
Hafızamıza savaş açan Galeano’dan hafızamıza kazınacak bir kitap daha: Kadınlar “1919’da, devrimci Rosa Luxemburg Berlin’de katledildi. Katiller onu dipçik darbeleriyle öldürüp bir kanalın sularına attılar. O esnada ayakkabısının teki yere düşmüştü. Bir el ayakkabıyı çamurun içinden aldı. Rosa ne özgürlük adına adaletin, ne de adalet adına özgürlüğün feda edildiği bir dünya istiyordu. Bir el her gün, tıpkı o tek ayakkabıya yaptığı gibi, bu bayrağı da çamurun içinden çıkarıyor.” Kadınlar, Galeano’nun kitaplarındaki kadınlarla ilgili metinlerin bir araya getirildiği bir derleme. Ölümünden sonra Galeano’dan yeni bir metin okumuşsunuz hissi veriyor, çünkü farklı farklı kitaplarda yer alan farklı farklı kadın öyküleri ortaklaştırılmış ve güzel bir çalışma ortaya çıkmış. Kadınlar’da öyküleri aktarılan kadınlar Antik Yunan’dan, Rönesans’tan; zengin, yoksul ama hemen hemen hepsi bir şekilde ataerkinin zulmüne uğramış, bir şekilde ataerkiden nasibini almış kadınlar. Masal anlatmaya devam etmezse öldürülecek Şehrazat da var, tacize uğradığı için kaçmak zorunda kalan Afrodit de, yasak bir araştırmayı yayınladığı için bıçak darbeleriyle öldürülen Myrna da, bisiklete bindiği için teşhircilikle suçlanan kadınlar da. Her türlü baskıya ve cezalara rağmen istediği yolda ilerlemek için pedal çeviren kadınların hikayeleri bunlar, öldürüleceğini bildiği halde sözünü esirgemeyen, kız kardeşini yalnız bırakmayan, kendinden sonrakilere daha iyi bir dünya bırakmak isteyen kadınların.
Dünyanın vicdanı
21. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Galeano, 1973’te bir askeri darbe nedeniyle Uruguay’ın iktidarı değişince hapse atılmış, daha sonra da sürgüne yollanmıştır. 1973 yılı başlarından itibaren Arjantin ve Katalan kıyılarında sürgünde yaşamış, 1985’e kadar da sürgünde yaşamaya devam etmiştir. 1985’de, doğup büyüdüğü Montevideo’ya dönebilmiştir. Galeano’nun eserleri tüm dünyada onlarca dile çevrilmiştir. Eserlerinde özellikle ezilenlerin, yoksulların, zulme uğrayanların ve savaşanların hikâyelerini anlatır. İki kez Küba Casa de las Américas ve Uruguay Kültür Bakanlığı ödüllerini almıştır. Washington Üniversitesi Amerika Kitap Ödülü’nü, İtalya Mare Nostrum ve Pellegrino Artusi y Grinzane Cavour ödüllerini, İsveç Dagerman Ödülü verilmiştir. Mercosur ülkeleri Ayrıcalıklı Vatandaş Ödülü’ne, Danimarka Aloa Ödülü’ne, Lannan Vakfı Kültürel Özgürlük Ödülü’ne, Crodoba şehri Communicación Solidaria Ödülü’ne ve Barselona Spor Kulübü Manuel Vázquez Montalbán Ödülü’ne layık görülmüştür. Galeano anlattıklarıyla hem hafızanızda hem de yüreğinizde yer eder. Unutulmaya yüz tutan ne varsa bir bir hatırlatır. Bir kez okuduktan sonra Galeano’yu, Galeano’nun kalemini unutmak imkânsızdır. Galeano, 13 Nisan 2015 günü doğup büyüdüğü Montevideo’da hayata gözlerini yummuştur.
Orhan Yılmazkaya’nın emeği
Türkiyeli okurun Galeano’yu tanımasında devrimci Orhan Yılmazkaya’nın büyük emeği var. “Onun bu kitap üzerinde ahlâki ve yasal sorumluluğu var” diyor Galeano, kitabının Türkçe çevirisi için Yılmazkaya’ya teşekkür ederken. Dünyada iyiden iyiye konuşulmaya başlanması ise Venezuela devlet başkanı Hugo Chávez’in Obama ile görüşmesinde, Obama’ya Galeano’nun Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitabını hediye etmesiyle oldu. Ölümüyle hafızalarımızdaki yerini sabitledi Galeano. Artık bize yaşatılan her şeyi bir de onun için unutmamamız gerekiyor.
Biz düşeceğiz, bu kavga sürecek
İstanbul Bostancı’da çıkan çatışmada hayatını kaybeden Orhan Yılmazkaya sendikal ve edebi çalışmalarıyla da bilinen bir devrimciydi. Son sözleri şöyleydi:
Teslim olmayan bir feda devrimci kuşağının layığı olmaya çalışacağım. İsmim Orhan Yılmazkaya. Devrimci Karargah Savaşçısıyım. Türk ve Kürt halklarının mücadele birliği için savaşıyoruz. İşçilerin emekçilerin mücadele birliği için savaşıyoruz. Emperyalizme karşı, faşizme karşı, siyonizme karşı savaşıyoruz. Yaşasın devrim ve sosyalizm. Yaşasın halkların kardeşliği. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının mücadele birliği. Biz düşeceğiz fakat bizden sonra bu kavga mutlaka sürecek. Nasıl binlerce yıldan beri sürdüğü gibi. Thomas Münzer’lerden, Şeyh Bedreddin’lerden bu yana sürdüğü gibi. Mahir Çayan’lardan, İbrahim Kaypakkaya’lardan Deniz Gezmiş’lerden bu yana sürdüğü gibi....
TUÐÇE YILMAZ