Önceki haftalarda farklı ülke örneklerinde ötekileştirilmiş, yasaklanmış ve devlet baskısına maruz kalmış dillerin kurumsallaşması çalışmalarını ele almaya başlamıştık. Bu örneklerden belki de en önemlilerinden biri Galler deneyimidir.

Tarihsel bağlamı içinde Galler deneyimine baktığımızda birkaç yüzyıldır devam eden bir süreç görürüz. 17. yüzyıldan itibaren merkezi bir devlet halini almaya başlayan Britanya Krallığına karşı özellikle kiliselerde ve devletin erişemediği kuzeybatı bölgesinde dil korunmaya çalışılmış. Bu dönemde yasak olsa da kilisede dini eğitim Galce verilmiş, bazı evler kaçak okullar haline getirilerek buralarda Galce eğitim verilmeye devam edilmiş. Daha sonra 1920’lerden itibaren dil etrafında toplumsal direniş örgütlenmeye çalışılmış ancak hareket yeterince güçlenememiştir. Bu hareketin içinde yer alan insanların bir kısmı tutuklanıp, cezaevlerinde işkence görmüş. Gizli bir şekilde Galce eğitimin yapıldığı evlerde, dilleri için mücadele eden bu insanların fotoğrafları duvarlara asılarak farkındalık yaratılmaya çalışılmış. 

1922 yılında, Galce’nin korunması ve geliştirilmesini amaçlayan bir dernek olan Urdd Gobaith Cymru (URDD) kurulmuş, bu derneğin girişimi ile 1939 yılında bir özel okul kurulmuş, ilk yıl 70 öğrenciye ders verilmiş. Dernek, esas olarak çocuklara ve gençlere hitap eden etkinlikler düzenlemiş, oyunlarla, eğlenceli kamplar ve yarışmalarla Galce konuşulmasını teşvik etmiştir. Günümüzde çalışmalarına halen devam eden derneğin etkinliklerine onbinlerce kişi katılmaktadır. Sadece Galce’nin konuşulduğu çocuk ve gençlik kampları ile her yaştan insanın katıldığı festivallerin Galce’nin gelişimine önemli katkıda bulunduğu söylenmektedir. Bunların dışında özellikle okul öncesi yaş grubuna eğitim veren okullar kuran dernek, halen bu konuda Galler’deki en büyük sivil toplum kuruluşu durumundadır.

Siyasal alanda ise 1925‘te Galler Ulusal Partisi kurulmuş, ilk yıllarda çoğunlukla dil korunması üzerinden mücadele yürütülmüştür. Partinin iki temel hedefi şöyle ifade edilmiştir: Bir; Galce dilinin Galler’deki tek resmi dil olması ve bölgedeki tüm kamu kurumlarının dili haline getirilmesi, iki; ilkokuldan üniversiteye kadar eğitimin Galce dilinde yapılması. Parti, daha sonra Galler bölgesinin özerk statüye kavuşması için mücadele etmiş ve Galler dil deneyiminin siyasi temelini oluşturmuştur.

1962 yılına gelindiğinde ise çoğu kişiye göre Galce dil mücadelesinde bir kırılma noktası yaşanmıştır. Bu tarihte Galce Dil Topluluğu isimli bir dil hareketi kurulmuş ve Galce dilinin statü kazanması için çeşitli eylemler yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca, bu dönemde Galler’in en ünlü entelektüeli ve yazarı Saunders Lewis, BBC Radyo’sunda ''Dilin Kaderi'' başlıklı bir konuşma yapmış ve "eğer devrimci önlemler alınmazsa Galce’nin yakın zamanda tamamen kaybolacağını" çok etkileyici bir dille aktarmıştır. Lewis, "devrimci önlemler" dediği hususlar, daha çok kamuoyunda dil farkındalığının oluşturulması, İngiltere hükümeti üzerinde bu konuda baskı yaratılması ve Galce dilinin yasal statüye kavuşturulmasıdır. Lewis, devlet kurumlarında kendilerinden doldurmaları istenilen belgeleri, vergi formlarını ve benzeri diğer dökümanları Galce olmadığı sürece reddetmeleri gibi eylemler yapılmasını önermiştir. Bunu yapacak kişilerin de para ve hapis cezalarına karşı hazır olmalarını ve devlete karşı direniş gösterilmesini tavsiye etmiştir.

Bu şekilde bir dizi yoğun kampanya ve eylemlilik sayesinde İngiltere devleti adımlar atmak zorunda bırakılmıştır. Bu adımların ilki 1964‘de hükümete bağlı Galler Ofisi’nin kurulmasıyla atılmış, sonraki dönemde Galce dili üzerindeki baskılar yavaş yavaş kaldırılmaya başlanmış, Galce’ye resmi statü tanınmasının ilk adımı atılmıştır. 1967‘de Gal Dili Yasası çıkarılmış ve İngilizce ile birlikte Galce’nin Galler topraklarında kullanılabileceği açıklanmıştır. 

1988 yılında bütün Britanya Krallığında yapılan "Ulusal Eğitim Reformu" ile Galce’nin okullarda kullanılması teşvik edilmiştir. Bu reformla birlikte Galce Dil Komisyonu kurulmuş ve bu komisyon Galce’nin gündelik hayatta ve okullarda daha fazla kullanılması için strateji geliştirme ve uygulama ile yetkilendirilmiştir. 1993’te ise yeni bir Dil Yasası çıkarılarak Galce’nin mahkemelerde, hastanelerde ve diğer kamu kuruluşlarında İngilizce ile "eşit statüde" kullanılabileceği, resmi evrakların Galce dilinde de hazırlanabileceği kabul edilmiştir. Kamu kurumlarında Galce’nin kullanılmasını özendirmek için bir strateji planı hazırlanmıştır. 1998‘de yapılan bir referandum ile İskoçya ile birlikte Galler’e özerklik verilmiş, kendi özerk hükümetini kurabileceği kararlaştırılmıştır. Ancak 2006‘ya kadar yetki devri parça parça gerçekleştirilmiştir. Son olarak 2011‘de maliye, dış işleri ve savunma bakanlıkları dışında tüm yetkiler Galler hükümetine devredilmiş. Galler, şu an 22 yerel yönetimden oluşmakta, her yerel yönetimin kendi katılımcı mecilisi bulunmakta, bu yerel yönetimler kendi iç işlerinde özgür, ancak bütçelerini merkez Cardiff yönetiminden almaktadır. 

Bu tarihsel ve siyasal bağlam içinde, ülkenin en önde gelen meselesi eğitim ve Galce dilinin geliştirilmesi olmuştur. Bütün yerel yönetimler, bütçelerinin en büyük kısmını dil ve eğitim faaliyetlerine ayırmaktadır. Seçimlerde de bu yönde vaatler halk tarafından en büyük desteği görmektedir. Tüm bunların sonucunda da dil kurumsallaşması açısından oldukça güçlü bir örnek olarak Galce deneyimi karşımızda durmaktadır.