G20 Zirvesi Ankara’da gerçekleştirildi. Zirveye Fransa Devlet Başkanı dışında tüm liderler katıldı. Zirvede, dünyadaki ekonomik ve siyasal gelişmelerin ele alındığını biliyoruz. IŞİD’in Paris’de yaptığı katliamın hemen ardından başlayan zirvede, G20 ülkelerinin Suriye konusunda ne tür bir karara varacağı merak konusuydu. Türkiye ev sahibi olması nedeniyle, Suriye’ye yönelik politikalarda, kendi önermelerinin kabul görmesi için yoğun bir diplomatik girişimde de bulundu. Medyaya yansıyan tablo, Türkiye’nin taleplerinin kabul göreceği yönündeydi. Rusya Devlet Başkanı Putin ve ABD Devlet Başkanı Obama ile gerçekleştirilen görüşmelerin ana gündem maddesi de Suriye’ydi. G20 Zirvesi öncesi, Viyana’da ABD ve Rusya Dışişleri Bakanlarının katılımıyla açıklanan Suriye mutabakatı ise Paris Katliamının gölgesinde kaldı.
Ve Viyana’da açıklanan Suriye mutabakatı, G20 Zirvesi’ne gerek kalmadan Suriye planınının ABD ve Rusya’nın talepleri doğrultusunda şekillendiğini ortaya koymuştu. G20 Zirvesi’nde Suriye’ye yönelik bir politikada ortaklaşılması beklentisi ise ise bir temenni olarak kaldı.
G20 Zirvesi’nin son günü yapılan basın açıklamaları aslında ABD ve Rusya’nın Suriye politikalarını da ortaya koydu. Obama’nın “güvenli bir yer yok” açıklaması, Türkiye’nin tampon bölge talebinin de kabul görmediğini ortaya koydu. Yine Türkiye’nin Suriye’deki Demokratik Suriye Güçleri ve PYD’ye yapılan yardımlara karşı gösterdiği tepkiye karşın Obama’nın Irak hükümeti ve Suriye ile Irak’ta Kürtlerle işbirliğinin devam edeceği yönündeki açıklamalar ise Türkiye’yi şaşırtan açıklamalardı. Bunların NATO’da Türkiye’nin müttefiki olan ABD’nin en yetkili ismi tarafından açıklanması ise bir şok etkisi yaratmasa da Türkiye medyası ve kamuoyu bunu yeterince tartışmayarak üstünü örttü.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye’den ayrılırken yaptığı açıklama ile birçok ülkeyi IŞİD’e destek vermekle suçladı. Putin, açıklamasında dünyada IŞİD’e finansal destek sağlayan 40 ülkenin varlığından haberdar olduklarını, bu ülkeler arasında G20 ülkelerinin de olduğuna dikkat çekti. Bu açıklamayı yapan Putin’e gazeteciler bu ülkeler kimdir sorusunu ise yöneltemedi. Putin’n bu açıklamalarının da üstü örtülür gibi Türkiye gündeminden düşürüldü. Birkaç gazetede yapılan yorumlar ve haberlerde bu ülkelerin isimlerinin açıklanması gerektiği yönünde haberler yer almasına karşın çok fazla tartışılamadı.
Bu tartışmaların yürütülememesinin nedenlerinden bir de artık medya üzerindeki baskılar ve medyanın giderek belirli ellerde tekelleşmesiyle ancak anlatılabilir. AB 2015 Türkiye İlerleme Raporu’nda da Türkiye’de medyaya yönelik ihlallerin arttığı, medyanın baskı altına alınmaya çalışıldığı yer almıştı.
Türkiye’de yıllardır devam eden adaletsiz gelir dağılımının toplumda eşitsizliğe yol açtığını biliyoruz. Alt ve üst gelir grupları arasındaki uçurum da biliniyor. Yine Meksika, Brezilya gibi ülkelerde yoksulluk ve eşitsizlik üzerine yazılmış onlarca araştırmanın varlığı da orta yerde duruyor. G20’de yoksullar ve emekçilerden çok, dünya ticaretine yön veren ülkelerin çıkarlarının öncelikli olarak ele alındığı biliniyor.
Yine G20 Zirvesi’nde ana konu Paris olurken, dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler, adalet, eşitlik gibi kavramların da ele alındığı biliniyor. İşadamı Ali Koç’un Kapitalizmin ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması ise en çarpıcı açıklamalardan biriydi. Dünya’da yaşanan eşitsizliği ve Adaletsizliği G20 ülkeleri ortadan kaldırabilir mi? Türkiye’nin G20 içindeki insani ve sosyal gelişmişlik karnesi iç açıcı değil. Türkiye çalışma standartları ve eşitsizlik göstergeleri açısından karnesi en kötü ülkeler arasında yer alıyor. (Aziz Çelik T24.com.tr)
Tüm bu tartışmaların yaşandığı Zirve, Paris Katliamının gölgesinde başladı ve bitti. Birçok görüşmeye de Paris Katliamı damgasını vurdu. Ama Diyarbakır, Suruç, Ankara, Lübnan Mısır’daki uçağa yönelik saldırıda gerçekleşen katliamı ise bu tartışma gündemlerinin içinde pek fazla yer bulamadı.