Kobanê’de ölüm kalım savaşı sürüyor. Eskilerde, Berxwedan Gazetesi’nin Telekom’dan kiraladığı bir haber servisi vardı.

Gerilla Mücadelesinin ve Kürdistan’daki "özel savaş"ın dorukta olduğu yıllardı 80’li yılların sonrası.
Gerilla daha da baskındı.
Almanya’daki Kürtler sık sık bu telefon numarasını arar, birkaç DM ödeyerek güncel, bazen saat başı değişen haberleri alır, birbirlerine fısıldarlardı.
Avrupa’daki haber, kulaktan kulağa yayılır giderdi.
Sonrası uzun bir yayın serüveni.
"Kürdistan Basını" doksanlı yıllardan sonra, özellikle de 30 Mayıs 1992’de "Özgür Gündem" gazetesinin yayına girmesiyle başladı.
Devasa adımlar katedildi…
Gelinen noktada "Yeni Özgür Politika" dünden itibaren 16 sayfa çıkmaya başladı.
Zazaca (Kirmançî) bundan sonra sayfa olarak çıkacak.
şimdiden hissediyor ve biliyorum:
Bu gazete yakın bir gelecekte, "Türkçe" yazanların işine son verecek.
şimdilerde Türkçe yazanlar, bilmiyorlarsa, Kürtçe yazmayı öğrenecekler, biliyorlarsa, Türkçe yazdıkları kalemleri kırıp atacaklar.
Bu köklü bir değişim olacak.
Ancak şimdilere baktığımızda:
Türkiye’de "Özgür Gündem" olmazsa;
Avrupa’da "Yeni Özgür Politika" olmazsa,
MED-TV’nin mirasını devam ettiren ve sayısı 10’u aşan TV kanalı, Fırat, Dicle, ANHA ve daha çok haber ajansı olmazsa, Kobanê’de yaşanan dramı kimler yazardı ki?
Hangi yayın organları, "Dünyayı dize getiren güç" ABD’nin IŞİD’e karşı "vur ama öldürme" taktiğini yürüterek, Kürdistanî güçleri politikasını kabule zorlamak için, tetikte beklediğini gösterebilirdi ki?
Eğer Kürdistan basını ve bu gazete olmasaydı, kim Erdoğan’ın bir bayram sabahı, AKP’nin görüştüğü, ve "çözüm" için ortak seçtiği gücü kastederek: "IŞİD neyse PKK da bizim için odur" belirlemesinin arka planında duran planı deşifre için çaba gösterirdi ki?
Sonrasında da fazla enerjiden cinnet getiren Türk Enerji Bakanı, Erdoğan’ı tekrarladı. Ancak, çiller’in Hizbullah’ı ile Erdoğan’ın IŞİD’i aynı kaynaklardan besleniyor.
Kürdistan’daki uzun soluklu mücadelenin yarattığı zenginliğin devamı olan Kürdistan basını olmasaydı, Batman’lı Ceylan Özalp’in, Dersim’li kızlar gibi teslim olmamak için yaşamlarını kahramanca noktalamanın temelinde duran sırın ne olduğunu deşifre ederdi ki?
Murathan Mungan: "Genç olsaydım, şimdi Kobanê’deydim" demiş.
Ernest Hemingway 47’sinde İspanya içsavaşına komşuydu, haberler yaptı.
Mungan 59’unda Kobanê'ye komşu şiir yazsaydı, bilmiyorum ne olurdu? Ama yine de şiirsel bir duruş, öyle değil mi?
Türkiye, "Rojava"yı arka bahçesi yapmak istiyor.
Başaracağına inanmıyorum.
Türkiye’de "özel savaş" Başbakanları’na alışmıştı. şimdi Kürdistan’a karşı bir "özel savaş Cumhurbaşkanı" yükseldi.
Çiller döneminde, Kürdistan’daki "politik Kürt" nüfusunu 10 milyon tahmin edin.
Şimdi, AKP’yi içten fethedemeyen, ancak öyle olması gereken "Kürtler"i de hesaplarsanız, "Politik topluluk olarak Kürt"  olanların sayısı, belki de 30 milyondan fazla olur.
Unutulmamalı: Kürdistan’da da Türkiye’de de çok gözyaşı aktı.
Kendi kaderini belirlemek isteyen Kürtler’in nüfusu giderek çoğaldı, gelecekte daha da çoğalacak..
Kürtler’i 'IŞİD’mi yenecek?
Hiçbir askeri bilgim yok. Ancak, Kobanê’ye girecek güç, mahalleleri, sokakları, evleri, koruyan örgütlü bir kısgacın kurbanı olacak.
Ve biz yengiyi, bu gazeteden, ona yakın diğerlerinden: Kürdistan Basını’ndan dinleyecek, öğrenecek ve seyredeceğiz...