150 yıllık kuruluşlar aynı alarmda buluştu: 

  • Fransa’da hükümetin sosyal yardım ve dayanışma alanında çalışan kuruluşlara yönelik bütçe kesintileri, toplumun dezavantajlı kesimlerinden milyonlarca kişinin yararlandığı temel hizmetleri tehlikeye atıyor. 

GÜLNAZ DUMAN/PARİS

Fransa’da göçmenlerden engelli bireylere, evsizlerden yaşlılara, şiddet mağduru kadınlardan yoksul ailelere kadar milyonlarca kişinin yaşamında en az bir kez başvurduğu sosyal yardım, sağlık, bakım ve dayanışma kuruluşları, kamu kaynaklarındaki kesintilere karşı 12-17 Ekim 2026 tarihleri arasında ortak bir seferberlik başlattı.

“Ya gerçekten durursak?” sloganıyla yürütülen kampanya kapsamında yaklaşık 60 ulusal kuruluş, sosyal dayanışma alanına ayrılan bütçelerin azaltılmasına karşı imza kampanyası başlatarak hükümete çağrıda bulundu. Ayrıca ülkenin farklı kentlerinde eylemler de yapıldı. 

Yoksulluk ve sosyal ihtiyaçların giderek arttığını belirten kuruluşlar, kamu desteklerindeki gerilemenin yalnızca dernekleri değil, bu hizmetlerden yararlanan milyonlarca insanı da doğrudan etkileyeceğini vurguluyor. Kuruluşlara göre mevcut politikaların sürmesi halinde kadın sığınma evlerinden evde bakım hizmetlerine, engelli bireylere yönelik desteklerden mülteci ve göçmenlere sunulan hizmetlere kadar birçok temel sosyal hizmet alanı, ciddi risklerle karşı karşıya kalacak.

Fransa genelinde ortak seferberlik

Bu kampanyanın en çarpıcı yanı, çağrıyı yapan kuruluşların kim olduğu kadar, neyi temsil ettiğinde yatıyor. Çünkü alarm verenler yalnızca birkaç dernek yöneticisi değil. Fransa’da yaşlıların evlerinde kalabilmesini sağlayanlar, engelli bireylere destek verenler, şiddet mağduru kadınları koruyanlar, mültecilere hukuki yardım sunanlar, evsizleri barındıranlar ve yoksul ailelere ulaşanlar aynı anda seslerini yükseltiyor. Başka bir ifadeyle; bugün bu itirazları yapanlar yalnızca kurumlar değil, Fransa’nın onlarca yıldır omuzlarında yükselen dayanışma ağının kendisi.

Bu yüzden “Ya gerçekten durursak?” sorusu bir slogandan çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü bu soru, derneklerin faaliyetlerini durdurup durdurmayacağından çok, daha büyük bir meseleyi gündeme getiriyor: Ya gerçekten dururlarsa ne olacak? Kadına yönelik şiddet mağdurları nereye gidecek, evsizler kimin kapısını çalacak, engelli bireylere kim destek olacak, yaşlıların bakımını kim üstlenecek, mülteciler hukuki yardıma nasıl ulaşacak?

Örneğin Solidarité Femmes ağı, kadına yönelik şiddetle mücadele eden kampanya kapsamında en çarpıcı verileri paylaşan kuruluşlardan biri oldu. Kuruluşun verilerine göre; 2025 yılında 108 bin kadın 3919 hattından destek aldı. 7 binden fazla kadın ve çocuk ağı bünyesindeki yapılar tarafından barındırıldı. 51 binden fazla kadın ve çocuk çeşitli destek programlarından yararlandı. Federasyonun Genel Direktörü Mine Günbay’a göre devlet bir yandan kadınları şiddeti bildirmeye teşvik ederken, diğer yandan onları koruyan mekanizmaların kaynaklarını azaltıyor. Kuruluşa göre bu durum ciddi bir çelişki oluşturuyor.

