Film, Japonya’da 2011 yılında meydana gelen deprem ve ardından yaşanan nükleer felaketi, acıları ve yeniden inşa sürecini konu alıyor.

60 yaşındaki yönetmen felaketten birkaç ay sonra bu filmi çekmek için Fukuşima’ya gittiğini belirterek, “Her şey radyoaktif olduğunda nasıl davranacağını bilmemenin, daha önce etrafta olan her şeyin yok olmasının nasıl bir his olduğunu anlamak istedim. Bunu fiziksel olarak tecrübe etmek benim için çok önemliydi. Aksi takdirde bununla ilgili bir hikaye anlatamazdım” diyor.

Peki filmin Avrupa’ya gelen mültecilerle ilgisi var mı? Dörrie’ye göre bu felaketin mağdurları ile savaşlar, çatışmalar nedeniyle vatanlarını terk etmek zorunda kalan mülteciler aynı kaderi yaşıyor: “Evet, hem de çok. Filmim Fukuşima felaketinde her şeyini kaybetmiş insanların hikayesi. Buraya gelen mülteciler de her şeyini kaybetmiş insanlar. Bizim anlamakta güçlük çektiğimiz bu kişilerin çantalarındaki ‘hayaletler’. Burada ‘hayaletler’ derken kaybettikleri, özledikleri yakınlarını kastediyorum. Tüm anılarından, alıştıkları kokulardan, evlerinin hayalinden, hayatlarında kaybettikleri her şeyden bahsediyorum. Tüm bunlar o insanların hissettiklerini hayal etmeyi öğrenmemiz gereken şeyler.”

“Grüße aus Fukushima” yani “Fukuşima’dan selamlar” Mart ayında gösterime girecek. 


 BERLİN