- Nusaybin’deki yasak sürecinde yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklanan gazetecilerden Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Meltem Oktay, yaklaşık üç yıl cezaevinde kaldı. O döneme kamerasıyla tanıklık eden Oktay, Nusaybin’de yaşananları ve bir gazeteci olarak karşı karşıya kaldıklarını MA’ya anlattı.
Nusaybin’deki yasakların Ağustos 2015’te başladığını anımsatan Oktay, “Kürt kentlerinde ilan edilen öz yönetim direnişlerine, bizzat tanıklık edenler yine kadın gazetecilerdi. Ben de Nusaybin’deydim. Bir kadın gazeteci olarak orada çalışmanın riski vardı. Yaşanan gerçekleri doğru aktarma gibi bir sorumluluğum da vardı” dedi. Öz yönetim süreçlerinde özgür basın dışında gelişmeleri takip eden ve halka mikrofon uzatan kimsenin olmadığını kaydeden Oktay, “Bir yerde bir saldırı olduğu zaman, oraya gidip o aileyle ilgili haber yapıyorduk. Hem gazeteciydim hem de olaylara duygusal yaklaşıyordum ve bu çok zordu. İnsanlar gözümün önünde yaşamını yitiriyordu. Kendi kendime ‘Buradaki görevim tam olarak ne’ diye soruyordum. Hem olanlara müdahale etmek istiyordum hem de kamuoyuna duyurmak istiyordum” diye konuştu.
Yaşananları dünyaya kamuoyuna aktarma sorumluluğuyla hareket ettiğini söyleyen Oktay, şöyle devma etti: “Saldırılar oluyor, polisler zırhlı araçlarla yağmur gibi kurşun yağdırıyordu ama kadınlar sokaklarda zılgıtlar çekiyor ve bu zılgıt sesleri kurşunların sesini bastırıyordu. Bu her gece rutinleşen bir durumdu. Biz kadın gazeteciler olarak, en ağır silahların kullanıldığı yerlerde gazetecilik yapıyorduk. Daha sonradan tutuklanma, baskı ve sürgünlerle karşı karşıya kaldık.”
Yasakların son günlerinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne denk geldiğini aktaran Oktay, “Nusaybinli kadınlar 8 Mart’ı kutladılar. Mahalleliler, direnen kadınlarla kol kola girip halaylar çekiyordu. Devletin, o dönem kadın mücadelesine yönelimi öldürmek üzerineydi. İçeriye ajan gönderip suikast biçiminde yok etme girişimlerine denk geldim. İçerideki direnişi böyle kırmaya çalışıyorlardı. Kadınlar sokak ortasında, bahçesinde ya da günlük işlerini yaparken öldürüldü. Selamet Yeşilmen bunun en büyük örneklerinden biriydi. Evinin önündeki zırhlı araç tarafından onlarca kurşunla öldürüldü” dedi.
Bu süreçte tanık olduklarından sonra hayatının bir daha eskisi gibi olmadığını belirten Oktay, “Psikolojim, duygum, düşüncem, zorluk eşiğim her şeyimde bir değişim oldu. Tutuklandım ve bir süre cezaevinde kaldım. Gözaltı sürecinde zorlu şeyler yaşadım. Tehdit edildim, ajanlık teklifine maruz kaldım. Yine de pişman değilim” diye konuştu.
Cezaevinden çıktıktan sonra 2019’da ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını belirten Oktay, iki yıldır yurt dışında yaşıyor.