• Gazeteciler, bu kez eylemleri izlemek için değil, eylem yapmak için sokakta. Baskı, gözaltı, tutuklama, erişim engeli ve kayyum atanmasına karşı bugün 10 kentte sokağa çıkıyor.

ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL

Basın meslek örgütleri, İstanbul, Ankara, Wan ve Amed’in de aralarında bulunduğu 10 kentte eylem yapıyor.

İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) 2025 EngelliWeb Raporu’na göre; 2025 sonuna kadar (son 20 yılda) Türkiye’de 1 milyon 505 bin 484 internet sitesi ve alan adına erişim engeli getirildi. Sansür 2026’da da sürdü. İFÖD verilerine göre; yalnızca Eylül 2026’da bin 270 sosyal medya hesabı erişime kapatıldı. Engellenen hesaplar arasında gazeteciler, haber kuruluşları, akademisyenler ve hak örgütleri de yer aldı. İnternet sansürünü izleyen EngelliWeb’in X hesabı da 1 Ekim’de erişime engellendi.

300’ün üzerinde yargılama

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) Nisan 2025-Nisan 2026 dönemini kapsayan Basın Özgürlüğü Raporu’na göre ise bu dönemde 224 ceza davasında 300’ün üzerinde gazeteci yargılandı ve davalarda toplam 53 yıl 4 ay 16 gün hapis cezası verildi. Aynı dönemde en az 34 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı.

22 günde 6 gazeteci

1 Ekim 2026'dan itibaren ise 6 gazeteci tutuklandı, bir gazeteci ev hapsine alındı, bir gazeteci gözaltına alınıp serbest bırakıldı, bir televizyon kanalına kayyum atandı:

* 2 Ekim’de gazeteci Derya Okatan tutuklandı. Soruşturma, daha önce el konulan bir hard diskte bulunduğu ileri sürülen gizli bilgi ve belgelere dayandırıldı.

* 6 Ekim’de Hasan Güraksu tutuklandı. Burdur'daki yerel haber sitesi Gür Haber'in sahibi Güraksu, Burdur Devlet Hastanesi'nde hastalara bozuk et verildiğini haber yapmıştı.

* 9 Ekim’de Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı. Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ise ev hapsi kararı verildi. Sermaye piyasaları ve fon soruşturması hakkında haber ve sosyal medya yorumları nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymakla” suçlanıyorlar.

* 18 Ekim’de Mehmet Yılmaz tutuklandı. Yılmaz’ın Gülen bağlantısı ve ByLock kullanımı iddiaları nedeniyle tutuklandığı aktarıldı.

* 19 Ekim’de Murat Ağırel ev hapsinde olduğu evinden alınarak adliyeye götürüldü ve tutuklandı. Gerekçe ise kendisine bildirilen bir haberi araştırmak oldu.

* 21 Ekim’de İsmail Arı tutuklandı. BirGün muhabiri, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in şikâyeti üzerine “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlamaları” nedeniyle tutuklanma kararı verildi.

Gözaltılar ve kayyumlar

Bu sırada gözaltına alınıp serbest bırakılanlar da vardı. Bahadır Özgür, fon soruşturması hakkında yaptığı haberler nedeniyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği” iddiasıyla 16 Ekim'de gözaltına alındı. Haftada iki gün imza verme ve yurt dışına çıkış yasağı şartlarıyla adli kontrol uygulandı ve X hesabına erişim engeli getirildi.

Halk TV’ye 14 Ekim’de kayyum atandı ve yayın akışı durduruldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu'na yönelik soruşturmasında gözaltına alınan 12 kişiden dördü tutuklandı, dört kişiye ise ev hapsi cezası verildi, dört kişi de adli kontrolle serbest kaldı. Mali Şube ile Kaçakçılık ve Organize Suçlar polisleri kanalın İstanbul Zeytinburnu'ndaki merkezinde arama yaptı. Kanalın internet sitesi de kayyum atananlar arasındaydı.

