
Dicle Haber Ajansı'nın İngilizce servisinde bir dönem çalışan Güneş Ünsal hakkında ise, 1988 ve 1990 yıllarında katıldığı 1 Mayıs gibi etkinliklere iddianamede yer verildi. Savcılık sorgusunda Ünsal'a yöneltilen ve devlet tarafından katledilen Aydın Erdem ile Ceylan Önkol için, "BDP Belediye başkanları Aydın Erdem ve Ceylan Önkol ile görüştüğü ve röportaj yaptığı" iddiasının ise iddianamede yer aldığı ve düzeltilmediği görüldü. Dünkü duruşmada 800 sayfalık iddianamenin tamamı okundu.
Anadilde savunma reddedildi
İddianamenin okunmasının sona ermesi üzerine söz alan savunma avukatlarından Sinan Zincir, "Yarın(bugün) tahliye talepleri alınacak. İddianamenin okunması bittiği için müvekkillerimiz savunmalarını Kürtçe yapmak istiyor. Biz avukatlar olarak artık konuşmak istemiyoruz. Müvekkillerimiz konuşsun istiyoruz. Yarın tercüman bulunduracağız" dedi. Savcı İsmail Işık ise talebin usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, ayrıca Kürtçe savunma yapılmasının önünü açan 6411 sayılı Denetimli Serbestlik Kanunu'na uygun olmadığını savundu. Talebi değerlendiren mahkeme heyeti, birleşen iddianamenin henüz okunmadığını gerekçe göstererek, talebin bu aşamada yerine getirilemeyeceği yönünde karar aldı.
Anadilde savunma yapmak isteyen tutsak gazeteciler konuşturulmayacağı için, bugünkü ara karar duruşmasında yine avukatları onlar için söz alacak ve tahliye talebini yineleyecek.
Öte yandan davayla birleştirilen Mikail Barut ve İsmet Kayhan hakkında düzenlenen iddianamenin okunması ise bir sonraki duruşmada başlanacak.
Dört haftadır sürüyor
Aralarında BDP milletvekilleri, belediye başkanları, insan hakları savunucuları ve gazetecilerin de bulunduğu 108'i tutuklu 175 kişinin yargılandığı 'KCK ana dava' duruşması ise Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. 15 Ocak'tan itibaren devam eden davanın dünkü duruşmasına Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÖÇ-DER) Diyarbakır Şube Yöneticisi Abbas Çelik'e ilişkin delil ikamesinin okunmasıyla devam edildi. Çelik'in cezaevinde olduğu belirtilen Cihan adlı bir kişiyle yaptığı iddia edilen telefon görüşmeleri, KCK/TM kapsamında yapılan görüşmeler olarak değerlendirildi. Suçlamayı reddeden Çelik, "Telefon görüşmelerinde adı geçen Cihan benim tanıdığım Cihan değildir. İddianamede Cihan Deniz bir yerde geçiyor. Cihan Deniz, Haziran (2008) ayında yaşamını yitirdi. Fakat telefon görüşmelerimin teknik takibi Ağustos'ta başlamış. Savcı Cihan ismini nereye koyacağını bilememiş. Ayrıca bir diğer tanıdığım Cihan Kara ise parti çalışanıdır, o da cezaevinde değildir. Ayrıca Cihan ile yaptığım konuşmaların büyük bir bölümü Kürtçedir. Bunun tekrardan çevirisini talep ediyorum. Bu konuşmaların cezaevinden yapıldığının tahmin edildiği şeklinde iddianamede geçmiş. Savcı baz istasyonunun tam yerini tespit etmiş. İsteseydi o konuşmanın tam olarak nerden yapıldığını tespit edebilirdi. Fakat yapmamış. Ben savcının geçmişimden dolayı önyargılı davrandığı kanısındayım" diye konuştu.
HABER MERKEZİ