Evsizler, yoksullar ve kırılgan gruplarla çalışan Fondation Armée du Salut ise, yıllardır kamu kurumlarının yetişemediği alanlarda hizmet verdiklerini hatırlatıyor. Vakıf, kesintilerin evsizler ve aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanları daha da olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.

Kampanyaya katılan kuruluşlar, hükümeti tam da bu sorularla yüzleşmeye çağırıyor. Onların verdiği alarm, birkaç kurumun mali geleceğine değil, Fransa’nın sosyal devlet anlayışına, toplumsal dayanışma kültürüne ve en kırılgan kesimlerini koruma kapasitesine ilişkin bir alarm niteliği taşıyor.

İmza kampanyası doğrudan Fransa hükümetine, parlamento üyelerine ve bütçe kararlarından sorumlu kamu otoritelerine hitaben hazırlandı. İmzacılar, sosyal yardım ve dayanışma alanındaki kaynakların azaltılmaması ve kamu desteklerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Bir bütçe tartışmasından daha fazlası

Sosyal hizmetlerin zayıflaması yalnızca yardım alan kesimleri etkilemez. İş gücü piyasasından sağlık sistemine, yerel yönetimlerden kamu harcamalarına kadar birçok alanda zincirleme sonuçlar ortaya çıkarır. Evsizlikte, yoksullukta, ruh sağlığı sorunlarında veya sosyal dışlanmada yaşanacak artışlar zamanla çok daha yüksek ekonomik ve  kamusal maliyetler doğurabilir. Bu nedenle birçok ekonomist ve sosyal politika uzmanı, dayanışma politikalarını bütçeden tasarruf edilecek bir kalemden ziyade, toplumsal istikrarın altyapılarından biri olarak değerlendiriyor.

150 yıllık bir dayanışma koalisyonu

Fransa'da sosyal yardım, sağlık ve dayanışma alanlarında faaliyet gösteren yaklaşık 60 ulusal ağ ve federasyonun aynı çağrı altında birleşmesi, kampanyayı son yılların en geniş dayanışma girişimlerinden biri haline getiriyor. Engelli haklarından evsizliğe, yaşlı bakımından mülteci desteğine kadar çok farklı alanlarda çalışan kuruluşların ortak bir çağrıda buluşması olağan bir durum değil. Bu nedenle birçok gözlemci tarafından kampanya, yalnızca bütçe kesintilerine yönelik bir tepki değil, sosyal devletin geleceği konusunda verilen ortak bir alarm olarak değerlendiriliyor. 

İmzacılar arasında kökeni 1865 yılına uzanan Fondation Armée du Salut (Kurtuluş Ordusu Vakfı), 1912’de kurulan La Cimade ve 1923’de kurulan Œuvre de Secours aux Enfants (OSE) gibi bir asrı aşkın geçmişe sahip kuruluşlar bulunuyor. Kampanyanın imzacıları arasında daha yakın dönemde kurulan yapılar da yer alıyor. Bunlar arasında 2013 yılında kurulan UDES, 2008 yılında kurulan Collectif Handicaps ve 2007 yılında kurulan Cohabilis bulunuyor.

Meydanlara taşınan kampanya

Bu kampanya yalnızca bir imza çağrısından ibaret değil. Kampanyayı yürüten kuruluşlar 12-17 Ekim tarihleri arasında Fransa genelinde çeşitli eylemler ve görünürlük çalışmaları düzenledi. Fransa Parlamentosu'nda devlet bütçesi ile Sosyal Güvenlik Finansman Yasası görüşmelerinin başladığı döneme denk gelen bu hafta boyunca amaç, kamuoyunun sosyal yardım alanındaki finansman krizine dikkatini çekmekti.

Lille, Caen, Arras, Nantes, Bourges, Lyon, Toulouse ve Montpellier gibi birçok kentte de gösteriler, basın açıklamaları ve sembolik eylemler düzenlendi.