
Londra’da 27 Temmuz’da yapılacak olan 2012 Yaz Olimpiyatları‘na bir hafta kala güvenlik, grev ve seks ticareti tartışmaları damgasını vuruyor.
Bir saldırı ihtimalini gözönüne alan yetkiler, hem orduyu hem de özel güvenlik birimlerini devreye koymuş durumda. Güvenlik için G4S adlı özel güvenlik firmasından 10 bin kişi, 17 bin ordu mensubu ve 7 bin gönüllü olmak üzere toplam 34 bin kişi görev alacak. Bu hassasiyetin temelinde 27 Temmuz 2005’te Londra Metrosu’na yapılan ve toplam 52 kişinin hayatının kaybettiği saldırıların etkili olduğu belirtiliyor.
Güvenlik adı altında yürütülen askeri çalışmalarda, sivillerin yaşadığı binaların üzerine veya bazı parklara füzelerin yerleştirilmesi, belli alanların uçuşa kapalı alanlar haline getirilmesi ve savaş gemilerinin teyakkuz halinde olması gibi tedbirler de yer alıyor. Ancak, bu görüntülerin insanların adeta gözüne sokulması, olimpiyatların sivil yüzüne bir darbe niteliği taşıyor. Olimpiyatlardaki güvenlik politikası en fazla izleyicileri etkileyecek gibi. Keza, dünyanın farklı ülkesinden Londra’ya gelecek olanlar havalanları ve sınırkapılarında uzun pasaport kontrollerine takılabilecek.
11 Eylül’ün hediyesi
Hiç kuşkusuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları’daki bu aşırı güvenilik önlemi, 2000’li yıllardan sonra organize edilen böylesi uluslararası spor müsabakalarındaki güvenlik anlayışından bağımsız olarak düşünülemez. 11 Eylül’ün bir ‘hediyesi’ olarak kamuoyu böylesi güvenlik önlemleriyle daha önce de tanışmıştı.
Hatırlanacağı üzere 2004 Ağustos ve Eylül ayında Atina Yaz Olimpiyatları’na NATO kol kanat germişti. AWACS gözlem uçakları devreye konulmuş, bu uçakların 24 saat Yunan hava sahasını kontrol altına alması öngörülmüştü. Yine denizden gözetim, karada çok fazla sıkı önlemlerin alınması, 2004 Atina Yaz Olimpiyatları’nı dünyanın o güne kadar en pahalı olimpiyatı durumuna getirmişti.
Seks ticareti
Avrupa UEFA Futbol Şampiyonası, Dünya Kupası ve Yaz Olimpiyatları başta kadın kuruluşları olmak üzere değişik sivil toplum örgütlerinin sert şekilde kınadıkları bir olayı da gündeme getiriyor. O da böylesi uluslararası büyük organizasyonlarında ayyuka çıkan seks ticareti.
Seks tacirleri, böylesi büyük organizasyonları çok büyük bir yatırım alanı olarak görüyor. Devletlerin teşvikiyle de, seks ticaretinde çok büyük bir pazar açılmış oluyor. Seks ve spor arasında kurulan böylesi bir denge, ilk kez Atina Olimpiyatları ve Almanya’daki 2006 Dünya Kupası‘nda yüksek sesle tartışıldı. Ancak, bu tartışma daha sonraki etkinlikler sırasında da devam etti.
Kadın bedeninden nemalanan tüccarlar, haftaya başlayacak olan Londra’daki olimpiyatların yapılacağı spor alanlarının etrafına çoktan işyerlerini kurdu bile. Kadın tacirleri, 2010 yılının Ocak ayında Olimpiyat Bakanı Tessa Jowell’in „Büyük spor organizasyonları evrensel seks ve insan ticareti endüstrileri için mıknatıs gibidir. Bu kabul edilemez. Ben 2012 Olimpiyatları‘nda bu kişilerin Londra’yı ele geçirmesine izin vermemeye kararlıyım“ şeklindeki açıklamasının tümüyle boş olduğunu göstermiş durumda.