Savaş ve sansür masası

Sendika.org editörü Tankut Serttaş, Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanı Pınar Gayıp ve gazetecilere hukuki destek sunan Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Veysel Ok ile gazetecilerin karşı karşıya kaldığı yargısal süreçleri ve sansüre karşı yürütülen hukuki mücadeleyi konuştuk.

Sendika.org Editörü Tankut Serttaş, haberler hakkında engelleme kararları verilmeye ve editörleri hakkında davalar açılmaya devam ettiğini belirtti. Serttaş, sitede yayımlanan haberleri kişisel hesaplarında paylaştıkları için okurlar hakkında da davalar açıldığına dikkat çekti. Basına yönelik sansürün yalnızca mevcut bir durumu gizlemek amacıyla uygulanmadığını belirten Serttaş, erişim engellerinin ardından büyük operasyonların, savaş kararlarının veya toplumsal tepki yaratacak gelişmelerin yaşandığına işaret etti. Serttaş, “Savaş ve operasyon kararlarının alındığı masa ile sansür kararlarının alındığı masa aynı masadır” dedi.

Gazetecilik hedef alınıyor

Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp, sosyal medya hesaplarının kapatılmasının ve haberlerin erişime engellenmesinin gazetecilik faaliyetlerini hedef aldığını belirterek, “Yapılan tüm bu uygulamalar, basit bir hesap engellemesi değil, halkın habere ve gerçeğe erişim hakkı ile gazetecinin gerçeği haberleştirme hakkına yönelik topyekun bir saldırıdır” dedi. Gazetecilik faaliyetlerinin soruşturma ve cezalandırma tehdidi altında yürütülmesinin otosansüre yol açtığını vurgulayan Gayıp, “Gazetecilikte suçu işleyenden mi yoksa mağdur olandan mı yana olunacağının seçilmesi kaçınılmazdır” diye konuştu. Erişim engellerine karşı yapılan hukuki başvuruların etkili sonuç vermediğini belirten Gayıp, sansürün aşılması için gazetecilerin ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Gayıp, “Bu sansür ve yasaklama politikalarını aşmanın temel yolu dayanışmadır. Bu dayanışma yalnızca gazetecilerin kendi arasında değil, halkla birlikte yürütülmelidir” dedi.

Hukuki gerekçesi yok

Erişim engeli kararlarında sıklıkla “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçelerinin öne sürüldüğünü belirten Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Veysel Ok, bu gerekçelerin engellenen hesap ve içeriklerle çoğu zaman örtüşmediğini söyledi. Kararların hukuki denetimden geçirilmeden verildiğine dikkat çeken Ok, siber güvenlik birimleri ve Emniyet tarafından hazırlanan listelerin sulh ceza hâkimliklerine iletildiğini, hâkimliklerin ise bu listeleri yeterince incelemeden onayladığını söyledi. Bu uygulamaların temel amacının bilgi akışını denetim altına almak olduğunu vurgulayan Ok, sosyal medya platformlarına ve bağımsız dijital medyaya yönelik engellemelerin toplumun farklı kaynaklardan haber almasını zorlaştırdığını kaydetti.

AYM ve AİHM kararları

Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından çok sayıda ihlal kararı verildiğini hatırlatan Ok, bu kararların uygulanmamasının yeni ihlallerin önünü açtığını söyledi.

Ortak mücadele

Barış sürecinin konuşulduğu bir dönemde Kürt medyasının hesaplarının engellenmesinin de bilgi akışını denetleme çabasının bir parçası olduğunu ifade ederek, “Hiçbir otoriter yönetim bilgiye erişimi bütünüyle engelleyemez” diyen Ok, muhalefet partilerinin de erişim engellerini ve sansürü daha güçlü biçimde gündemlerine alması gerektiğini belirtti. Ok, basın özgürlüğüne yönelik baskılara karşı verilen mücadelenin yalnızca gazetecilerin sorumluluğu olarak görülemeyeceğini söyleyerek, sansüre karşı toplumsal ve siyasi dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini kaydetti.