Savaş kentlerinde kurulan barikatlarla birlikte, Kürt hareketinin eylem çizgisinde bugüne kadar yer almamış yeni bir ayaklanma biçimi ortaya çıktı. Kürt hareketinin kentlerdeki somut eylem yelpazesi, yasal kitle gösterileriyle, barışçıl (silahsız-savunmasız) serhildanlar arasında oluşuyordu. Bu kez silahlı genç militanlar barikatlar, hendekler, perdelemelerin arkasına mevzilenerek mahallelerini kolluk güçlerinin girişine kapatıyorlar ve eylemlerini “öz savunma” olarak nitelendiriyorlar. “Öz savunma” eylemleriyle devletin kolluk güçlerine kapatılan kentlerdeki halkın demokratik temsil organları da “öz yönetim” ilan ediyorlar. 

Kürt hareketi içinde gelişen bu yeni inisiyatif reformist ve milliyetçi Kürt “siyasetçilerinin” açık ya da örtük eleştirilerine muhatap oluyor. Öz-savunma hareketlerinin bir “gençlik inisiyatifi” olarak yaygınlaşması ve barikatların, hendeklerin başında 16-25 yaşlarındaki gençlerin durması nedeniyle, PKK’nin devrimci gençliğin “maceracı”, “içi boş solculuğuna” yersiz bir biçimde pirim verdiği teması işleniyor. Önce olayı olduğu gibi kavrayalım.

YDG-H’nin öz savunma eylemleri durduk yere gelişmedi. AKP’nin bilinen katliam ve provokasyonlarının ardından 24 Temmuz’da Güney Kürdistan’daki PKK mevzileri bombalanmaya başlandı. 7 Haziran’da AKP’yi bölgede tabela partisine dönüştüren Kürt halkı, gayrı meşru AKP Hükümetinin savaşı yeniden başlatması karşısında barışçı protesto hareketleri geliştirdi. Kitlesel protesto eylemlerine Kürdistan’ın hemen her yerinde ateş açıldı ve geniş çaplı tutuklamalar başlatıldı. 26 Temmuz’da Cizre’de Abdullah Özdal, 27 Temmuz’da Diyarbakır’da 11 yaşındaki Beytullah Aydın, Nusaybin’de 27 yaşındaki Abdulkadir Aslan ve Seyithan Dede öldürüldü. Kısa bir sürede 1000’e yakın kişiye ulaşan bir tutuklama dalgası başlatıldı. 

Tutuklamalar “13 Şehit Cenazesi Krizi”nde de görüldü. 27 Temmuz’da Cizre’nin Yafes mahallesinde gençler, tutuklamaları durdurmak için ilk hendekleri kazdılar ve önüne kum torbalarıyla barikat kurdular. Ardından Şırnak’ın Vakıfkent mahallesinde Cizre’nin Nur mahallesinde YDG-H’li gençler tutuklamaları önlemek için mahalle girişine barikatlar kurup hendekler açtılar. 5 Ağustos’ta cenazeler Habur’dan alındı. Tutuklamaların önüne geçmek için açılan hendekler, 6 Ağustos’ta Silopi’nin Zap mahallesinde ortaya çıktı. 7 Ağustos’ta polis mahalleyi keskin nişancılarla kuşattı ve barikatlara saldırarak 3 kişiyi öldürdü. Barikatlardaki gençler hala silahlı değillerdi, kendilerini havai fişekler ve molotof kokteylleri ile savunuyorlardı. 

Şırnak, Cizre, Silopi ve İdil Halk Meclisleri “öz savunma”ya geçeceklerini ilan ettiklerinde 10 Ağustos’du. 11 Ağustos’ta Silopi’de 4 gün önce 3 kişiyi öldürdükleri Zap mahallesine operasyona giden polis aracı mayınla patlatıldı ve 4 polis yaşamını yitirdi. Hendekler Silvan’da 10 Ağustos’da, Sur’da ve Nusaybin’de 13 Ağustos’da kazıldı. Nusaybin’de polis saldırısına mayınla yanıt verildi. Silvan barikatlarındaki gençler artık silahlanmaya başlamışlardı. Keskin nişancılara karşı perdelemeler de Silvan barikatında belirdi. 15 Ağustos’ta ise HPG’ye bağlı gerillalar Varto’da kontrolü ele geçirdi ve ilçenin gençleriyle birlikte bir hafta boyunca sürecek silahlı öz savunmayı örgütledi. Bugün Kürt “savaş şehirlerinde” gördüğümüz silahlı öz savunma modeli Varto’dan itibaren genelleşti.

Sonuç olarak bugünkü barikatlı, hendekli, silahlı öz savunma hareketleri yaygın tutuklamalara ve yargısız infazlara karşı kentlerde gelişen direnişinin devrimci gençlik üzerinden gerillayla buluşmasının ürünü olarak ortaya çıktı ve Kürt halkının mücadelesinde bugüne kadar görülmeyen bir yeni durumu temsil ediyor. Filistin için Gazze, İrlanda için Belfast neyse, Kürt hareketi için de Sur, Silvan, Nusaybin, Cizre, Silopi, Şırnak odur. “Ol” denildiği için olmamıştır; “olmasın” denildiğinde de yok olmayacaktır. 

Reformist ve milliyetçi Kürt “siyasetçileri” artık yeni bir siyasi gerçeklikle karşı karşıya olduklarını anlamalılar. Gerçek, hoşumuza gitse de gitmese de gerçektir ve siyasi mücadele gerçekler üzerinden yürütülür. Gazze’yi “istemeyen” bir Hamas, Belfast’ı “istemeyen” bir Sinn Fein ne kadar mümkünse, Sur, Silvan, Cizre, Nusaybin barikatlarını “istemeyen” bir Kürt siyaseti de o kadar mümkündür.