Hatip Dicle, çok haklı bir “hayret” edasıyla, “özgürlükçü Avrupa’ya” gereken yanıtı verdi. Avrupa Konseyi ve CPT’nin “adeta Türkiye’yle ortaklık” kurduğunu söyledi.

Bu ne biçim Avrupa?

Öcalan’a karşı komploda bu Avrupa’nın yer aldığını herkes biliyor. Ama o zamandan sonra köprülerin altından çok sular aktı.

Örneğin sizin müttefikiniz ve Avrupa Birliği aday üye ülkesi Türk devleti, şimdi ağır bir tecrit altında olan ve hatta yaşayıp yaşamadığı bile bilinmeyen PKK Önderi Abdullah Öcalan’la masaya oturdu. O masada siz Avrupalılar da vardınız.

Demek ki tüm çözüm süreci boyunca, AK ve CPT’nin mensup olduğu bu Avrupa PKK Önderi’ni muhatap almıştı.

O masada konuştuğunuz Öcalan şimdi “ölüm tecridinde”. Dilinizi mi yuttunuz?

Şu da oldu?

Başkentlerinizde bir DAİŞ heyulası gezinir ve şehirlerinizde canlı bombalar bir biri ardına patlarken, DAİŞ önündeki bütün setleri yıkıp, Irak’ın neredeyse dörtte birine, Suriye’nin neredeyse yarısına egemen olurken, topraklarınızda yaşayan Sünni Türkler, Araplar, Çeçenler, başkaları, hızla bu vahşi tümenlere asker yazılırken, Avrupa’nın dizleri titrer, yüreği korkuyla çarparken, insanlığın yüzü Kobanê mucizesiyle güldü.

Kelle kesen vahşet, insanları diri diri yakan barbarlık, kadınları pazarda satan cellatlık, “her şey bitti“ denilen bir anda Kobanê’de öldürücü darbeyi aldı.

Bu böyle olunca, ne yaptınız?

Derin bir nefes aldınız.

Size bu nefes alma mutluluğunu veren Kobanê zaferi, şimdi “ölüm tecridine“ alınan PKK Önderi’nin düşüncelerinin ışığında gerçekleşti.

Dün avazınız çıktığı kadar korkuyla haykırıyordunuz. Şimdi şu utanç verici sessizliğinizin sebebi nedir?

Kürt halkı İmralı’dan haber bekliyor. Hepsi bu. Önderliğinin hayatı hakkında bilgi istiyor.  

Ve siz susuyorsunuz.

Kirli bir menfaat sizi susturuyor.

Erdoğan’ın ne olduğunu kendi tarihinizden dolayı çok iyi biliyorsunuz. Onun suratı Mussolini’ye, Hitler’e, diğerlerine çok benziyor. Onu bizden daha iyi tanıyorsunuz.

Ve nasıl DAİŞ’ten korktuysanız, ondan da korkuyorsunuz. Onu yatıştırmaya, sınırlarından bir “mülteci tsunamisi“ kabartmasını zavallıca önlemeye çalışıyorsunuz. Türkiye halkları umurunuzda bile değil. Amacınız, nasıl bir rejimle yönetilirse yönetilsin, Türkiye’yi savaş ve istikrarsızlık bölgeleriyle Avrupa Birliği arasında “tampon bölge“ olarak tutabilmek.

Oysa artık Avrupa’nın bu çabası nafile bir çaba. Erdoğan kendi varlığını korumak için çoktan stratejik bir ricatta bulundu. Rusya ve İran’ın eksenine yamandı. Geçtiğimiz gün ABD Genelkurmay Başkanı, Türkiye’nin Katar’la birlikte “İslami radikalizmin“ destekçisi olduğunu ve Erdoğan’ın Türkiye’yi Batı’dan uzaklaştırdığını ilan etti. Ve o ABD’nin bir sözcüsü, “Rusya çekilse bile biz müttefiklerimizle birlikte orada bulunmaya devam edeceğiz“ dedi.

Kim bu müttefik?

Bu müttefik Öcalan’ın düşünceleri etrafında örgütlenmiş olan PYD, YPG, YPJ… Patron Almanya bu örgütlerin bayraklarını yasaklıyor. Bravo yani.

Haliniz utanç vericiden öte. Şu habere ne diyorsunuz?

“Yüksek Seçim Komiserliği, 1 Aralık’ta gerçekleşen yerel yönetim meclis seçimlerinin Efrîn bölgesindeki sonuçlarını açıkladı. Efrîn Kantonu’nda yerel yönetim meclis seçimlerine 118 bin 600 kişi aday oldu. Adaylardan Demokratik Ulus Listesi’nden 829, Yekiti Partisi 72, Suriye Demokratik Ulusal İttifakı Listesi’nden 9, bağımsızlardan 37 kişi seçilirken, meclislerde yer alan kadın sayısı da 473 oldu. Efrîn Kantonu Meclisi: Demokratik Ulus Listesi 54, Ulusal İttifak 2 ve bağımsız 2 (Yehya Hesen Mihemed ve Werda Ehmed Mihemed). Şehba Kantonu Meclisi: Şehba’nın Geleceği Listesi 62, bağımsız 3 sandalye.”

Efrin’de erkek egemenliğine son veren “eşbaşkanlık” kurumunun olduğunu ve öz savunma birliklerinde kadın bölüklerinin elde silah özgürlük ve demokrasiyi koruduğunu da ben ekleyeyim.

Evet. Ortadoğu’da böyle bir renkli ve kadın sesli her hangi bir gelişmeden söz edebiliyor musunuz?

1789’la zirveye tırmanan özgürlükçülüğün bayrağı şu anda Öcalan’ın düşünceleriyle şekillenmiş Rojava devriminin elinde yükseliyor.

Zavallı yaşlı Avrupa. Özgürlük kavgası yerine, Fransız Devriminin bayrağını üstüne yorgan yapmış yatağında rahat etmek istiyor.