gereken Kürtler. Ama maalesef Fransız diplomasisi sürekli zikzak halinde. Bir tarafta üç Kürt kadın katlediliyor. Diğer taraftan Kürtlerin DAİŞ karşısında yürüttüğü mücadele selamlanıyor. Diğer taraftan Erdoğan Eylsee’de kabul ediliyor.
En son HDP kongresinde şunu not etmişim, eş başkanlar aynı zamanda biri Kürt diğeri Türk. Bu aynı zamanda birlikte mücadele edilmesi gerektiğini ve çözümü işaret ediyordu. Aynı şekilde Rojava’da ve Suriye’de Kürtler, bölge halklarıyla birlikte çözümü arıyor. Fransa’nın ise öncelikle faşist bir Türkiye ile sadece göçmen krizini göz önüne alarak, onun yaptıklarına göz yummamalı. Fransa’nın, Mandela örneğinde olduğu gibi barışın ve çözümün adresinin Abdullah Öcalan olduğunu unutmaması gerekiyor. PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması için çaba harcamalı. Ortadoğu’da bir çözüm üretilecekse, Kürtlerle birlikte ve onların deneyimlediği sistemden sonuçlar çıkarılmalı ve bu sistemden yararlanılmalıdır.”
Fransa, BM’yi harekete geçirmelidir
France-Kürdistan Derneği’nden Josette Blanchet de; “Bu konferans bize bir görev yüklüyor. Şehir şehir savaş yaşayan Kürtler, bölge için çözümün adresi. Barış için ise Fransa’da barış gönüllülerini bir araya getirmemiz gerekiyor. Kürtlerin Fransa’nın elbette Avrupa’nın desteğine ihtiyacı var. Daha birkaç ay önce Kürt heyetini Fransa kabul etti. Bu yolu takip etmeli ülkemiz. Türkiye’nin hava saldırılarını durdurması için Fransa Birleşmiş Milletleri harekete geçirmek için her türlü rolü oynamalıdır” şeklinde konuştu.
LICRA İnsan Hakları Komisyon sözcüsü Alain David ise; “Efrîn sürecinde bu yana sistematik olarak Kürt sorununu yakından takip ediyorum. Biz küçük bir derneğiz ama bu konuda bir şey yapamadığımız anlamına gelmez. Kürt sorunu bize bakıyor. Biz Fransa’nın demokratları olarak bildiklerimizle çözümün parçası olalım” dedi.
İnsanlığı savunuyoruz
Fransız Parlamentosu’da önceki gün “Ortadoğu’da Kürtlerin geleceği: Fransa’nın rolü ne olacak?” konulu konferans programında TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl de yerini aldı. Xelîl “Rojava’da bugün açığa çıkan sonuç, büyük bir emek, bedelin ürünüdür. Arap Baharı olarak bilinen süreçte ülke otoriter rejimleri yıkılırken aynı zamanda aynı sistem içerisinde sadece güç el değiştiriyordu. Bunun bizim için çözüm olmadığını biliyorduk. Toplum değiştirilmeli, toplumsal tüm alanlarda yeniden bir dönüşüm yaratılmalıydı. Yoksa yönetim değiştirmek sorunları çözmüyordu. Şunu gördük ki, Kürtleri özgürleştirmeye çalışırken, o bölgedeki Keldani, Süryani, Arap özgürleşmedikçe Kürt özgürleşmeyecekti. Aynı şekilde kadınlar özgürleşmeden toplum özgürleşmeyecekti.
İşte biz bu sistemi kurmaya çalışırken hem rejim hem de diğer tüm DAİŞ vb gruplar ve Türk devleti bize saldırıyordu. İşte biz demokratik devrimimizi ilerletirken, bunu istemeyen bütün güçler bize saldırıyordu. Türkiye’nin Efrîn saldırısı da tam bu amaçlıydı. Yürüttüğümüz mücadele ve savunduğumuz insanlık mücadelesidir aynı zamanda insanlığın savunulmasıdır. Bu anlamda dayanışmanızı bekliyoruz.”