Amed’in Sur İlçesi’nde 80 gündür direnişi bastıramayan Türk devleti, burada da toplu katliamlar için uğraşıyor.

Önceki gün 200’e yakın kişinin bodrumlarda mahsur kaldığı evlerin bulunduğu mahalleleri tank ve toplarla bombalayan, ilçe üzerinde savaş uçaklarıyla alçak uçuş yaparak gözdağı veren, gece de saldırılarını sürdüren Türk işgal güçleri evlere yönelik bombardımana dün de devam etti. Bombardıman ve çatışmaların yoğunlaştığı Hasırlı Mahallesi’nde top atışları ve ağır silahlarla gerçekleştirilen saldırı DİHA kameralarına da yansıdı. İki binada saldırı sonrası büyük yangın çıktı ve mahalleyi dumanlar sardı. Saldırıların yaşandığı bölgelerin üzerinde de iki helikopter ve bir insansız Hava Aracı (İHA) uçuş yaptı. Bombardıman sonucu ilçede mahsur kalanlardan yaralananlar oldu. 


19 kişinin ismi daha açıklandı

Bodrumlarda yaklaşık 200 kişinin bulunduğunu belirten DİHA Muhabiri Mazlum Dolan, kendisiyle birlikte bir evin bodrumunda kalan 30 kişiden 19’unun daha ismini bildirirken, aralarında çocuklar ve bebekler de var. İsimleri şöyle: Ekrem Karatay, İhsan Karatay, Ekrem Karatay, Ahmet Karatay, Aynur Aslan, Gülistan Aslan (11), Rojda Aslan (6), Muas Aslan (4), Özgür Aslan (3), Hülya Erkaplan, Semia Sürer, Seda Aslan, Elif Aslan (4), Ferat Efe, Mehmet Aktaş, Mahmut Yılmaz (12), Murat yılmaz (14), Vedat Yılmaz, Ayşe Yılmaz. 

Diğer evlerde de 30’ar 40’ar kişinin olduğunu ancak, saldırılardan dolayı sağlıklı bilgi alamadıklarını söyleyen Dolan önceki gün ise Fahri Ateş (60), Fatma Ateş (55) ve çocukları Fatma Ateş (27), Beritan Ateş (17-18) ile Sinem Ateş’in (23) bodrumda kalanlar arasında olduğunu duyurmuştu. 


Çok Acil Yardım!


Dolan dün DİHA merkezi ve HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’i arayarak, bombardıman ve saldırılar nedeniyle mahallelerde çok sayıda yaralı olduğunu belirterek acil yardım istedi. DİHA’yla konuşmasında su bulmak için bulunduğu bodrumdan çıktığında atılan havan mermisinin parçalarının isabet etmesi sonucu Fatma Ateş (55) adlı kadının ayağından ve omzundan yaralandığını belirten Dolan, durumunun ağır olduğunu belirtirken telefon kesildi. Dolan, Demirel’le yaptığı görüşmede ise “Çok acil ambulans lazım. Yaralı kadınlar var burada. Kadınların içerisinde teyzem de var” dedi. Bombardıman seslerinin de duyulduğu konuşmada birkaç dakika ardından kesildi.


’Nefes alamıyoruz’

Gazeteci Dolan DİHA’ya dün saat 14.29’da attığı mesajda bombardımanın devam ettiğini aktararak, “Hala yoğun bombardıman var. Nefes alamıyoruz, dışarı çıkamıyoruz, boğulacağız burada” dedi. 


‘Annem çok kan kaybediyor’

Sur’da dün sabah su bulmak için evden çıktığında havan mermisinin isabet ettiği Fatma Ateş ağır yaralandı. Annesinin yanında bulunan Sinem Ateş saat 13.50 sularında telefonla amcası Abdulgaffur Ateş’i arayarak yardım istedi. Bu sırada yakınları için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunmak amacıyla İHD Amed Şubesi’nde olan amcasına annesinin ağır yaralı olduğunu söyleyen Sinem Ateş, şunları aktardı: “Annem sabah saat 10.00 civarında evin avlusuna çıktığı sırada şarapnel parçası isabet etti. Ağır yaralı, çok kan kaybediyor. Yüzü tanınmaz halde. Biz Hacı Hamit Camii yakınlarındayız. Ambulans gelirse görebiliriz.” 

