Selma AKKAYA selmaakkaya@hotmail.fr Pazar günü, bu yıl Rusya’da düzenlenen Dünya Kupası’nın final maçını Fransa kazandı ve böylelikle Fransa ikinci kez Dünya Kupası şampiyonu oldu. Dünya Kupası’nın Rusya’da gerçekleşeceği ve takımların belli olduğu aylarda ne Fransa ne de Hırvatistan favoriler arasında yer almıyordu. Futbol yorumcuları geleneksel üç futbol dinamosundan; Brezilya, Arjantin ve Almanya arasında bir çekişmenin son sahneye hakim olacağı yönde yorumlar yapıyordu. Gelinen aşamada bu takımlar yarı-finale dahi kalmadan elendi ve Fransa, Hırvatistan, Belçika, İngiltere maçlarının ardından Fransa, Hırvatistan’a karşı 4-2 skorla Dünya Kupası’nı evine taşıdı. Futbol Dünya Kupası’nın Rusya’da yapılacağı yönünde açıklamanın yapıldığı dönemde, başta Avrupa ile Ukrayna krizi, Suriye’de Rusya’nın o dönem oynadığı rol vb nedenlerle birçok ülke söz konusu tercihi protestoya dahi hazırlanıyordu. Sadece bu siyasi çekişmelerle Rus devlet güçlerini değil, Rus halkını da hedef alan bir anti-propaganda yapılmasına karşın, uzun süre iptal-devam tartışmaları arasında aylarca gidip gelen Dünya Kupası sonuç olarak gerçekleşti. Çünkü futbol sadece sahada 90 dakika oynanan oyun değildi ve koca bir endüstri olarak tarafların ceplerini şişiren bir sektör olarak işliyordu! Bu yıl gerçekleşen Dünya Kupası’nda özellikle devlet başkanı düzeyinde Macron siyasi hamlelerine paralel bir kendi takımının büyük taraftarı olarak arenalarda boy gösterdi. Macron, kupa etrafında Moskova’da birçok devlet başkanı ve Rusya ile Suriye, NATO, Çin ve İran konularında görüşmeler gerçekleştirdi. Dış ilişkiler anlamında hem ABD’nin son hamleleri karşısında kendi ülke çıkarlarını garantileme hem de yaşanan bu kaos ortamında ülkesindeki büyük patronları memnun edecek satışların önünü açmak için bütün enerjisini kullanan Macron’un maç bitimindeki havaya zıplayışı bu anlamda tüm bu gerilim hattının stresini atmak gibiydi! Rus basının dillendirdiği, dünyadaki kaos ve kriz ortamlarından yararlanarak Fransa silah satışlarını yükseltiyor yorumu da tam da bu bir aylık sürecin ürünüydü! Dünya Kupası Fransa açısından sadece futbol edildi. Kemer sıkma politikaları nedeniyle aylardır süren grevler, yapılmak istenen yasal değişiklikler vb süreçler için de Fransa’ya derman oldu. Bir aylık süreç içerisinde kitleler futbola kilitlenirken, birçok reform tasarısı Ulusal Meclis koltuklarında sessizce tartışılıp onaylanarak Senato’ya gönderildi. Final maçının oynandığı gün; ülke kazanmaya hazırlanmış, meydanlara büyük ekranlar kurulmuş, her fırsatta muhalefetin eylemlerini dar alanlara terör tehlikesi nedeniyle sıkıştırıp-polis şiddeti uygulayan ülkenin caddeleri yüzbinlerle doldurulmuş, grevci işçiler dahi mavi-tulumlarını giyip: „maviler bugün sizin“ fotoğraflarıyla ülke duruyordu karşımızda. Aynı „birlik, beraberlik, kardeşlik“ şemsiyesi altında toplanmış halk imajıyla hükümete ve Macron’a karşı son bir yılda biriken öfke ve stres bir Pazar günü bu şekilde attırıldı. Fransa’nın bu iki yönlü kazancını düşündüğümüzde, bir ay boyunca elde edilen reklam gelirleri, sadece Pazar günü kurulan ekranlardan, reklam panolarından dünyanın dev markalarının sağladığı gelir Fransa için çerez niteliğindeydi. Bu nedenle bu eldeki kupa bir süre daha hükümetin yolundaki engelleri bertaraf etmek için iş görür!