
Rusya’ya tehdit
G7 liderleri, Ukrayna'nın doğusundaki anlaşmazlığın çözümüne katkı sağlamaması durumunda Rusya'ya yeni yaptırımlar uygulama tehdidinde bulundu.(2)
Çin’e baskı
G7 liderleri, Çin ile Japonya arasında Çin Denizi'nin güneyi ve doğusundaki adalar nedeniyle yaşanan anlaşmazlıkta Japonya'ya destek verecekleri açıklamasını yaptı. Çin'in daha önce G7 liderlerine yönelik yaptığı ‘kendi işinize bakın‘ çağrısına rağmen sonuç bildirgesinde iki taraf da tek taraflı önlemlerden kaçınmaya ve gerilimi artırmamaya çağrıldı.(3)
Küresel ekonomik kriz
Sonuç bildirinde küresel ekonomik büyümenin öncelik olduğu vurgulandı. Borçlanmayı sürdürülebilir hale getirerek, küresel talebi güçlendirmek ve arz sınırlamasını çözmek için parasal, mali ve yapısal dahil gerekli tüm araçların kullanılacağı taahhüt edildi. Bütün bunlara çare olarak serbest ticaretin güçlendirilmesi için kurala dayalı çok taraflı ticaret sistemlerinin kuvvetlendirilmesi ve Dünya Ticaret Örgütü müzakerelerinin destekleneceği taahhüt edildi. Trans-Pasifik Ortaklığı (TTP), Japonya-AB Ekonomik Ortaklık Anlaşması, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması (TTIP) ve Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) dahil bölgesel ticaret anlaşmalarıyla ticaret serbestisi çabalarının teşvik edildiği belirtildi.Bunlara ek olarak sonuç bildirgesinde İngiltere’nin AB’de kalması gerektiği, sığınmacılara yardım, Irak merkezi yönetimine 3 milyar 200 milyon euroluk “destek”, küresel ısınmaya karşı tedbirler vb. başlıklar da yer alıyordu.
G7 Pasifik bölgesini geriyor
Gerek G7 zirvesi için seçilen yer(japonya), gerek ek katılımcılar, gerekse de alınan kararlar ABD önderliğindeki dünyanın Batı’sının giderek fazla tartışma konusu olan hegemonyasını yeniden tesis etme arayışı içinde olduğunu, Obama’nın son dönemdeki hamleleriyle bu durumu hızlandırdığını söylemek mümkün.
Toplantıya BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü Genel Sekreteri Angel Gurria, Uluslararası Para Fonu Başkanı Christine Lagarde ile Laos, Vietnam, Endonezya, Bangladeş, Sri Lanka ve Papua Yeni Gine devlet ve hükümet başkanları da zirveye katılan isimler arasında yer aldılar. Bu durum giderek gerilen Pasifik sahasında adeta Çin’e karşı bir meydan okumayı temsil ediyor. Hemen zirve öncesi Vietnam’a dönük silah ambargosunun kaldırılması ise bölgenin giderek ısıtılacağının işareti.
ABD’nin Filipinler'le geçtiğimiz yıl yaptığı on yıllık askeri anlaşma, yedeklediği Japonya’yı kendi anayasasına aykırı davranmaya zorlayarak militarize etmesi, Tayvan meselesinde öteden beri Çin’e karşı pozisyon alması, bazı bölge ülkeleri Malezya, Endonezya köklü askeri siyasi ilişkileri bölgenin giderek ısıtılacağına işaret ediyor. Yine ABD’nin yakın müttefiki Avusturalya’nın artan silah harcamaları dikkat çekici.(4)
Tabii burada hegemonya arayışının en önemli ayağını Pasifik’in iki yakasını bir araya getiren Trans-Pasifik Ortaklığı (TTP) oluşturuyor. Küçük ülkelerin üreticileri için doğrudan yıkım anlamına gelen bu ortaklık sermaye içinse yeni talan alanları yaratacaktır. Güney Amerika’daki solumsu iktidarları gerileten süreç pekala bu gelişmelerin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
ABD ve Batı sermayesinin giderek Doğu Avrupa’da artan silahlanma yarışını da göz önünde bulundurursak adeta hem hegemonya sorunu hem de ekonomik krizi silah sanayinin önünü açarak çözmeye çalıştıklarını söylemek mümkün. Dünya’da silah endüstrisinin pozisyonu neredeyse petrolü tahtından edecek.
Çin, Rusya ve Hindistan’ın bu ritme uyduğu görülüyor. Onlar da silahlanma yarışına dahil olarak mevcut pozisyonlarını korumaya çalışıyorlar.
Doğu Avrupa’da NATO’nun asker ve yeni üslerle silahlanma yarışını tırmandırmasında ise büyük savaşı zorlamaktan çok, yine silah endüstrisinin önünü açmak ve Rusya’ya komşu ülkelerdeki mevcut hegemonik konumunu artırmayı hedeflediği söylenebilir. Aynı zamanda Rusya’nın askeri harcamalara ayıracağı payı artırmasının yaratacağı ekonomik olumsuzluklar da hesabın içinde yer alıyor olabilir.
Bu zeminde ABD başkanlık seçimlerinin sonucu ne olur derseniz, son dönemde silah tekellerine karşı söylediği sözleri de göz önünde bulundurursak Clinton kaybetmeye daha yakın. Obama ile karşıt cephede gibi görünseler de; Obama’nın bırakacağı mirasla Trump’ın daha uyumlu olacağı görünür bir durum. Silah tekelleri Trump’ı tercih edecektir.
Kısaca söyleyecek olursak post-modern yeniden paylaşım savaşı bu sefer soğuk savaş parametreleri de eklenerek giderek daha katmanlı bir tarzda kurgulanıyor. Ayağa kalkmadığımız sürece, halkların özgürlük arayışını tamamen dışında bırakan süreçlerle karşı karşıya kalacağımız ise aşikar.
(1) Daha önce adı G8 olan oluşumun, 2014 yılında patlak veren Ukrayna krizinin paralelinde Rusya’ya dönük gündeme gelen yaptırımlar sonucu Rusya’nın toplantılara katılımı askıya alınmıştı.
(2) Bu durum adeta Ukrayna’da Batı’nın desteğini kendince sabitlemek isteyen Kiev yönetimine yeni çatışmaları başlatmak için işaret fişeği anlamına geliyordu. Nitekim Pazar günü Donetsk yakınlarındaki çatışmalarda 5 askerin öldüğü, dördünün de yaralandığı duyuruldu. 24 Mayıs’ta yine 9 asker yaşamını yitirmişti. Milis güçlerinin kayıpları ise bilinmiyor.
Aykan SEVER