Ambulansa asker engeli 

Bu bilgiler üzerine İHD yöneticileri 112 Acil Servisi arayarak belirtilen yere acil olarak bir ambulansın gitmesini istedi. Servis yetkilileri ise, belirtilen yere ambulans talebinde bulunulduğunu, talep üzerine gidilmek istendiğini, ancak askerin “güvenlik” gerekçesiyle izin vermediğini aktardı. 


Yaralılara gözaltı 

Ağır yaralı Fatma Ateş’in ambulansla mahalleden alınması için ise Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi Türkiye Raportörü Kati Piri ile HDP’li vekiller ve DBP’li belediye eşbaşkanlarından oluşan heyet, Diyarbakır Vali Yardımcısı Mehmet Demir ile görüştü. Görüşmenin ardından saat 17.00’ye kadar Dört Ayaklı Minare’den yaralıların çıkarılmasına izin verileceği kaydedildi. Sur Gragos Kilisesi önünden yaralıları almak üze HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, HDP İl Eşbaşkanı Gülşen Özer ve AP heyetinden 5 kişi gitti. Yaralılardan 3’ü kadın 6 yaralı ambulansa alındı. Yaralı bir kişinin hastaneye kaldırıldığı 5 kişi ise gözaltına alındığı ancak nereye götürüldüğünün bilinmediği bildirildi. 


Fatma Ateş yaşamını yitirdi 

İlerleyen saatlerde ise hastaneye kaldırıldığı bildirilen kişinin şarapnel parçasıyla ağır yaralan Fatma Ateş olduğu ve saatler sonra giden ambulansla cansız bedeninin taşındığı kaydedildi. 



’Tek tek binadan çıksınlar!’

Sur’da yakınları mahsur kalan ailelerin tek istekleri ise ablukanın sona ermesi ve yakınlarına sağ salim kavuşabilmek. Savaş Mahallesi’nde bir evde mahsur kalan yakınları için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Valiliği’ne giden ailelere “beyaz bayrakla tek tek binadan çıksınlar” denildi. Ancak çıkanların öldürülmeyeceklerine dair hiçbir güvence verilmedi. Cizre’de de benzer bir dayatmada bulunulmuş, evden çıkan 16 yaşındaki çocuk keskin nişancılar tarafından infaz edilmişti. 



Yaralıların sayısı artıyor 

Adem Tarin’in kızı Remziye Tosun ve iki torunu da mahallede mahsur kalanlar arasında. Çocuklardan birisi 9, birisi 1 yaşında. 

Kızıyla önceki gün çok kısa görüştüğünü anlatan Tarin, “Binanın üzerine top atışı yapılmış. Evin yarısı yıkılmış. Ayrıca bu atıştan 5 kişi daha yaralanmış. Daha önce de 9 yaralı vardı o binada. Şimdi yaralıların sayısı da arttı” dedi. 
Ablukanın kaldırılmasını isteyen Tarin, “Ablukayı kaldırsınlar, sokağa çıkma yasağına son versinler ya da bir koridor oluştursunlar ve biz gidip yakınlarımızı alalım” dedi.

Bu son konuşmamız olabilir 

Mehmet Karatay’ın kardeşleri İhsan ve Ahmet Karatay ile amcası Ekrem Karatay da mahsur kalanlar arasında. 
Kardeşi işe yaptığı son telefon görüşmesini aktaran Karatay şöyle konuştu: “Kardeşim bana, ‘Bu son konuşmamız olabilir’ dedi. Bize, burada katledilsek de, başımıza bir şey gelse de, siz yine de sürekli gülün. Düşmana inat gülün. Biz burada Cizre’de olduğu gibi bir katliam ile karşı karşıyayız. Çocuklarım sana emanet. Kendinize iyi bakın.”




