Gazetemizin 7. kuruluş yıldönümü vesilesiyle Almanya’nın Mainz kentinde okuyucularımızla buluştuk. ‘Yeni Özgür Politika ile Dayanışma Gecesi’nde

9 Ocak’ta Paris’te katledilen 3 kadın Kürt siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez de anıldı.
Sunuculuğunu Zilan Serhat’ın yaptığı gecemizde yazarımız Ferda Çetin, Kürt basın tarihi üzerine düşüncelerini aktarırken, Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Üyesi Nilüfer Koç ise katledilen üç kadın devrimciyi anlattı. Dayanışma gecesine yaklaşık 2 bin kişi katıldı.  

Sizin sesinizi kısmaya çalışıyorlar

Açılış konuşmasını, gazetemizin editörlerinden Meral Çiçek yaptı.
Çiçek, „Büyük umut ile ağır matemin içiçe geçtiği bir dönemde bizleri buluşturan büyük ideallerimize olan sarsılmaz inancın neferlerine saygımızı sunuyoruz“ diyerek sözlerine başladı. Çiçek devamla şunları söyledi: „Türk devletinin ve uluslararası müttefiklerinin Kürtlere ve onun özgür sesi olan Kürt medyasına karşı, tüm kozlarını seferber ederek taarruz halinde olduğunu hepimiz iyi biliyoruz. Özgür basının en küçük kasabadaki bürosunun işlevsiz kılınmasından uydulara müdahaleye kadar, NATO ittifakındaki varlığını şantaja çevirmekten milyar dolarlık ihaleleri peşkeş çekmeye kadar sınırsız bir cömertlikle sizin sesinizi susturmaya çalışıyorlar. Tutukluyor, bombalıyor, kapatıyor, öldürüyor ama bunlar, onurlu bayrağı yere düşüremiyor. Paris’te Sara ve arkadaşları için yasa ve öfkeye ortak; Amed’in bağrındaki haykırışın kanalı; Dêrsim, Maraş ve Mersin’deki son vedanın tanığı oluyoruz. Zulüm ve hile üzerine kurulan bir devletin zulüm eşliğindeki yeni hilelerine karşı ilk ses oluyoruz. Katliam ile barış paradoksuna karşı çıkıp barışın yanında duruyoruz. Rojava’da devrim sevinciniz olurken, uluslararası oyunların yansımasının ve oradaki halkımızın ambargo altında tutulmasının haklı isyanı oluruz. Güney’deki kazanımları sahiplenip etrafındaki ateş çemberine karşı korurken, idarecilerinin yanlışlarına tolerans göstermeyiz. Doğu’yu egemenliğinde tutan katmerli zulüm devletine kafa tutanların soluğunu sizlere yansıtırken, kirli tuzakların piyonluğunu reddetmeyi yüceltiriz. Kazakistan’ın bir köşesinde sürgüne mahkum edilen Kürt’ün hasretine de, Almanya’daki Kürt’ün kalabalıklar içindeki yalnızlığına da ortak oluruz. Kısacası dünyaya zulmün oburluğunu da, isyanın asaletini de biz anlatırız.“

Tek gücümüz okurlarımızdır

Çiçek yayın çizgimizi özetledikten sonra, okurlarımıza bir çağrıda da bulundu: „Bizim dayanağımız, ayakta kalmamızı sağlayan tek güç siz okuyucularımızdır. Daha güçlü ve nitelikli bir gazete için hepinizi gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya güç vermeye ‘Her evde bir gazete’ ilkesinden yola çıkarak, gazetemize abone olmaya, eleştiri ve önerilerinizle gazetemizi güçlendirmeye ve sahip çıkmaya çağırıyoruz. Dayanışma azminiz ve desteğiniz için tüm arkadaşlarım adına şükranlarımı sunuyorum.“

Özgür basının devamıyız

Yeni Özgür Politika’nın 7.yıldönümü için burada bulunduklarını ama Paris’te üç Kürt kadın siyasetçi katledilince, onların hüznünün yaşandığını ifade eden yazarımız Ferda Çetin de, „Şehitlerimizin son halkası olan bu arkadaşların anısını önünüzde saygıyla eğiliyorum“ sözleriyle konuşmasına başladı.  Çetin konuşmasını şu şekilde sürdürdü: „Kürdistan’ın düşmanları, Kürt halkının düşmanları, Kürt halkının özgürlüğünü istemeyen güçler, Kürt halkının kurumlaşmasını da istemeyen güçlerdir. Bu kurumlaşma bir yönüyle meşru savunma anlamında gerilla mücadelesi ise diğer alan siyasal ve kültürel alandır. Bütün bunlar genel mücadeleyi ilgilendiriyor. Ama bunların içinde kadın mücadelesi, diğer bileşenlerden çok daha önde geliyor. Biz çok iyi biliyoruz ki, diğer toplumlar açısından da Kürt toplumu açısında da, kadının özgürlüğü toplumun en önemli, en etkili adımıdır. Bu noktada mücadelemizin çok önemli değerleri söz konusudur. Bu 3 şehit arkadaşımız da bu yürüyüşün somut ifadeleri olarak, anılarımızda sonsuza kadar yaşayacaklardır.  Yeni Özgür Politika’yı anlatmak isterdik, Yeni Özgür Politika niçin önemlidir? Yeni Özgür Politika’nın yaşaması niçin gereklidir, uzun uzadıya anlatmak durumunda değiliz. Ama son 50 yıllık özgür basın geleneğinde, Yeni Özgür Politika özel bir anlamı ifade ediyor.“