Olimpiyatlar başlamadan kadın ticareti başladı
Avrupa Ezilen Göçmen Konfederasyonu Sosyalist Kadınlar Birliği (AvEG-Kon SKB) tepkisini şu cümlelerle ifade ediyor: „Kadınlar yine çağdaş köleler gibi pazarlarda satılacak. 27 Temmuz-12 Ağustos tarihinde Londra’da yapılacak olimpiyatlar öncesi yüzlerce kadının İngiltere’ye getirilerek fuhuş pazarına sunulacağı tartışmaları şimdiden başladı. Sözde ulusların buluştuğu her ülkenin spor alanında becerisini sergilediği olimpiyatlar başlamadan önce kadın bedeni ticareti başladı. Çocuk yaşta genç kadınların ağırlıkta olduğu bu iğrenç pazar elbette ilk kez kurulmuyor. Özellikle Asya ve Balkan ülkelerinden getirilen kadınların bu tip büyük spor organizasyonlarda kullanıldığı bilinen bir gerçek. 2004 Atina Olimpiyat oyunları fuhuşun net olarak arttığı kayda geçirilen ilk büyük spor organizasyonu olmuştur. Oyunlar sırasında şehirde fuhuş neredeyse normalin iki katına çıkmıştı. 2006 Dünya Kupası öncesi Almanya ya yaklaşık 60 bin kadın getirilerek kupa boyunca stadyumların yakınlarına kurulan geçici otellerde açıktan satılmıştır. Üstelik kupa öncesi açıklama yapan bir Alman yetkili „Kupa boyunca her bakımdan eğleneceksiniz beyler“ diyecek kadar iğrençleşmişti. 2010 yılında Güney Afrika’da düzenlenen dünya kupası öncesi 40 bin ile 100 bin arası kadının ülkeye getirildiği iddia edilmişti. 2010 Kanada Kış Olimpiyatları‘nda da benzer söylentiler basında çokça yer almıştı. Son olarak geçtiğimiz günlerde Ukrayna ve Polonya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası boyunca bu ülkelerin kadınlarının fuhuş pazarında kullanıldığı da bilinen bir gerçek.“
Erkek egemen kapitalist sistemin fuhuş pazarını pervasızca kullandığı belirtilen AvEG-Kon SKB açıklamasında, İspanyol diktatör Franko’nun ‘futbol-fuhuş-fiesta’ formülü hatırlatıldı.
Grev uyarısı
Haftaya başlayacak olan Olimpiyat Oyunları’na kısa bir süre kala makinist ve pasaport kontrol görevlilerinin, 26 Temmuz’da greve gidecekleri yönündeki uyarısı ise gerek organizatörler, gerekse de hükümet yetkililerini endişelendiriyor.
İngiliz Kamu ve Ticari Hizmetler Sendikası (PCS), aralarında Londra Heathrow Havaalanı kontrol memurlarının da bulunduğu binlerce sınır görevlisinin Olimpiyat Oyunları başlamadan bir gün önce, 26 Temmuz’da 24 saatlik greve gideceğini duyurdu. Ayrıca üyelerinin, Olimpiyatlar sırasında mesai yapmayacaklarını bildiren sendika yetkilileri, memurlar için daha fazla ücret, daha iyi çalışma koşulları talep ediyor.
Heathrow Havaalanı’na 26 Temmuz’da 126 bin yolcu bekleniyor. Havaalanı, olimpiyatlar öncesi kilit öneme sahip bir yer. Planlanan grevden, demiryollarının da etkilenmesi bekleniyor. İngiltere Başbakanı David Cameron, grev açıklamasını kınayarak görüşme yapılmasını talep etti.
Olimpiyatlar, boyunca böylesi tartışmalar daha çok gündeme gelecek. Ancak, diğer olimpiyatlarda olduğu gibi bu yılki olimpiyatlar da yüzlerce sporcu yarışacak. Bunların bazıları yeni rekorlara imza atacak.
HABER MERKEZİ