Beyaz bayrak da delik deşik


Sur’da mahsur kalan Seniha Sürer’in (46) kızı Sultan Sürer’in Mersin’de yaşayan kızı, “Annem babamın tüm ısrarlarına rağmen evini bırakmadı. Annem babama, ‘Eğer ben öleceksem de toprağımda şehit olarak ölmek istiyorum’ diyordu” diyerek annesinin tüm ısrarlara rağmen Sur’u terk etmediğini belirti. Annesiyle en son 17 Şubat akşamı telefonla görüştüğünü söyleyen Sürer, “Devlet güçlerinin çok yaklaştığını ve her an katliamla karşı karşıya kalabileceklerini anlattı” dedi. Annesinin, devlet güçlerinin kaldıkları eve astıkları beyaz bayrağa dahi ateş açarak delik deşik ettiğini anlattığını dile getiren Sürer, annesinin iki odalı bir evin bodrum katında olduğunu ve yanında yaralı sivillerin olduğunu paylaştı. Amed’e doğru yola çıkan Sürer, “Ben oraya belki annemin cenazesini almaya gidiyorum ama onlar orada iken burada dayanamıyorum” dedi. n


AMED






Gazeteciler Sur’a yürüdü


Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC) üyeleri ve Haber Nöbeti için Amed’e giden gazetecilerin Sur’da mahsur kalan DİHA Muhabiri Mazlum Dolan’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 200 kişi “yaşam koridoru”nun açılması talebiyle Sur’a yürümek için Şeyh Sait Meydanı’nda bir araya geldi. Gazetecilerin etrafını zırhlı araç ve bariyerlerle kuşatan polis yürüyüşe izin vermedi. Diyarbakır Valiliği’ne bir mektup gönderen gazeteciler, meslektaşları Dolan ve diğer tüm vatandaşların can güvenliğinden valiliğin sorumlu olduğunu belirtti. 


Babası: Ne mutlu bana 

Mazlum Dolan’ın babası Remzi Dolan da Sur’a gerçekleştirilmek istenen yürüyüşe katıldı. Oğlunun Sur kuşatmalarının başladığı ilk anlardan itibaren Sur ile iletişimini kesmediğini, haber takibi için devamlı Sur’a gittiğini belirten Dolan, “Gerçekleri ortaya çıkarmak ve doğru ve en yalın haliyle haberleri paylaşmak için çabalıyordu” diye konuştu. Mahsur kaldığı bodrumda da oğlunun görevini yapmaya devam ettiğini söyleyen Dolan, “Zor şartlara kendi görevini yapıyor. Sur’da yaşatılmak istenen katliamları haberleştirip herkesi yaşananlardan haberdar ediyor. Dünya kamuoyunu Sur hakkında bilgilendiren böyle bir evladın babası olduğum için ne mutlu bana” dedi. 



Sur 2. Cizre olmasın


Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesinin 83’üncü gününde baro üyeleri Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı. Diyarbakır Baro Başkanvekili Av. Ahmet Özmen, Elçi’nin katledilmesinin ardından 83 gün geçmesine rağmen soruşturma dosyasında herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini ve Elçi davasının hala aydınlatılamadığını söyledi. Sur’daki kuşma ve saldırılara işaret eden Özmen, “Sur’da aralarında bebek ve yaşlıların da bulunduğu çok sayıda sivil mahsur kalmış durumda. İkinci bir Cizre vakasının yaşanmaması için devlet yetkilileri derhal buradaki yurttaşların yaşam haklarını koruyarak güvenli bir şekilde yurttaşları çıkartması gerekmektedir” dedi. 



4 Türk savaş elemanı öldü 

Sur’da direnişi kıramayan işgalci güçler, kayıp vermeye devam ediyor. Dün sabah 05.30’dan itibaren silah seslerinin arttığı ilçede 5 büyük patlama sesi duyuldu. İşgalci güçler ile YPS ve YPS-Jin güçleri arasında yaşanan çatışmalarda 2 asker ve 2 polis öldü, 3 asker de yaralandı. Operasyonların yoğunlaştığı Hasırlı Mahallesi’ndeki Özel Kuvvetler Komutanlığı timinin içinde bulunduğu eski bir bina tespit edilemeyen bir nedenle çöktü. Binada bulunan 9 özel harekatçı kurtarılırken, 3’ü göçük altında kaldı.