Fransa’nın Mali’ye mudahalesi 2,5 yılı aştı. 2013 yılının Ocak ayında, Cumhurbaşkanı François Hollande, bir canlı yayında, Fransa ordusunun Mali’de cihadist gruplara karşı operasyonlara başladığını duyurdu. Çok geçmeden, bazı sol gruplar dışında, Fransa’daki bütün partiler Cumhurbaşkanın arkasında olduklarını ve savaş kararını desteklediklerini duyurdular. Uluslararası alanda da destek tamdı, başta Amerika olmak üzere, Avrupa, Fransa ordusunun operasyonlarını desteklediklerine dair açıklamalar yaptılar.
İşte o tarihten beri, Fransız askerleri Mali topraklarında El-Kaide’ye bağlı cihadist örgütlere karşı operasyonlarını devam ettiriyorlar. Son bir yılda, Mali ordusuyla birlikte bu cihadist grupları bir çok noktada gerilettiler, hatta yer yer ülke topraklarının dışına çıkartılar.
Mali, Fransızca konuşan eski bir Fransız sömürgesidir. Fransa’nın bir “kurtarıcı” olarak bu ülke şahsında Afrika Sahél’ine müdahalesi askeri olduğu kadar, ekonomik ve politik nedenleri de içeriyor.
Fransa terörizimle savaşarak Sahél ülkeleri olarak adlandırılan Mali, Moritanya, Burkina Faso, Nijerya ve Çad gibi ülkelerin üzerindeki etkinliğini artırmak çabasında görünüyor. Ayrıca çeşitli yardım fonları adı altında bu ülkelere yardım talep ederek, tarihteki pozisiyonunu hatırlatmak istiyor. Sehel ülkelerinin gelişim programı çerçevesinde 2014-2016 yılları için 1,28 millyar euro yardım planlıyor ve bu yardımların bir kısmı dağıtılmaya başlandı. Avrupa Birliği ise 2014-2020 dönemi için Mali’ye 615 mlliyonluk yardım yapmayı kararlaştırılmış durumda.
Fakat Mali’nin içinde bulunduğu durum, bir hayli karışık. Fransız askerler ve cihadist gruplar arasındaki savaş, sadece olayın bir yönü. Asıl sorun, ülkedeki diğer etnisiter sorunu olarak ortada duruyor. Kuzeyde Tuaregler, Azawad topraklarının bağımsızlığı için yıllardır savaşıyorlar ve yine kendi kültürel hakları için Maurlar (Arap kökenli), Sanghailer, Dogonlar, doğudaki Peuller, batıdaki Toucouleurler uzun bir süredir mücadele veriyorlar.
Bütün bunlar göz önüne alındığında, artık geçmişteki gibi, Azawad ülkesinden çok uzak, ta güney uçta, Gine sınırında bulunan başkent Bamako’da ülke yönetilmeyeceği anlaşılıyor. Geçtiğimiz Mart ayında, Birleşmiş Miletler, Avrupa Birliği, Afrika Birliği, Batı Afrika Ekonomik Birliği, İslam Konferansı Örgütü ve diğer birçok ülkenin desteğiyle Cezayir’de muhalif gruplar ile Bamako hükümeti arasında "barış için dialog şartlarını oluşturma antlaşması" imzalandı. Barışa giden yol daha çok uzun olsa da, şimdilik ülkenin Güney’i ile Kuzey’i arasında bir diyalogun gelişmesi önemlidir.
Jeopolitolog Pascal Boniface, Fransa’nın Mali üzerinde Afrika’nın Sahel bölgesine müdahalesini neo-kolonyalist olarak değerlendiriyor. Boniface’a göre, Fransa Mali halkına sormadan, onlar adına konuşuyor. "Bu durum tam anlamıyla neo-kolonyalist bir reflekstir" diyor.
Fransa’nın Mali’ye mudahalesi kısa bir süre için cihadist gruplara karşı başarı sağlasa da ülkenin sorunlarını çözmekten uzak görünüyor. Afrika kolonyalist savaşları geçtiğimiz yüzyılda kaldı. Ama Fransa’nın bu kıtaya bakışında fazla bir değişikliğin olmadığını savunanlar var. 26 Temmuz 2007’de Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Senegal parlamentosunda yaptığı konuşma hala akıllardadır.