Yazılı bir açıklama yayınlayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 12 Mart askeri muhtırası, 12 Mart 1996 Gazi Direnişi ve katliamı, 12 Mart 2004 Qamişlo direnişi ve katliamını hatırlatarak, Kürt Özgürlük Hareketi'nin duruşunu tekrarladı.

Türkiye’de seçimlere üç haftadan az bir zaman kaldığına dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, bu günlerde yapılacak olan çalışmaların son derece önemli olduğunu; BDP’nin bu son üç haftada göstereceği çalışma temposu, disiplin ve kararlılık düzeyi ile ortaya çıkaracağı sonuçların, seçim sonuçlarını kesinlikle belirleyeceğini vurguladı. Açıklamaya şöyle devam edildi: "Artık her şey, tüm zaman ve çalışmalar tarihi bir zafer kazanmak için olmalıdır. Adaylar ve meclis üyelikleri netleşmiştir. Bu günden sonra bu konularda tartışılacak hiçbir şey yoktur. Herkes mutlaka belirlenen BDP adaylarının kazanması için çalışmalıdır. Gece gündüz demeden tam bir seferberlik ruhuyla çalışmanın zamanı tam da şimdiki zamandır. Kim ki bunun aksine hareket eder, anlamsız tartışma ve çekişmelere girerse bilmelidir ki, bu tutumuyla sömürgeciliğe ve düzen partilerine hizmet etmiş olacaktır. AKP’nin ve diğer düzen partilerinin aşiretçiliği, kabileciliği, aileciliği, mezhepçiliği geliştirerek Kürtlerin ve dostlarının irade ve birlik ruhunu parçalamak istediği bilinmektedir. Bunun için aşiret, aile ve kabileleri birbirlerine karşıtlaştırma, halkta inançsızlık geliştirme, AKP'ye oy verdirtme, dedikodu ve manipülasyon yöntemleriyle moral bozma vb. kirli yöntemlerle BDP’nin önü alınmaya çalışılmaktadır. Kürdistan’da birçok seçim yerlerine asker, polis ve memur gönderip oy kullandırtma hesabını yapmaktadırlar. CHP, MHP ve Fethullah Gülen tam bir güç birliği ile hareket ederken, AKP ise para ve rüşvet dahil her türlü kirli ilişkileri kullanarak tüm gücüyle seçimlere yüklenmektedir.”

Demokratik Özerklik için

Kürdistan’da bu seçimlerin nasıl bir anlam ifade ettiğinin açık olduğu da belirtilen açıklamada şunlara yer verildi: ”Seçimlerde kazanılan başarı, Kürtler ve dostları için Kürt Halk Önderi ile birlikte halkımızın özgürlüğü demektir; Demokratik Özerklik demektir, barış, demokrasi ve özgürlük demektir. BDP adaylarına verilecek oyların böyle bir anlamı olacaktır. Buna karşı olanlar ise, kesinlikle Kürt sorununun çözümünü ve Reber Apo’nun özgürlüğünü istemeyen; savaş ve katliam isteyenler olacaktır. Bu nedenle mezhep, dil, din, aşiret ve bölge ayırımı yapmadan tüm Kürdistanlıların ve Kürtlerin dostlarının oylarını BDP'ye vermesi barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik temelinde kardeşçe bir arada yaşamanın gereğidir. Namuslu ve yurtsever hiçbir Kürt AKP’nin ve diğer düzen partilerinin ne para rüşvet ve kirli ilişkilerine tenezzül etmeli ne de bunların baskı ve saldırılarına boyun eğmelidir. Yurtseverlik gereği onurlu duruş hiçbir dönem olmadığı kadar bu gün ulusal birlik bilinci ile BDP’yi ve adaylarını desteklemektir. Halkımız AKP, CHP ve Fetullah Gülen zihniyetine mahkûm olmadığını bu seçimlerde BDP ye vereceği oy ve göstereceği büyük destekle bir kez daha ortaya koymalıdır.”