Geçen hafta Fransa’da fuhuşun yasaklanmasına ilişkin bir tartışma başladı. Aslında bu tartışma yeni değil. 1946’lara kadar uzanan bir geçmişi var. (Fransa’da genelevler 1946’dan beri yasak; ancak bu yasak bir sonuç vermemiştir.) Yeni başlayan tartışma, hükümet sözcüsü ve Kadın Hakları Bakanı Najat Vallaud-Belkacem tarafından geçtiğimiz günlerde yaptığı “Benim ve partimin hedefi fuhuşun yok olduğunu görmektir” şeklindeki açıklamasıyla gündeme oturdu. Fransız bakan Ocak 2013’te konu hakkında görüş belirtmek isteyen tüm çevrelerin katılacağı bir “uzlaşı konferansı” düzenlemek istiyor. Yapılan tartışmalara sivil toplum örgütleri ve Seks Sektörü Çalışanları Sendikası da katılmış durumda. Ancak ortak payda henüz ufukta görünmüyor.
Fransa’da fuhuşun yasaklanmasına dönük başlayan bu tartışma kadın örgütlerinin ataerkil sistemi ele alıştaki farklı düşüncelerini ortaya çıkardı.
Başta hükümet olmak üzere birçok çevre, fuhuşun yasaklanması yoluyla önce geriletilmesi ve zamanla kaldırılmasını hedefliyor. Seks Sektörü Çalışanları Sendikası ise tamamen bu yasağa karşı çıkıyor.
Dikkate değer olan; tartışmayı destekleyen veya karşı çıkanların olayı ele alış biçimi. Sorulması gereken temel soru fuhuş yasaklanabilir mi? Ya da yasaklanması fuhuşu ortadan kaldırabilir mi?
Fuhuş, ataerkil sistemin başlangıcına dayanan bir sorun. En katı, yasakçı sistem ve rejimlerde bile devam etmiştir. Hatta devam etmekle kalmamış, birçok devletin rant kapısı olmuş, kendini meşrulaştırmış ve bugün bazı ülkelerde bir meslek olarak kabul edilmiştir. Bunun karşısında bu alana şu veya bu sebepten mahkum olmuş kadınlar artık bir iş sektörü olarak kabul edilmesini istemektedir.
Fuhuşun kaldırılması tartışması önemli olmakla birlikte esastan kopuk yürütülmektedir. Tartışmalarda eril zihniyet ele alınmamakta, yani sebebi irdelenmemektedir. En katı yasakçı rejim ve inançlara rağmen günümüze kadar devam etmesinin altında da bu gerçeklik yatar. Yani eril zihniyetin kadın bedenine hükmetme, denetleme yaklaşımı hiç bir dönem sorgulanmamıştır. Bu zihiyet aşılmadığı sürece, fuhuşun kaldırılmasının zor olacağını düşünüyorum. Erkeğin güdülerine pervasızca yaşam imkanı sunan bir sistemin de bunu başarması zordur.   
Diğer bir husus ise yasaklanmasına karşı çıkan düşünce… Fuhuş sektörüne sürülen kadınların hikayelerine herkes tanıktır. Bu kadınların gönüllülük temelinde bunu yaptıklarını ileri sürenler de var. Ama unutulmamalı ki, bu da kaynağını ataerkil sistemin yarattığı ekonomik eşitsizlikten almaktadır. Ve bu alanda çalışan kadınlar bu zihniyetin kurbanlarıdırlar.
Dünyanın dört bir köşesinden bedenleri üzerinde rant elde etme amacıyla yüzbinlerce kadın, insan tacirlerinin ellerinde dolaştırılmaktadır. Fuhuş sektöründe çalışan kadınların hakları için mücadelesi önemli olmakla beraber, ataerkil zihniyete rant kapısı açma talepleri sorgulanması gereken bir durumdur. Fuhuşun meslek olarak kabul edilmesi kadın bedeni ve cinselliğinin kullanımını doğallaştırmak anlamına gelecektir. Eril zihniyetin isteyip de henüz ulaşamadığı bu sonuç, kadınlar eliyle yapılmış olacaktır.
Kısacası önce fuhuşa sebebiyet veren eril zihniyetin çözümlenmesi, aşılması gerekmektedir. Kadın erkek-eşitliğinin hem zihniyette, hem de sosyal, siyasal, ekonomik vb alanlarda sağlanması önemlidir. Yine emeğin eşitliği sağlanmalıdır. Kadının kendi bedeni hakkında karar sahibi olması hayatidir. Tüm bunlar olmadan ne yasak yerini bulabilir, ne de fuhuşu meslek edinmek çözüm olabilir. Yasal tedbirler tabii ki alınmalı, ancak tek başına yeterli olmadığı da tarihce ispatlanmıştır.
Erkek zihniyetinin aşılması için kadın hareketlerinin ortaklaşması zorunlu. Bu tartışma ideolojik ortaklığın önemini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Ortak hedeflerin gelişmesi, ancak  kadın örgütlerinin tartışma platformlarını güçlendirmesi ile mümkün olabilir. Aksi halde büyük bedellerle elde edilmiş haklar bile kapitalist sistemce deforme ediliyor.