Teksir makinesinden medya kuruluşlarına

Kürt basın geleneğinde Sakine Cansız’ın yerine değinen Çetin, „Sakine Cansız arkadaş da Kürt basın geleneğinin kurumlaşması, büyümesi ve kesintisiz bir hal almasına vesile olan insanlardan biridir. Yani bugün onlarca televizyon, gazete, dergi birden ortaya çıkmadı. Bunlar, para gücüyle ortaya çıkarılacak değerler değil. Yeni Özgür Politika’nın da, birçok dergi ve televizyonumuzun kaynağı sadece bir teksir makinesidir. Bu mücadele daha ilk grup aşamasındayken -ki bu grubun içinde Sakine Cansız arkadaş da vardır- basın faaliyeti bir teksir makinesi ve bir daktilo ile ortaya çıkmıştır. Bunu biz, onların anılarından, onların yazılarından öğrendik. Bir teksir makinesini kamulaştırdıktan sonra diyorlar ki, ‘Biz artık neredeyse basın yayın alanında en büyük güce sahip hareket haline geldik.’ Bizim basın yayın faaliyetinin temeli o teksir makinesidir. Tesir makinesinden günümüze kadar basın şehitlerimizin diğer şehitlerimizin emeği, alın teri ve çabalarıyla bugünlere geldik“ şeklinde konuştu.
Ferda Çetin konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: „Burada sadece destek gecesi yapmıyoruz veya sadece anma gecesi yapmıyoruz. Burada bulunmamızın başka bir anlamı var; karşıtlarımızın, Kürt toplumunun özgürlüğünü istemeyen egemenlerin, sömürgecilerin onlarca, yüzlerce basın yayın organı, yüzlerce televizyonları var. Fakat Kürtler de, bu güçler kadar artık kendi kurumlarını, kendi yayın organlarını oluşturarak mücadelesini sürdürüyor. Yeni Özgür Politika öyle bir gelenekten geldi. Emekle, çabayla, zorluklarla mücadele ederek bugünlere geldi. Bu emek ve çabanın bundan sonra da devam edeceğine inanıyorum.“

Kurşun düşünceye sıkıldı

Gecenin bir diğer konuşmacısı da KNK üyesi Nilüfer Koç’tu. Paris’te gerçekleştirilen katliama dikkat çeken Koç, „Bu tarihe nasıl bir cevap vereceğimizi sizler ile paylaşmaya geldim“ dedi. Koç konuşmasında şunları belirtti: „34 yıl boyunca baskının, zulmün, sömürünün her türlüsüne karşı inadı ile mücadele eden Sakine Cansız’ın yoldaşı olmak kolay değil. Sakine Cansız’a, Fidan Doğan’a, Leyla Şaylemez’e yoldaş olmak, mücadeleye bundan sonra on katıyla devam etmektir. Sara nasıl Esat Oktaylara karşı boyun eğmeyerek, Dêrsim’in asiliği, inadı ile durduysa, biz de bütün Esat Oktaylara karşı meydan okuyacağız. Değerli kadınlar, Sara’yı, Rojbîn’i ve Ronahî’yi kafalarından vurdular. Beyinlerinden vurdular. Çünkü onların beyinlerinde Önder Apo’nun özgürlük düşüncesi vardı. Üçer kurşunu beyine sıkmak, düşüncelerine sıkmaktır, özgürlüğe sıkmaktır. Önder Apo’nun ilkelerine kurşun sıkmaktır. Bir yandan bunu yap, öte yandan barış de. Hangi barış? Biz, 21 Aralık’tan 18 Ocak’a kadar 34 özgürlük savaşçımızı gömdük. 31 Aralık’tan 18 Ocak’a kadar 200’ü aşkın insanı cezaevine tıkadılar. Hangi barış? Sakine’ye sıkılan kurşun başlatılan görüşmelere sıkılan kurşundur. Çünkü Sara, Rojbîn ve Ronahî arkadaşlar Önder Apo’nun en sadık yoldaşlarıydılar. AKP, zindandaki son direniş halkasından sonra Önder Apo’nun ayağına gitmek zorunda kaldı, bunun intikamını Sara’dan aldı, bunun intikamını Sara şahsından bizlerden aldı. Sara tarihimizde sadece PKK’nin kuruluşunda yer alan ilk ve son kadın değildir. Sara aynı zamanda direnişi ile bizleri direnişe davet eden, bizlere direnişi öğreten, büyük bir kadındır.“
Koç, Avrupa devletlerinin PKK’yi terör listesine almasının da Türk gladyosuna umut verdiğini, Paris’te infazların bunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Koç konuşmasını „Biz kazanacağız çünkü biz Önder Apo’nun özgürlük felsefesine dayanarak, ‘Jîn Jiyan Azadî’ deyip ilerleyeceğiz“ sözleriyle noktaladı.
Atılım gazetesi ise geceye bir mesaj göndererek, Paris’teki katliamı kınadı.
Metin Zindan da Paris’te katledilen üç devrimci Kürt kadını anısına yazdığı „Üç Özgürlük Çiçeği“ adlı şiiri okudu. Geceye katılan sanatçılar Ozan Cömert, Erdoğan Emir, Erol Berxwedan ve Rojda söyledikleri hüzünlü şarkılarının yanı sıra Paris’teki katliamı kınayan açıklamalar yaptı.


ŞAHİN BOZLAR/NİHAL BAYRAM